Processed with VSCOcam with c1 preset

Bundan böyle aralarında olacağım ve bundan gurur duyduğum isimlerin yazılarıyla dolu Bavul Dergi 6. sayısında yayımlanmış yazım:

Her fırsatta ikiye üçe beşe ayrılabilen insanlığı, şu tutum bağlamında da ikiye ayırabiliriz: bir hedef için yola çıkanlar ve yola çıkanlar.

Bir hedef için yola çıkanların aklında final destinasyon vardır. Önlerine çıkan sapaklara, ağaçların arasından merak uyandıran patikalara sapmazlar. Onlar için yol bitmesi gereken bir araçtır. Yolda geçirilen zaman ne kadar azsa o kadar iyidir hatta. Hedef saplantısıyla yola çıkanlar onları hedeften saptıracak her türlü ‘yeni’ ve ‘bilinmez’e kaparlar kendilerini. Gidecekleri yere önce onlar varırlar ama yolculuğun tadını da pek çıkarmazlar. Önlerinde tek bir olasılık vardır, o da hedefledikleri son duraktır. Sürprizler iyi veya kötü olabilir evet, onlar riske girmezler.

Yola çıkanlar farklıdır. Onların da gözünün önünde bir hedef, varılacak bir yer vardır belki ama bu hedefe takıntılı değillerdir. Yolun onları götürdüğü yere gidebilirler. Yolda fazla zaman geçirmek onlar için olumsuz bir durum değildir asla. Bilinmeyen sapaklar, hedeflerinden daha güzel, keşfedilmemiş yeni yollara ve destinasyonlara çıkabilir çünkü.

Yola çıkanlar daha yavaş  yürürler, çiçekleri koklamak ya da gün batımını izlemek için mola verirler, gidecekleri yere geç varsalar ya da bambaşka bir yerde de bulsalar kendilerini iyi vakit geçirmişlerdir nasılsa, önemli olan da budur. Onlar varmayı değil yolda olmayı severler aslında, sürekli değişen şartlar, iyi ya da kötü sürprizler, yolu bir araç olmaktan çıkarıp deneyim haline getirir. Çünkü kendini şartlamadığın zaman yol sonsuz olanaklara açılan bir kapıdır.

Geriye dönüp hayatıma baktığımda, beni ben yapan, şu an bulunduğum yerde olmamı sağlayan kararlarımda ortak nokta şu: ben hep yola çıkmışım. Aklımda güzel bir resim ve bir yönle, takıntı haline gelmiş bir hedef belirlemeden, eninde sonunda resimdeki gibi bir yere varacağımı bilerek ara sokaklara sapmışım. Ne iyi etmişim. Tutturacak hedefe takıntılı olmayınca hayatın benim için benden daha iyi planlar yaptığını da böyle anladım.

yolun-basi-bavul-dergi-mart-2016-cizenbayan-elif-tanverdi

Peki bunca lafı niye anlattım?

Aynı sayfaları paylaşmaktan gurur duyduğum yazarların müthiş yazılarıyla dolu Bavul’da artık ben de varım.

Çıktığım yolları, tırmandığım yokuşları, soluklandığım düzlükleri, kaybolduğum sokakları, yolumun kesiştiği yoldaşları, vardığım manzaraları, elimde, içinde birkaç parça eşya bir bavulla evimden ailemden arkadaşlarımdan uzakta kendi içimde daldığım maceraları, aşkları, umutları, uçan kuşları, gövdesine sarıldığım ağaçları, piknik yaptığım parkları, sonsuz eğlendiğim festivalleri, bambaşka hayatları en çok da ‘yola çıkma’ state of mind’ini yazacağım.

Avrupa’dan, Asya’dan, Latin ve Kuzey Amerika’dan Afrika’dan kısa kısa anılar ve yol hikayeleri okumak, başka coğrafyalarda bambaşka hayatlara, kültürlere şahit olmak için ilerki sayılarda bu sayfalarda bekliyorum.

Bundan böyle aralarında olacağım ve bundan gurur duyduğum isimlerin yazılarıyla dolu Bavul Dergi 6. sayısında yayımlanmış yazım: Her fırsatta ikiye üçe beşe ayrılabilen insanlığı, şu tutum bağlamında da ikiye ayırabiliriz: bir...

cizenbayan-instagram-blogger

yol bahane [bavul dergi]

yol bahane [bavul dergi]

Bundan böyle aralarında olacağım ve bundan gurur duyduğum isimlerin yazılarıyla dolu Bavul Dergi 6. sayısında yayımlanmış yazım: Her fırsatta ikiye üçe beşe ayrılabilen insanlığı, şu tutum bağlamında da ikiye ayırabiliriz: bir...

bavul-dergi-gezenbayan-elif-tanverdi

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir