afiş

O zamanlar discman’im vardı. Kulaklıkların, müzikçalarlardan daha ufak olduğu yıllardı. Evden Karaköy’deki okuluma vapurla giderken yolda Veni, Vidi, Vicious albümünü dinlerdim. Arkadaşlarımın çoğu Asmalı Konak izleyip Özcan Deniz’e hayranlık duyuyorlardı. Dizi muhabbetlerinden -şimdi de olduğu gibi- bunaldığımda discman’im superman gibi imdadıma koşuyordu. Onlar Özcan Deniz’i anlata anlata bitiremezken benim hayallerimi Howlin’ Pelle süslüyordu.

O dönem en çok dinlediğim iki grubun da (The Hives ve Millencolin) İsveçli olması sebebiyle İsveç benim için harika müzik yapılan ve süper adamların olduğu bir yerdi. Resmen bir garage rock bir de punk rock grubuna boy band muamelesi yapıyordum. İnternet diye bir şey çıkmıştı ve ben bir genç kız iştahıyla The Hives’ın kliplerini, şarkılarını, fotoğraflarını falan topluyordum. İşi ilerletip ICQ’dan İsveçli çocuklarla müzik konuşur hale gelmiştim.

2012 Reading Festivali’nde Cuma öğleden sonra kan ter içinde zıplarken tüm bu anlattıklarımın üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçmişti ve NME sahnesinde siyah smokinleri, beyaz gömlek ve çoraplarıyla The Hives vardı. Festival arkadaşım Duygu o zaman attığım çığlıklara anlam verememişti.

the hives

İsveç değil de İngiltere’den çıkmış bir grup olsaydı line-up hiyerarşisinde daha sağlam bir yeri olacağını düşündüğüm The Hives o gün Main Offender, ‘milli marş’ dedikleri Hate To Say I Told You So gibi 10 yıllık Veni, Vidi, Vicious şarkılarına Tyrannosaurus Hives’dan Walk Idiot Walk; The Black and White Album’den Tick Tick Boom ve 2012 yılında yayınladıkları son albümleri Lex Hives’ten Go Right Ahead ve Wait A Minute gibi yeni hitlerini ekleyerek oluşturdukları setlist ile Reading seyircisini coşturmuştu.

Pogo yapan grup hemen yanımızdaki etten duvara çarptıkça biz de oradan oraya savruluyorduk, bulunduğumuz yer öyle kalabalıktı ki düşemiyorduk bile, en fazla birbirimize yaslanabiliyorduk. 24 Ağustos 2012 Cuma akşamüstü, saat 4’te The Hives ile ilk karşılaşmamda zıplamaktan kan ter içinde, çığlık atmaktan sesim kısılmış halde mutluluktan ölebilirdim.

Onlarla bir sonraki karşılaşmam 2013’de Glastonbury’nin ikinci büyük sahnesi olan The Other Stage’de idi. Saat yine erkendi. Beady Eye’in süpriz gig’inden sonra sahne alan The Hives’in frontman’i Howlin Pelle bugünün line-up’ı ters en iyi grupları önce çıkarıyorlar gibi sitemkar espriler yapmıştı. Reading’deki gibi en önlere kadar gidemediğimiz için gönlümce zıplayamamış, grubun enerjisini yakından alamamış, The Hives’a doyamamıştım. Tek tesellim onları Eksen On Fair’da izleyecek olmamdı. Ve işte o gün geldi çattı!

hives

Eleştirmenler tarafından günümüzün en iyi canlı performans gruplarından kabul edilen The Hives sahne kostümleriyle de ünlü ve hatta 2007 yılında NME tarafından ‘En iyi giyinen grup’ seçildiler. Grup sahneye mutlaka aynı siyah ya da beyaz takım elbise, frak veya smokinle çıkıyor ve özellikle frontman Howlin’ Pelle ve gitarist kardeşi Nicholaus giysilerine maksimum tezatlıkta davranış bozukluğu denebilecek hareketlerde bulunuyorlar. Sahnede böyle yüksek bir enerji olunca konserin sıkıcı geçmesi de imkansız oluyor.

Garage rock sevenlere tavsiyem sahneye mümkün olduğunca yakın ve her türlü taşkınlığa açık olmaları. Şimdiye dek izlediğim iki The Hives performansına dayanarak iddia ediyorum ki çok eğleneceğiz.

Bitmedi:P

15 Eylül Pazar günü 2.’si Park Orman’da gerçekleşecek olan Eksen On Fair’da The Hives dışında 90’lı yılların favori gruplarından Suede, 1975’te Kuzey İrlanda’da kurulan, punk rock tarihinin en mühim gruplarından The Undertones, 2006 yılında Kolombiya’nın Karayip Sahilleri kıyısında doğan müzikal – görsel kolektif Systema Solar‘ın yanı sıra dikenli tarzı ve zeki sözleriyle Ingiltere’den çıkmış ve klasikler arasında yerini almış garage punk hareketi The Libertines kurucusu Carl Barat da renkli Dj Set performansıyla sahne alacak.

rock’n coke’un ardından

rock’n coke’un ardından

O zamanlar discman’im vardı. Kulaklıkların, müzikçalarlardan daha ufak olduğu yıllardı. Evden Karaköy’deki okuluma vapurla giderken yolda Veni, Vidi, Vicious albümünü dinlerdim. Arkadaşlarımın çoğu Asmalı Konak izleyip Özcan Deniz’e hayranlık duyuyorlardı....

lunaparko

sofar istanbul, red bull partisi ve this is our fauna

sofar istanbul, red bull partisi ve this is our fauna

O zamanlar discman’im vardı. Kulaklıkların, müzikçalarlardan daha ufak olduğu yıllardı. Evden Karaköy’deki okuluma vapurla giderken yolda Veni, Vidi, Vicious albümünü dinlerdim. Arkadaşlarımın çoğu Asmalı Konak izleyip Özcan Deniz’e hayranlık duyuyorlardı....

pass02

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir