kapak

Geçen sene Val Gardena‘ya gittiğimiz ekip olarak bu seneki kayak tatilimizin destinasyonunu Avusturya’nın ünlü kayak merkezi olan St Anton olarak belirledik. Sevgili Amerikalıların ‘sıtentın’ dediği Sankt Anton, Avusturya’nın en dağlık bölgesi olan Tirol Alplerinde Arlberg dağında yer alan bir köy aslında. Apres-ski partileri ve pistleriyle ünlü bu köye gitmek için İstanbul’dan Münih’e uçmak, oradan da trene ya da taksiye binmek gerekiyor. Avusturya’da kayağa gitmek çok ‘lüks’ bir aktiviteymiş gibi gözükse de eğer erken ve doğru planlarsanız fiyat / performans olarak bakıldığında Türkiye’deki herhangi bir kayak merkezinde yapacağınızdan daha uygun fiyata tatil yapabilirsiniz.

Biz de bu sebeple her sene dört gözle beklediğimiz geleneksel Şubat kayak tatilmizin planlarını yapmaya Ekim’de başladık. THY kayak ekipmanlarını ücretsiz taşıdığı için tercih ettiğimiz havayolu. Normalde fiyatları diğerlerine oranla daha yüksek olsa da erken rezervasyon yaparak (300-400 TL gibi) uygun fiyatlar yakalamak mümkün. Biz biletimizi aldıktan sonra karşımıza çıkan bir diğer seçenek de Pegasus’un normalde ücretli taşıdığı kayak ekipmanlarını Münih, Viyana ve Milan gibi kayak merkezlerine yakın şehirlere ücretsiz taşıdığı kampanyaydı. Her sene çıkıyormuş galiba. O da aklınızda bulunsun.

havaalanı

Münih’ten St Anton’a trenle ya da taksiyle gitmek mümkün. Tren yolculuğu 4-5 saat sürüyor ve fiyatı da rezervasyon yaptırdığınız zamana göre 40-100 Euro arasında değişebiliyor. (Fiyatlar ve bilet satın almak için DB’nın sitesine göz atabilirsiniz.) Taksi ile bu mesafe trafik yoğunluğuna göre 2-3 saate iniyor ve direkt kalacağınız yerin kapısına kadar gitme avantajınız var. Biz önceden rezerve ettirdiğimiz taksiye gidiş dönüş 590 Euro ödedik. Taksiye 8 kişi bindiğimiz için bu fiyat adam başı 73 Euro’ya geldi. Münih hava alanında Türk bir taksiciyle tanıştık ve bizi aynı mesafeye 450 Euro’ya getirip götürebileceğini söyledi. Erdoğan Abi’yi aramak isterseniz numarası: +49 177 7922734

transfer

Ulaşım meselesinden sonra sıra ev kiralamaya geldi. Apart otel gibi işletilen bir evde kalmak otelde kalmaktan çok daha hesaplı bir seçenek. Hem gecelik fiyatlar daha uygun, hem de kendi mutfağınız olduğu için kahvaltı ve akşam yemeklerini evde hazırlayarak daha uygun fiyata halletmek mümkün. Yalnız kalacak yeri sadece uygun fiyat alabilmek için değil, yer bulabilmek için de erkenden ayarlamak gerekiyor. Buralar çok popüler kayak merkezleri olduğu için 2015’e kadar dolu evler gördüğümüzü söyleyebilirim. Kalacak yerlere şu adresten bakabilirsiniz. Buradan rezervasyon yapmak yerine mail yoluyla iletişime geçmeniz daha iyi olur.

69skiroute

Bizim kaldığımız son derece konforlu, popüler apres-ski mekanlarına yürüme mesafesindeki evin 7 gecelik kirası kişi başı 236 Euro. Biz 10 kişi olduğumuz için evlere 4-4-2 dağıldık. Yani 4 kişilik evin geceliği kura göre değişken olsa da adam başı aşağı yukarı 75-80 Lira ediyor ki bu fiyata Kartalkaya’da veya Uludağ’da en düşük sezonda bile hiçbir otelde kalmanız mümkün değil (otel odalarının geceliği ortalama 200 Lira)

Uçak bileti ve kalacak yerden sonra bir diğer ana giderse haftalık ski pass. Arlberg dağındaki Lech, Zürs, St Anton gibi farklı bölgelerin hepsinde geçerli toplam 280 km pist ve 180 km bolkar, snowpark gibi tesisleri ve birbirinden teknolojik açık ve kapalı ulaşım araçlarını kapsayan bu skipass’ın 7 günlük ücreti 260 Euro. (5 günlük Uludağ ski pass fiyatı 150 TL, 5 günlük Arlberg ski pass fiyatı 199 Euro yani 450 TL yani neredeyse 3 katı) Fiyat Türkiye’deki liftlere oranladığınızda çok daha pahalı olsa da kaydığınız pistlerin uzunluğu ve keyfi mukayese kabul etmiyor.

vize

Yurt dışında kayağa gidecekseniz bir diğer mesele de pasaport ve vize. O konuda daha ayrıntılı bilgi için pasaport ve vize fiyatlarını ve başvuru sürecini anlattığım şu yazıma göz atmanızı tavsiye ederim. Eğer geçerli Schengen vizeniz yoksa yukarıda bahsettiğim giderlerin yanına eğer pasaportunuz da yoksa minimum 400 TL; hali hazırda pasaportunuz var, sadece vizeniz yoksa da 200 TL eklemeniz gerekiyor. İşte eğer bu pasaport ve vize masrafları da olmasa Avrupa’da hatta dünyanın en iyilerinden olan St Anton’da kayak, Türkiye’dekinden ucuza gelebiliyor.

naysteleferik

Uçak bileti, kalacak yer, skipass ve vize / pasaport dışında bir de yeme içme masrafları var ama onlar tamamen sizin alışkanlıklarınıza ve keyfinize kalmış şeyler. Marketten ucuza alışveriş yaparak evde yemek yiyebileceğiniz gibi bas bas paraları leylaya modunda takılabilir, farklı fiyat aralıklarındaki restoranlarda gününüzü gün edebilirsiniz. Tamamen size kalmış dediğim gibi. Ben yazıda arada sırada nerede ne hesap ödedik yazmaya çalışacağım ki fikir sahibi olun.

ekipman

Kayak / snowboard başlı başına biraz yatırım gerektiren bir spor. Eğer kayağa / snowboard’a gitmek istiyorsanız bir de ekipman sahibi olmanız gerekiyor. Kayak ve board’u yurt içinde de yurt dışında da kiralayabilirsiniz ancak kar montu, kar pantolonu, kar çorabı, termal içlik, polar, eldiven ve gözlükten oluşan olmazsa olmaz, ‘bunlarsız kara çıkılmaz’ bir ekipmanı kiralamak mümkün değil. Ya kendinizin olacak ya da birinden ödünç alacaksınız. Board ve board yapmak için lazım olan ekipman konusuna başka bir yazımda değinmeye karar verdim. Ama sıfırdan alacakların epey bir parayı gözden çıkarması gerektiğini söyleyebilirim. Bu noktada şansı olanların Euro kuruna rağmen yine de yurt dışından alışveriş yapmasını öneririm. Sport PX’in Avrupa’dan ucuzuz iddiasına kanmayın. Tax free’yi de katınca Avrupa epey bir daha ucuz oluyor.

gozluk

Ön hazırlığı ve bilmeniz gerekenleri bitirdikten sonra sıra 1 haftalık St Anton macerasında. Nerelerde kayılır, ne yenir, ne içilir, apres-ski’ye nereye gidilir? Buyrunuz:

THY ile İstanbul’dan Münih‘e uçtuk. Daha uçak kalkmadan içmeye başladığımız yolculuğumuz pek keyifli geçti. Geceyi Münih’te Jaegershostel’de geçirdik. 8 kişilik hostel odasında kişi başı 20 Euro’ya kaldık. Ayrıntılı bilgileri Münih postunda bulabilirsiniz.

16 ŞUBAT CUMARTESI:

Sabah erkenden kalkarak St Anton’a gitmek üzere taksiye bindik. Kahvaltı etmediğimiz için Trofana Tyrol’de mola verdik. Dev bir dinlenme tesisi. Açık büfe kahvaltı fiyatları biraz tuzlu ama neredeyse her şey var. Taksiyle 2-3 saatlik bir yolculuktan sonra St Anton’a vardık.

 mola

Ekip ikiye ayrıldı. Kendi kayak ekipmanı olanlar hemen piste çıktı. Ben kayak kiralaması gerekenlerle mağazalara gittim. Kendi board’um var aslında ama board montum çok eskidiğinden önce öğlene kadar mont bakmak istedim ama hem zevkime uygun hem de beni ısıtacak bir şey bulamadım. Kayak malzemesi alırken rüzgar ve su geçirgenliklerin gösteren K değerlerine dikkat etmek gerekiyor. Beğendiğim montlar 7K civarı olduğu için (çok güneşli havalar için uygun diyebiliriz) ve daha fazla vakit kaybetmek istemediğim için mont işini akşama bıraktım ve hemen Galzigbahn‘dan ski pass’ımı alıp yarım gün de olsa kaymaya başladım.

Akşama kadar kaydıktan sonra bizden herkes apres-ski’ye gitti; bense buranın ana caddesi olan Dorfstrasse’ye gittim ve sonunda kendime beni ısıtacak güzel bir mont aldım. Hem indirimde olduğu için hem de tax free imkanı sayesinde epey ucuza geldi montum.

ben

Akşama güzel bir restoranda rezervasyonumuz vardı ama tabii ki bir klasik olarak rezervasyonu kaçırdık ve 10 kişi bizi alacak restoran arayışına başladık. Yaşanan tanıdık sahnelerden sonra Bobo’s adlı meksika restoranında barda yer bulduk. Çok aç oldumuz için sipariş konusunu biraz abarttık sanırım. Bizim küçücük bar masasına gelen siparişlerimiz sığmadı ama herşey çok lezzetliydi. Peynirli nachos, fajita ve kanatlı, spaer ribs’li kombo tabağı kesinlikle tavsiye ederim. Biraz da geç gittiğimizden yemeklerimiz bittikten hemen sonra mekan bir anda gece kulübüne bağladı. Müziğin volümünün artmasıyla aynı anda ışıklar kısılıp renkli ışıklar yandı ve insanlar ayaklandı. Bizden de grubun bir kısmı geceye devam etmek için buradan Piccadily’ye geçti. Ben ilk geceden kendini yormak istemeyen gruba dahil olup eve döndüm. Her ne kadar günlerden Cumartesi olsa da burada her gün haftasonu gibi diye kendimizi teselli ettik. Benim gibi düşünen ev arkadaşlarım Berkin ve Tunç’la eve dönüp muhabbet ettik, müzik dinledik, güldük eğlendik. Hatta bir ara en son ağızda en uzun süre listerine tutma yarışması yapıyorduk. Ağız sağlığına önem veren bir arkadaş grubuyuz. Ayrıca çok da iyi bitchsnap yaparız:

17 ŞUBAT PAZAR:

 zürs

Sabah bir önceki gün marketten aldıklarımızla evde güzel bir kahvaltı ettik. Tabak çanak, tencere tava hatta kettle tost makinası gibi malzemeler evde oluyor. Ancak yağ, tuz, şekeri gibi akla gelmeyecek şeyleri bile marketten almalısınız. Musluk suyu da içiliyor. Alplerden serin serin. Oh.

kilise

Kahvaltıdan sonra Lech’e gitmeye karar verdik. Bunun için kayarak Stuben’e gelip buradan otobüse binmek gerekiyor. Mor otobüsler ücretsiz, sarılar ise ücretli. Biz Lech’e gitmek isterken otobüsten erken inip kendimizi Zürs’de bulduk. Zürs de gayet güzel bir köy. Keyifle kaydık.

otobus

Öğle yemeğini Zürs’de Seekopf Bergrestaurant‘ta yedik. Hava güzel ve güneşli, manzara da mükemmel olduğu için dışarıda oturmayı tercih ettik. Porsiyonlar oldukça doyurucu olduğu için biz ikişer ikişer sipariş veriyoruz. Biz bir domates çorbası bir de schnitzel söyleyerek iki kişi bölüştük.

guzel manzara

schnitzel

İkisi de çok lezzetliydi. Yemeğin üzerine az pişmiş hamur parçaları üzerine pudra şeker ve yanında reçelle yenilen geleneksel bir Avusturya tatlısı olan Kaiserschmarn yedik. Bu tatlıyı da 4 kişi bölüştük; çok lezizdi ve hepimize yetti. Şarap ve biralarımızla birlikte hesap 30 Euro tuttu, 15-15 bölüştük. Karnımız da gözümüz de doydu.

keisertatli

Zürs’ten yine otobüse binerek St Anton’a oradan da kayarak eve döndük. Boardlarımızı eve bırakıp, kayak ve bot ayakkabılarımızı çıkarıp herkesin mutlaka gidin diye tavsiye ettiği ve evimize yürüyerek 5 dakika mesafede olan Mooserwirt‘e gittik.

Dışarıda insanlar masaların üzerinde, içerdeyse adım atacak yer yok. Herkes board / kayak kıyafetleriyle içiyor, şarkı söylüyor, dans ediyor. Müzikler İngilizce ve yer yer Almanca’ya bağlıyor. Eller havayalı eğlenceli şarkılar. Biz de burada baya içip dans ettik. Herkes sırayla bir tur shot ısmarladığı için en sonunda sarhoş olduk.

 jaeger

Apres-ski’ye herkes kayağıyla board’uyla gelip pistler kapandıktan sonra da son kez kayarak aşağıya iniyor. Bizim evimiz yakın olduğu için yürüyerek geldik. İçtikten sonra ise aşağıya, restoranların olduğu Dorfstrasse’ye inmek istediğimiz için pistten koşarak indik. Koşup koşup kendimizi yere atıp kaymaya çalışmalarımız pek sonuç vermedi ama çok eğlendik. Dün rezervasyonumuz olan Pizzeria Pomodoro‘yu denemeye karar verdik, bugün daha az kişi olduğumuz için yer bulduk.

pizzaci5

Önden cheese-stick siparişi verdik. Uzun ince pide parçaları üzerine hafif baharatlı erimiş peynir çok çok güzeldi. Hafif tatlı hauswine’ı da sipariş edince keyiften dört köşe olduk. Yine ikişer ikişer pizza paylaşarak hem hesaplı hem lezzetli bir yemek yemiş olduk. Yemekten sonra eve dönmek için taksi çağırdık. Burada da Türk taksiciler var. Lami şirketinde çalışan bir taksici bize kartını verdi ve taksi gerektiğinde hep onu aradık. Dorfstrasse’deneve 13 Euro’ya götürüyor. 6 kişi bölüşünce adam başı 2 Euro’ya geliyor. Lami’den taksimizi çağırıp eve gidip bir güzel uyuduk. (Lami fiyatta pek indirim yapıyor mu bilmiyoruz ama en azından arabaya kalabalık binmemize izin veriyor bir de Türkçe konuşuyor tabii şoförlerin büyük bir bölümü: Taxi Lami – Tel. +43 (5446) 2806, e-mail: [email protected]

18 ŞUBAT PAZARTESI:

valluga

Dün biraz fazla içmişiz. Baş ağrısıyla uyandım. Normalde dağ havası da iyi gelir ama bu kez fena halde akşamdan kalmayım. Sabah 9’da ekibin tamamıyla Galzigbahn’da buluşup kayabilecek durumda değilim. Siz gidin ben sizi bulurum diyip biraz daha uyudum. Zaten aşağıya kiralık mağazalara gidip ayağıma büyük geldiği için bileğimi ağrıtan board botumu ne yapabileceğimi bir sormam lazım. 10’da uyanıp Galzigbahn’ın yakınında ekipman kiralayan Intersport’a gidip botumu ne yapabileceğimi sordum. Zamanında 3 numara büyük aldığım için bir şey yapmak mümkün değilmiş. Ben de yeni bir board ayakkabısı kiraladım ve onunla kaymayı denedim. Sonuç: olumlu. Board ayyakabısının günlük kirası 16, 5 günlük kirası ise 55 Euro. Zaten döner dönmez board ayakkabımı sattım.

boardumveben

Ekibin kalanı geçen gün gitmeye niyetlenip daha sonra otobüsten erken indiğimiz için gidemediğimiz Lech’e gittiler. Ben de St Anton’un en yüksek tepesi olan Valluga Grat çevresinde kayıp board ayakkabılarıma alıştım. Öğlen Ulmer Hütte‘de leziz bir kremalı domates çorbası içtim (5.50 Euro). Ulmer Hütte’nin özellikle dışarıdaki güneş alan masaları çok keyifliydi ama tek başıma olduğum için keyif yapmadım ve kaymaya devam ettim. Kalabalık gelindiğinde restorandan değil de dışarıdaki ızgaradan sosis bira alınıp keyif yapılabilir.

domates corbasi

Biraz daha bu çevrede takıldıktan sonra evin yakınlarına doğru kaydım. Evimizin yeri bütün apres-ski mekanlarına çok yakın. Ben de eve dönmeyip Heustadl‘da rum’lu sıcak çikolata keyfi yaptım:) (5-6 Euro) Ekibin kalanıyla dünyanın en iyi apres-ski mekanı olan Mooserwirt’te buluştuk yine. Bunu ben söylemiyorum. Burada tanıştığımız Kanadalılar söylüyor. Kanada’da da pek çok dağ var malumunuz, neden buraya geldiniz diye sorduk biz de haliyle. Apres-ski için cevabını aldık. İlerleyen günlerde hak da verdik.

Bizimkiler eve gidip kayak ayakkabılarını çıkarıp gelmişlerdi (kayak ayakakbısı board ayakkabısı gibi rahat değil). Ben board’umla burdaydım. İçip içip sonra karanlık pistte boardla aşağı inmek oldukça keyifliydi. Fakat sonra eve alışveriş yapmak için Spar’a board’la gitmek zorunda kalmak hoş olmadı. Dorfstrasse’de alışveriş yaptıktan sonra eve ücretsiz otobüslerle ya da taksiyle dönmek gerekiyor. Kalabalık olduğumuz için taksiye bindik yine.

tavukmakarna

Akşam yemeğini her sene aynı evde kaldığım için büyük mutluluk duyduğum Tunç hazırladı. Menüde tavuk ve makarna vardı; yanında da şarap. Yemekten sonra biraz yazı yazmam gerekti. Kahve bende artık yazının yanında olmazsa olmaz oldu. Kahve içmeden konsantre olamıyorum hatta. Ve fakar Spar’dan kahve almayı unutmuşuz. Benden size tavsiye, kahve yerine şarap içerek yazı yazmayın:) Bir yandan yazı, bir yandan şarap, bir yandan o sıra henü vize problemi yaşayan The Away Days’in vize alabilmesi için yazışmalar derken yine saat 12 olmadan yatıp uyuduk.

19 ŞUBAT SALI:

teleferik

Bu sabah erken uyanıp ekiple Galzigbahn’da buluşmayı başardım. (Galzigbahn’da buluşuyoruz çünkü evden buraya kayılıp daha sonra tüm gün kayacağımız yerlere bu kapalı büyük kabinle çıkılıyor). Önce biraz St Anton ve Valluga bölgesinde kaydıktan sonra Galzigbahn’ın arka tarafında bulunan Rendlbahn ile Rendl bölgesine çıkmaya karar verdik. Ne de iyi ettik. Rendl’ın pistleri tam benim seviyeme göreymiş. Üstelik bir de snowpark var burada. Fazla düzlük olmaması Rendl bölgesini snowboardcular için bir cennet haline dönüştürüyor. Zaten Avusturya dağlarında boarcu oranı gerçekten çok çok azdır, burada herkes yürümeyi öğrenmeden kaymayı öğreniyor. Rendl bölgesinde ise snowboardcu oranında gözle görülür bir artış var.

rendl

Bugün ayakkabımın rahatlığı ve pistlerin güzelliği sayesinde çok keyifli kaydım. Öğlen Rendl Panorama Bergrestaurant‘ta yemek yedik. Açık büfede yemek seçerken yine iki kişi bölüşme yöntemiyle hem hesaplı çıktık hem de gözümüzü doyurduk. Yemekten sonra tekrar aşağı, Rendlbahn’ın çıkış noktasına kaydıktan sonra bizim tarafta biraz daha kaydıktan sonra başka bir apres-ski mekanını denemeye karar verdik. Yine bizim eve çok yakın olan Taps‘in de ortamı oldukça keyifliydi ama bir Mooserwirt değildi.

Gurubu vize alamazken eğlenen menajer imajında olsam da aslında hep bir şekilde çözüleceğine inanıyordum. Biz terasta uzun ahşap masalarda oturduk ama barın etrafında karlarda oturup mataralarından içki içen çok insan vardı. İçip gülüp eğlendikten sonra evlere dağıldık. Bugün böyle sakin takılmamızın, Mooserwirt’te dağıtmamamızın bir başka sebebi daha vardı: Bugün günlerden kızaktı!

sefibenserhan

Akşam olunca tekrar kar kıyafetlerimizi, gözlüklerimizi, kasklarımızı, eldivenlerimizi, board ayakkabılarımızı giyip taksiyle Nassereinbahn‘a gittik. Burada sadece kızak için özel bir pist var ve geceleri de açık. Önce liftle yukarı çıkıp yemek yeniyor sonra da kızakla en aşağıya kayılıyor. Biz de önce kızaklarımızı kiraladık. Kızak kirası tek kişi 8 iki kişi binerseniz de adam başı 5 Euro. Bir de kızak başına 20 Euro depozito ödeyip kızağı teslim edince geri alabilyorsunuz. Yukarı tek çıkış 10 Euro (gündüz bütün pistlerde geçerli skipass’larımız burada geçmiyor). Yani kızak için adam başı toplam 15 Euro ödedik. Hep beraber en tepeye çıktık. Gampen adlı restoranda çok komik bir canlı müzik eşliğinde açık büfeden aldığımız ‘eh’ yemeklerimizi yedik. Yemeğin üstüne de kızak macerası başladı!

kizakkids

Gece gündüz sadece kızak için ayrılmış pist aydınlık. İki kişi kızak yaparken yön verme arkadakine düşüyormuş. Bunu birkaç kez havada uçtuktan sonra öğrenmemiz enteresan oldu. Bir kez pistin kardan yapılmış bariyerini ‘kırdık’ bir kez arkadan başka bir kızak bize girdi, bacağım falan morardı ama inanılmaz eğlendik.

Tatilin en eğlenceli aktivitesi kızaktı. Board ayakkabısı, kask, gözlük almak doğru tercihmiş. Pist oldukça uzun 15-20 dakika kayılıyor. Virajlar çok heyecanlı. Kızak pistinin sonunda oturup son viraja uçarak girenleri izlemek de çok keyifli.

kizaksonrasi

Biz de kendi kızaklarımızı geri verip, mataralarımızı çıkarıp düşenleri çarpışanları izleyip eğlendik. Artık pist kapanınca kızak kiralayanların yaktığı ateşin etrafında halay bile çektik. Bir kadın gelip nerelisiniz diye sordu. Bizi İsveçli sanmış:) Kızak sonrası biraz yürüyerek evin aşağısına yakınlara geldik. Anthony’s Pizza A More‘da oturduk, müzik güzeldi ama bizim kıyafetler ortama pek uygun değildi:) Bir şeyler içip eve dönüp uyuduk.

 tabelalar3

20 ŞUBAT ÇARŞAMBA:

Sabah uyandığımda dizlerim mordu. Ama kızak bu morluklara bile değdi. Bugün The Away Days’in vize krizini çözmek üzere evde kaldım (nitekim çözdüm de ama bana biraz pahalıya patladı, Vodafone’un her şey dahil pasaport tarifesini Avusturya’da da geçiyor sanarak rahat rahat) Amerika’yı, kültür bakanlığını, dış işleri bakanlığını ve daha bir sürü yeri aradığım için daha sonradan canım yandı biraz. Her neyse çarşamba günü de öğlene kadar evi mini bir ofise çevirdim. Neyse ki sonradan sonuç alabildik.

 bellavitacikis

Öğlen bizimkileri arayıp Galzig Bahn’dan çıkıp onlarla Bella Vita‘da buluştum. Buranın lazanyası ve pizzası güzelmiş diye duyduk. Biz pizza yedik gerçekten de güzeldi. Sabah ben işlerle ilgilenirken havanın kötü olduğu bilgisini aldım. Öğlenden sonra fena değildi ama. Bizim taraflarda kaydık. Pistin ortasındayken Amerikan Konsolosu falan aradı öyle enteresan bir gündü. Galzigbahn’ın aşağısına indik. Ben Dorfstrasse’deki hediyelik eşya dükkanlarına bakmak gezinmek için tek başıma takıldım.

 bardak

İnek çanı, kartpostal falan aldım. Bizimkiler apres-ski için Basecamp’e gittiler fena kopmuyordu ama beni çok açmadı ben de otobüse binip eve döndüm. Otobüste Lech’ten kayak hocalarıyla tanıştım. Her çarşamba kayak hocaları apres-ski için Mooserwirt’e gelirlermiş. Yani çarşambaları Mooserwirt günüymüş. Hepsinin elinde bir şişe Jaegermeister oldukça eğleniyorlardı. Beni de zorla götürmek istediler ama evde işim olduğu için dönmek zorunda kaldım ama hemen Basecamp’te takılanlara haber saldım:)

karideslimakarna

Akşam evde Şef Tunç tarafından hazırlanmış leziz karidesli makarna vardı. Ekibin tamamı (Sera ve ben hariç) erkeklerden oluştuğundan ve hepsi futbola çok meraklı olduğundan Galatasaray maçını (Almanca da olsa) izleyecek bir yer buldular ve maç izlemeye gittiler. Ben de evde kalıp yazı yazdım. Kahve yerine şarap içme inadımı sürdürdüğümden bir süre sonra Sera’yla tatlı tatlı muhabbetlere daldık, yazı yalan oldu. Beylerimiz de dönünce öyle saati çok geçirmeden yattık. Yarın da kalkılıp board yapılacak çünkü.

saraplaptop

21 ŞUBAT PERŞEMBE:

girilmezpist

Sabah evde kahvaltı ettikten sonra ekiple Ski Arlberg Rendlbahn‘da buluşup yine benim çok sevdiğim Rendl bölgesinde kaydık. Hava da çok güzel olduğu için çok keyif aldım. Rendl Panorama Bergrestaurant‘ta yemek yedikten sonra beni dün pistin ortasında yakalayan konsolos bu defa tuvalette yakaladı. Her seferinde de önceden biri arayıp konsolos beye bağlayacağım müsait misiniz diyor. Müsaitim diyorum ne diyeceğim. Neyse sevgili Scott bu sefer arayıp şahane bir haber verdi: Çocukların vize olayı halloldu. Tuvalette attığım çığlığı Avustryalı teyzeler anlamlandıramadılar muhtemelen. Bundan sonrası hızla akan bir film şeridi gibiydi.

getyourshit

Gaz bir şekilde kaydık, Rendl’dan evin olduğu Galzig tarafına geçtik. Mataralarımıza koyduğumuz viski ve Bailey’sleri çikolata eşliğinde kuytu bir köşede karın üzerine oturup içerek yaptığımız aktiviteye verdiğimiz isim olan Simple Pleasure’dan sonra yine dünyanın en iyi apres-ski’si sıfatını fazlasıyla hakeden Mooserwirt’e gittik.

moserwirticersi

Önce dışarda içtik, içtik, içtik. Sonra içerde dans ettik, eğlendik. Bu defa grubu vize alırken eğlenen menajer oldum. Beni tutabilene aşk oldu. Çok eğlendik. Eve şarkılar söyleyerek döndük. Sırf bizim değil herkesin modu çok yüksek burada. Bütün apartmanla arkadaş olduk. Yemek olayını nasıl hallederiz derken bu kafada yemek hazırlayan Vine fenomeni Şefii gönlümüzde taht kurdu. Menüde domatesli penne ve panelenmiş balık vardı. Çok da iyi çok da güzel gitti.

22 ŞUBAT CUMA:

tabela0

İlk günler çok güneşliydi ama bugün hava rüzgarlı ve soğuk; en azından bizim tarafta. Biz de (geçen sefer ekibin kalanının gidip çok beğendiği, benimse henüz gidemediğim) Lech’e gitmeye karar verdik. Dünkü alkol muhabbetlerinden çok da erken kalkamadık biraz geç çıktık evden. Yine kayarak otobüs durağına geldik ve bu sefer doğru durakta inerek Lech’e vardık.

lech

Bergbahn Lech-Oberlech dünyanın ilk liftlerinden olabilir. Çok eski, çok nostaljik. Lech St Anton’a göre daha posh bir bölgeymiş. Hatta ünlülerin kayak yaptığı kayak merkezi olarak bilinirmiş. İnanılmaz manzarası sebebiyle olabilir. Board mu yapsam fotoğraf mı çeksem karar veremedim. Keşke kafamda bir go pro olsaydı da o güzellikleri sizle paylaşabilseydim. Yemek için Hotel Sonnenburg‘un önünde açık havada masalarda oturduk. Gerçekten de buradaki fiyatlar St Anton’a göre yüksek, porsiyonlar ise küçüktü. İçine şehriye yerine krep parçaları konarak yapılan Knödelsuppe’si lezizdi ama Schnitzel sıradandı.

lechgrupymk

Yemeğin üzerine benim ‘arkadaşlar biz Laz mıyız, dağda, karların içinde ne ice barı gidelim heiss bar’a (almanca sıcak bar)’ ısrarlarıma rağmen Frozen ice bar‘a gittik. Gidip fiyatları görünce ve içerde üşüyünce anlamsızlığını onlar da anladı neyse ki. Turistik bir gezi oldu, şöyle bir bakıp çıktık. Lech’de de çok güzel snowparklar var. Burada kalmak pahalı olabilir ama bizim yaptığımız gibi St Anton’da kalıp gündüz kaymak için buraya gelebilirsiniz. Zaten apres-ski için yine St Anton’a dönmek lazım:)

ekip simple

Biz de evimize dönmek için Lech’in merkezine kayıp otobüse bindik ve apres-ski için home-sweet-home diyebileceğimiz Mooserwirt’e gittik. Bir yere gidince sürekli yeni yer deneme kafasında olurum ama Mooserwirt 2 günde müdavimi yaptı bizi. Giderseniz anlarsınız.

moserwirt onu pozu

Son gecemiz diye şöyle dışarda güzel bir yemek yiyelim dedik ama yine 10 kişi olmamız sorunsalıyla karşı karşıya kaldık. Kapısından ağzımızın suyu akarak baktığımız Bodega Tapas‘ta bize yer yok:( Buradan yürüyerek tren istasyonunun yakınındaki Thai restoranı Skiing Buddha‘ya gittik.

pad thai duck

Zaten burada rezervasyonumuz vardı ama yine biraz geç kaldığımız için bize sadece tek bir course sipariş edebileceğimizi söylediler. Başlangıçlarda gözümüz kaldı. Pad thai ve crispy duck sipariş ettik. Pad thai Londra ve Amsterdam’da yediklerimin yanına yanaşamasa da lezzetliydi. Yemekten sonra çalışmak için yine eve döndüm ama bir grup arkadaşımız Piccadily’ye gittiler. Benden beklenmeyecek bir performansla hiç gece kulübüne gitmedim ve size tecrübelerimi aktaramıyorum. Yoksa yaşlanıyor muyum? ASLA :)

piccadily

23 ŞUBAT CUMARTESI:

Bugün kaymayacağız. Sabah evde kahvaltı ettik bavul yaptık, ben kiraladığım botları teslim etmek için aşağı indim. Dorfstrasse’de mağaza ve hediyelik eşya bakındık, pisti izleyerek kahve içtikten sonra ücretsiz otobüsle evimize çıktık. Önceden ayarladığımız taksimiz geldi. 2 saat bir yoldan sonra bir gece daha kalıp sonra İstanbul’a dönmek üzere Münih’e vardık.

boardcantalari

Bakalım önümüzdeki sene kaç kişi nereye gideceğiz. Şimdiden heyecanla bekliyorum.

ekip

yerlisinden tavsiyeler: deniz öztuncay

yerlisinden tavsiyeler: deniz öztuncay

Geçen sene Val Gardena‘ya gittiğimiz ekip olarak bu seneki kayak tatilimizin destinasyonunu Avusturya’nın ünlü kayak merkezi olan St Anton olarak belirledik. Sevgili Amerikalıların ‘sıtentın’ dediği Sankt Anton, Avusturya’nın en dağlık bölgesi...

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir