02

Bir Avusturya Liseli olarak yaptığım ilk yurtdışı seyahati Allahın emriymiş gibi Viyana’ya olmuştu. Mimarlıkla henüz hiç alakam yokken, dil kursu için gittiğim bu şehirden çok da bir şey anlamamıştım. Öyle ki ilk izlenimlerimi hatırlamıyorum bile. Zihnimde yer eden en önemli detaysa son gün İstanbul’a dönüş için uçağa binerken sarhoş oluşumdu ki bu daha sonradan bir gelenek haline geldi ve ben gerek aktarma yapmak gerekse Viyana’dan dönmek için, henüz hiçbir Viyana-İstanbul uçağına ayık binmedim.

Hazırlıkta sarhoş bir yeniyetme olarak gezdiğim Viyanaya’ya ilerleyen yıllarda orada okuyan liseden arkadaşlarımı ziyaret amacıyla bir mimarlık öğrencisi olarak tekrar gittiğimde şehri daha iyi anlama ve gezme fırsatım oldu tabii, işbu yazı da bu deneyimlere dayanarak yazılmıştır. Viyanada yapılması ve yapılmaması gerekenler, görülecekler, yenilecekler ve fazlası. Buyrunuz.

Viyana’da turist olmak

Ringstrasse çevresinde Parlamento Binası ve Opera Binası’nı,

Hofburg SarayıSchönbrunn SarayıKarlskirche’yi Stephansdom’u görmektir.

Hundertwasserhaus: Sanatçı Friedensreich Hundertwasser’in mimar Joseph Krawina ile beraber tasarladığı Leopold str’de bulunan ünlü yapı rengarenk cephesiyle çok hoşunuza gidebilir.

Prater: Viyana’nın simgelerinden biri olan Riesenrad’ın da içinde bulunduğu dev lunapark

Ankeruhr: Hohenmarkt’taki Helvetia Sigorta binası üzeirnde bulunan arnüvo stili bu saat son derece ilgi çekici.

Sanat

Museumsquartier (MQ): Barok stili eski ve çağdaş yeni müze binalarının bir arada bulunduğu dev kompleks.

Leopold: Dünyanın en büyük Schiele koleksiyonunu, Klimt ve Kokoschka ve modern Avusturya sanatının en önemli örneklerine ev sahipliği yapması dışında çok da cool bir müze, harika bir de cafe’si var. MQ’deki favorim.

Architekturzentrum: MQ’de mimarların hatta mimar olmayanların da ilgisini çekecek bir merkez. İlginç sergiler oluyor, bakın. Dükkanında kendimi kaybetmişliğimi bilirim.

Albertina: Picasso, Cezanne, Chagal, Renoir, Monet, Dürer, Munch, da Vinci, Michelangelo, Raffael, Kokoschka, Rembrandt, Klimt ve Schiele gibi ünlü sanatçıların önemli eserlerinin Albertina’nın kalıcı koleksiyonunda olduğunu söylemem bile yeterli aslında ama son derece ilginç süreli sergilere de ev sahipliği yapan Albertina’nın Hans Hollein imzalı çağdaş saçağı da (mimar olan bendeniz için bir arzu nesnesi) buranın gidilip görülmesi için başlı başına bir sebep bence.

Secessionhaus: Klasik sanata tepki olarak doğmuş Art Nouveau akımının Viyana’daki kolu diyebileceğimiz Secession’un manifestosu mahiyetindeki binanın içinde ünlü ressam Gustav Klimt’in duvar süslemeleri bulunuyor. Buraya kadar gitmişken biraz yürüyüp Otto Wagner’in aynı tarzda Majolikahaus‘una da bakabilirsiniz.

Votivkirche: Neogotik tarzın en güzel örneklerinden bu kilise mimarlık tarihi açısından da oldukça ünlü.

Yeme İçme

Schnitzel: Viyana Schnitzel ‘iyle ünlüdür. Yanında patates salatası hardal ve ekmekle servis edilen bu Viyana’nın en ünlü lezzetinin en geleneksel adresiyse Figlmüller. Rezervasyon yaptırmazsanız yer bulamazsınız.

Käsespätzle: Tipik bir orta Avrupa yemeği yemek isterseniz soğanlı ve peynirli bu lezzet Türk damak tadına da oldukça uygun.

Käsekrainer: İçi erimiş kaşar peyniri dolgulu ‘knäckig’ sosis. Ölümüne fast food. Küçük bir ekmek içinde hardalla servis ediliyor. Gece kulüpten dönerken acıkanlar o saatte her yer kapalıyken açık olan Imbiss yani büfelerden alıp yer. Sosis sizi kesmezse Türk mahallelerinde çorbacılar da var :)

Sachertorte: Hotel Sacher ile özdeşleşmiş pasta. Viyana’ya giden herkes tatmalı.

Apfelstrudel: Quentin Tarantino’nun Inglourious Basterds filmindeki nazi albayının unutulmaz bir sahnede üzerine Schlagsahne (krema) koyarak yediği bu tipik Avusturya tatlısının 18. yy’da Osmanlılar’la sık karşılaşmalar sonucu baklavanın yakın bir akrabası olduğu söylenir. Viyanaya’ya gidip yememek olmaz.

Melange: Cappucino’ya çok benzeyen Viyana kahvesi. Sachertorte veya Apfelstrudel yanında deneyin.

Alışveriş

Graben: Nişantaşı gibi biraz, ünlü ve pahalı mağazalar var burada. İsmini burada bulunan Roma kalıntılarından alıyor. Şehir merkezinde olduğu için alışveriş için değilse bile gezmek için gidilmeli. Adolf Loos’un da bir binası var burada.

Mariahilfer Caddesi: Burası da Bağdat Caddesi gibi. Uzun bir cadde boyunca sağlı sollu mağazalar, pasajlar ve butikler var. Ünlü markaların yanı sıra pasajların içinde değişik dükkanlar bulabilirsiniz.

Gasometer: 11.Bölge’de yani şehir merkezinin dışında eski bir gazhane kompleksi Jean Nouvel ve Coop Himmelb(l)au gibi ünlü mimarlık ofisleri tarafından rezidans ve alışveriş merkezi olarak yeniden işlevlendirilmiş. Alışveriş merkezine göz atılabilir.

Gece Hayatı

En son gittiğimde Passage ve Volksgarten en ünlü gece klüpleriydi. Bir de barlara ve publara gidip bira içme kültürü var tabii ki. Avrupa’daki en iyi gece hayatı olduğu söylenemese de bir İstanbulluyu tatmin edecek eğlenceler mevcut. Ama bence Viyana’da gece çıkmanın en canalıcı kısmı mekandan ayrıldıktan sonra Türk mahallesinde İstanbul adlı çorbacıda işkembe çorbası içebilmeniz. Madem gece pislik yapacağım ve Viyana’dayım Avusturya tarzı takılayım derseniz imbiss’lerden birinden kaesekrainer yemeniz şiddetle tavsiye olunur. Bol hardallı olsun.

Viyana gezmecesi bu foursquare listesiyle daha kolay hale gelebilir, çekinmeyin tıklayın.

yerlisinden tavsiyeler: deniz öztuncay

yerlisinden tavsiyeler: deniz öztuncay

Bir Avusturya Liseli olarak yaptığım ilk yurtdışı seyahati Allahın emriymiş gibi Viyana’ya olmuştu. Mimarlıkla henüz hiç alakam yokken, dil kursu için gittiğim bu şehirden çok da bir şey anlamamıştım. Öyle...

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir