yaz-summer-2015-cizenbayan

hayatımın en garip ve hızlı yazlarından biriydi.

summer-yaz-cizenbayan

ekvatorun bir altına bir üstüne seyahat etmekten aslında yaz buralara hangi noktada geldi çok da kavrayamadım.

per-aquum-niyama-maldives-travel-prontotour702-680x383

izlanda’dan hindistan’a, ingiltere’den maldivler’e, küba’dan almanya’ya derken istanbul’da yaz ortasında, göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir ev arama, bulma ve taşınma dönemi atlattım.

cizenbayan-yeni-ev

tam o noktadan sonra ipler inceldiği yerden koptu ve sanki yavaşlarsam dengemi kaybedip düşecekmişim gibi daha da hızla koşmaya başladım. ben sanki tavşandım. havucum da iyi müzik ve işimdi.

Processed with VSCOcam with f1 preset

haziran’da glastonbury’de aldım gazı. alt-j, hozier, deadmau5, the maccabees, jungle, jamie xx, mark ronson, lionel richie gibi isimler aslında kaçırdığımız o diğer onlarca performansın yanında devede kulak kaldı. çok koştuk ama aynı anda 3 farklı yerde olamadığımız için bu kadarına yettik. o yorgunluk üzerine dönüş uçağımın ertesi günü tam bir günde taşındım. ben iyi niyetler ve duygularla kalmaya çalıştıkça o dönemde karşıma çıkan iğrençlikler karşısında yoga kalkanımı kullandım. hayat iyi ve yolunda akarken ‘namaste’ demesi kolay da, her şey ters yüz olduğunda nefes alıp merkezimde kalabilmekmiş maharet, daha iyi anladım.

yoga-cizenbayan-respect

iş için yaptığım seyahatlerin arasına, istanbul’da akşamüstleri yeni terasta dostlarla minik toplaşmalar ve ufak kaçamaklar da kattım.

cizenbayan-galata-teras-manzara

berlin’de bir haftada gerçek anlamıyla dağıttım ve sistemi sıfırladım (yoga her şeyin de çözümü olamıyor, arada sisteme reset gerekiyor malum). ateş başında sabahladığımız bir chalet gecesinin ardından gidilen pazar akşamüstü openair partisi kadar bana iyi hissettiren çok az şey olmuştu.

berlin-fun

güneş batarken, kumlar üzerinde çıplak ayakla, elimizde club mate, wolf + lamb, pillowtalk, soul clap, pan-pot, matthias meyer ve daha nice iyi ismin çaldığı güzel müzik eşliğinde dans etmek harikaydı.

Processed with VSCOcam with a8 preset

berlin üzeri sanki vitesi beşe takmıştım ve artık gerçekten durmak imkansızdı. uçağımın indiği gece suma beach’te nicolas jaar’ı dinlemeye gittim. o kadar iyiydi ki açtım ellerimi iyi müzik için şükrettim. ertesi gün izmir’de tasarım köyü’nde azmak koyu’nda ateş başında ve yıldızlar altında mimarlık ekseninde sohbet ettik katılımcılarla. eve uğramadan doğru bodrum’un yolunu tuttum ordan da.

ipek-bozdemir-aychulus-aytekin-yalcin-bodrum-chill-out-festival

bridgestone ile bu sene 10. yılını kutlayan chill out festival’in bodrum ayağını günlükler halinde sizlere aktarmak için. 2 gün süren efsane bir festivaldi. hem denize girdik hem harika müzikler dinledik.

chill-out-bodrum-elif-tanverdi-kaan-urcan-ipek-bozdemir

kraak & smaak, stavroz, matias aguayo hepsi süperdi ama feathered sun benim için olayın koptuğu nokta oldu. müzikal deha acid pauli bodrumdan çeşmeye çalmaya gidiyormuş, arabaya atladık peşinden gittik.

chill-out-bodrum-cizenbayan

istanbul’a döndüğümüzde şehir sıcaktı ve partiler ya beach’lere, parklara ya da havuz kenarlarına taşınmıştı. favori mayo markam 5th position’ın havuz partisi de bu senenin en iyi partilerindendi. ecemen parti işini iyi biliyor.

niyans-cizenbayan-5thposition-pool-party-yoga

istanbul’da toplantılarla, kendimizi kutsanmış hissettiğimiz meteor yağmurlarıyla geçen kısa bir haftalık aradan sonra bu sefer çeşme’deki chill out için yola çıktık.

cizenbayan-dovme

canlı canlı benoit & sergio, dOP dinledik. bu seferki favorim bob moses’dı. üstüne joyce muniz de cila çekti. bodrum’un denizi çeşme’den daha güzeldi ama yine de tabii ki deniz olması ve girilebilmesi başlı başına süperdi. chill out’lar her sene çeşme ve bodrum’da da olsun, lounge fm festival işini türkiye’de en iyi yapanlardan zaten.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

çeşme’den döndük ama durulmadık. tam 5 gün sonra topladım bavulumu minnoş bir düğüne, ordan sırılsıklam olduğumuz ama david august’la iman dolduğumuz suma beach’teki minipax festival’e ve ordan da sabah 7 new york uçağının kalktığı havaalanına gittim doğruca. uçağa biner binmez uyuyup inişe 2 saat kala orada akşamüstüyken uyandığım için jetlag neymiş bilmedim.

cizenbayan-thestoryofseven-jack-daniels-lynchburg

nashville ve lynchburg’de jack daniels’a duyduğum saygıyı katladım ondan sonra 8 gün dolu dolu new york beni bekliyordu. çılgın görülecekler listem ve nokta atışı bir seyahat planım yoktu. 8 günde her şeyi görüp yapmak zaten zordu.

cizenbayan-jenny-shima-takuya-velvet-jean-new-york-the-wythe-hotel-williamsburg

yine akışa bıraktım, muhteşem insanlarla tanışıp arasam bulamayacağım güzellikle yerler keşfettim ve acele acele değil sindire sindire gezdim. gecesine gündüzüne ayrı bayıldım. hızımı alamadım xmas, yılbaşı ve doğum günümü orada geçirmek üzere ny’a uçak bileti aldım.

cizenbayan-new-york-williamsburg-streetart

new york’tan bizim minik şehre döndüğümde yazın artık bitmekte olduğu sinyallerini aldım. jetlag yaşamaya fırsat bulamadan donal’la 4 gün istanbul’un altını üstüne getirip kendimi beni bekleyen projelerin ve çekimlerin ortasında buldum.

Processed with VSCOcam with a5 preset

yorgunluğu atmak için çıktığımda yeni evimin terasında güneş yine harika batıyordu ama akşam 8’de değil de 6’da geliyordu artık. günler kısalırken istanbul geceleri uzuyordu. yaz sezonu henüz yerini kışa bırakmamışken mama shelter, mixo, nest ve mentha gibi teraslarda eğlendik. ve nihayet o ilk yağmur da yağınca sonbaharın kapıda olduğunu kabullendik. akşamları serin olmaya başladı önce. gündüz şort giysek de ince bir hırka almadan çıkamadık geceleri. teraslar, plajlar falan güzel ama indigo’yu, salon’u özledik, babylon’un bomonti’deki yeni yerini merak etmeye başladık. bizi asmalıya döndürecek slope’ta ısınma turları attık, mentha’nın nişantaşı’ndaki kışlık yeri için heyecan yaptık.

galata-kulesi-cizenbayan-teras-manzara

VE YENİ SEZON

derken şehre dönüş başladı. salon aslında, aylar önce duyurduğu muhteşem sezonu ekim’de açacak olsa da kaçırmak istemediği iki sanatçı sebebiyle özleyenlerine erkenden göz kırptı. 10 eylül’de salon’a konuk olan the soft moon ve öncesinde she past away ile samimi, kapalı mekanlarda karanlık ve yüksek enerjii post-punkla zıplamak ne güzeldi anımsadık. bir araya sahneye o kadar çok kişi çıktı ki luis insanları kucaklayarak indirmek zorunda kaldı. salon kaçamak konserlerine daha sakin bir akşamla, angel olsen ve öncesinde kalben ile devam etti. artık hasreti tamamen gidermek için 3 ekim’i beklemeye başladık. sezon açıldıktan sonra2 gizli oturma odası konserleri serisi2 sofar’ın mezunlarının 3 gece salon çıkartması olacak en heyecanla beklediğim geceler arasında. sezonda ise Soley, East India Youth, Great Lake Swimmers, Ceu, Neneh Cherry, Rhye, Zola Jesus, Unknown Mortal Orchestra, Thomas Dybdahl gibi isimler var.

salon-iksv-yeni-sezon-soft-moon

nurtopu gibi içimizi yakan, bizi kahreden toplumsal olaylarımız sebebiyle açılış partisi iptal olan yeni babylon da ilk konseri için perşembe akşamı fligh facilities ile açtı kapılarını. bense ertesi gün yani cuma gecesi lee fields & the expressions konserine giderek tanıştım yeni babylon’la. sonrasında da plaktan harika parçalar çalan ünlü new york night train partilerinin efsanevi dj’i Jonathan Toubin ile dans ettik. babylon’un eski yerinden 10 dakikada yaklaşık 10 liraya gittik yeni babylon’a. kompleks süper. avlusu, fuayesi, mekanın ses sistemi, ışıkları, her şeye bayıldım. sanki türkiye’de değil de bambaşka diyarlarda hissettim. emeği geçen herkesin eline sağlık, istanbul’a güzel bir mekan kazandırdı babylon ailesi. eski babylon’u da daha ufak, samimi konserler için tutsalar keşke, oranın da tadı ayrı. neyse efendim babylon bomonti açılış partisini yapamadı ama hosuewarming serilerine, My Brightest Diamond, Kölsch, Oh Land ve Erol Alkan gibi kaçmayacak isimlerle devam ediyor. Onun dışında sezonda da Iron & Wine, Blonde Redhead, Hindi Zahra, Chinawoman, GusGus, Sinkane, Squarepusher, Hercules & Love Affair gibi bombalar var.

babylon-yeni-bomonti

indigo da cumartesi sezonu ben klock ile açtı. yağmur sebebiyle feathered sun ve acid pauli için suma’ya gitmeye üşenenler de eklenince indigo’nun kapısında geç saatlere kadar sıra varmış. ben ne indigo’ya ne suma’ya gidebildim, kendi 24 saatlik uyuma rekorumu kırmakla meşguldum. benim için yazın bittiğinin habercisi ne yağmurlar, ne şehre dönüş yapan mekanlardı, bunca koşuşturma arasında ilk kez bu kadar yorulup aşırı sevdiğim bir sanatçı evden 1 saat mesafede çaldığı halde yataktan kalkamamazlık yaptım. tamam dedim, yazla birlikte şu çılgın attığım maraton da bitsin. aralık’ta çıldırmacalı geçecek new york’a kadar biraz sükunet, biraz detoks şart. hem şehirde bienal var, bomba bir programı olan 25. akbank caz festivalineyse çok az zaman kaldı! (Moriarity, Sinakne, The Gaslamp Killer, Squarepusher, Belle & Sebastian, Susanne Sundfor, Poppy Ackroyd var, dahası var)

cizenbayan-havuz

hoş geldin sonbahar, harika bir yazdı ama şimdi biraz yavaşlamaya ihtiyacım var!

donal’la istanbul turu

donal’la istanbul turu

hayatımın en garip ve hızlı yazlarından biriydi. ekvatorun bir altına bir üstüne seyahat etmekten aslında yaz buralara hangi noktada geldi çok da kavrayamadım. izlanda’dan hindistan’a, ingiltere’den maldivler’e, küba’dan almanya’ya derken istanbul’da...

donal-skehan-istanbul

Zamana Karşı Duran Bir Mahalle: Galata [the story of seven]

Zamana Karşı Duran Bir Mahalle: Galata [the story of seven]

hayatımın en garip ve hızlı yazlarından biriydi. ekvatorun bir altına bir üstüne seyahat etmekten aslında yaz buralara hangi noktada geldi çok da kavrayamadım. izlanda’dan hindistan’a, ingiltere’den maldivler’e, küba’dan almanya’ya derken istanbul’da...

cizenbayan-galata-evi

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir