2012-08-22-1428

Çok uzun zamandır bileniyordum. Hele bu aralar o kadar çok Warpaint dinledim ki. Playlist’lerimde, hazırladığım mixtape’lerde, aşık olurken, gece uyurken, aşk acısı çekerken, yolda yürürken, çalışırken, dinlenirken sürekli kulağımda bu dört Los Angeles’lı kadının sesi. Normalde Amerikalı grup sevmem ama Warpaint benim için bir istisna.

wp1

Zaten sound’ları daha İngiltere ve kuzeye yakın. Amerika ‘prodüksiyonu’ yok. Huzur değil kesinlikle huzursuzluk veren aşk şarkıları yazıyorlar. İnsanın içini acıtan tonlar. Şu son zamanlardaki ruh halimin, söyleyemediklerimin, yazamadıklarımın, anlatamadıklarımın izahı Warpaint. Bir de isimleri. Biz yalnız, güçlü, bağımsız kadınların sokağa çıkarken yaptığı makyajı savaş boyasına benzetmişimdir hep. Warpaint’de de imajlarından şarkı sözlerine, bestelere kadar her ayrıntıda hissediyorsun bu ‘savaş boyası’ durumunu.

2012-08-22-1431

Berlin’e geldiğimden beri en çok beklediğim gecelerden biriydi ve bu Çarşamba gecesi Heimathafen’da dinledim Warpaint’i. Tek başıma, elimde bir kadeh şarapla. Öyle istedim. Ya Nirvana’ya ulaşırım ya da buradan direkt hastaneye kaldırılırım diyordum. Ama bu gecenin normal geçmeyeceği kesin. Hayal kırıklığı ihtimalini yükseltse de beklentilerimi yüksek tuttum, içten içe güveniyordum savaşçı kızlarıma. Güvenmekte haklıymışım. Bir süre başka müzik dinleyemeyecek kıvama getirdiler beni.

2012-08-22-1459

Kendi adıma ilk 3 şarkıyı kim ne çalıyor nasıl çalıyor ne giymiş sahnede nasıl davranıyor diye inceleyerek ve ısınarak geçirdim. Composure’da olay koptu. Sonrasında gözlerimi kapadım ve müziğe teslim oldum. Yeni single’larını çaldılar: ‘Love is to die, love is to not die, love is to dance!’ Öldüm ve dans ettim.

Bir grubu çok seviyorsam o grubun davulları sıradan olmuyor genelde. Warpaint de bu konuda çok iddialı. Özellikle bas davul ikili olarak inanılmaz iyi yürüyorlar. Dinlerken yerinde duramıyorsun, buna dans demek istemiyorum ama kendini müziğe bırakıp hareket ediyorsun. Şarkıları çok sesli söylüyorlar. Ses renkleri birbirleriyle o kadar iyi gidiyor ki, tonunda acı var, hissediyorsun, bazen iniltiye benziyor, kalbine dokunuyor. Gitar tonları henüz uyandığın ve gözünde sahneler olsa da tam kelimeleri bulup anlatamadığın bir rüyayı çağrıştırıyor. Ve bir de müzikle bütün olmaları kendi halinde tavırları çok etkiliyor. 

Undertow, Majesty ve Billie Holiday gibi mükemmel şarkıların yer aldığı normal set bittikten sonra inanılmaz bir alkışla indiler sahneden. Sonra Emily tek başına döndü sahneye bu sefer bis için, elinde gitarıyla söyledi: ‘Don’t you call anybody else baby, cause I’m your baby still’. O kadar hissettim ki bu cümleyi söyleyemediğim kim varsa o an beni düşündü. (Bu arada Emily, Red Hot Chili Peppers gitaristi John Frusciante’nin eski sevgilisi. Frusciante ilk EP’leri zamanında gruba çok destek oluyor, mix ve masteringleri falan yapıyor)

 setlist

Setlist’te yer almayan Krimson ve Stars’ı canlı dinlemek için bir başka Warpaint konserinin hayalini şimdiden kurmaya başladım. Belki de böylesi iyi olmuştur. Attıkları oklardan kalbim delik deşik, yüzümde savaş boyaları, bünyem bir de Stars’ı canlı dinlemeyi kaldırır mıydı bilemiyorum. Bu 4 muhteşem kadın 9 Kasım Cumartesi gecesi Babylon‘da sahne alacaklar. Eğer bilet bulabilirseniz sakın kaçırmayın. Hele bu aralar benim gibi modlardaysanız çok etkilenecek ve Warpaint’e bayılacaksınız.

thedope3

Warpaint’in ön grubu Alman indie-rock ikilisi The Dope‘du. Almanlar ama sözler İngilizce ve Arnold Schwarzenegger aksanı yok. Özellikle daha slow şarkılarını baya beğendim. İki kişiler, bir davul bir de gitar vokal. Bir yerlerde bir alt yapı olması lazım çünkü müzik 2 enstrümandan daha çok katmanlıydı. Ara ara sahneye çıkıp trampet çalan, pedallarla bir şeyler yapan ve vokal yapan libero gibi çok işlevli bir eleman da vardı, gruptaki yerini tam anlamadım. Yine de off hadi bitsin diye değil hımm ne güzelmiş diye dinlediğim bir ön gruptu. Biraz The Away Days’i de andırdı bana. Bu sene çıkan Hinterlandia albümlerine Deezer’dan göz atabilirsiniz.

austra @ heimathafen, berlin

austra @ heimathafen, berlin

Çok uzun zamandır bileniyordum. Hele bu aralar o kadar çok Warpaint dinledim ki. Playlist’lerimde, hazırladığım mixtape’lerde, aşık olurken, gece uyurken, aşk acısı çekerken, yolda yürürken, çalışırken, dinlenirken sürekli kulağımda bu...

2012-08-14-1387

Banks @ Berghain, Berlin

Banks @ Berghain, Berlin

Çok uzun zamandır bileniyordum. Hele bu aralar o kadar çok Warpaint dinledim ki. Playlist’lerimde, hazırladığım mixtape’lerde, aşık olurken, gece uyurken, aşk acısı çekerken, yolda yürürken, çalışırken, dinlenirken sürekli kulağımda bu...

banks

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir