019

hong kong’da ziyaret ettiğim arkadaşım hakan’ın ‘bi’ arkadaşım malezya’da perhentian adası diye bi’ yerdeymiş, çok güzelmiş, biletler ve kalacak yer de ucuzmuş, gidelim mi biz de?’ sorusuna maceraperest bir refleksle ve 2 hafta planladığım hong kong ziyaretimi 1 haftaya düşürme pahasına‘oluuur’ yanıtını vermemle spontane bir malezya tatili planlarken buluyoruz kendimizi: uçak biletleri ve kalacak yerleri ayarlamadan önce bi google’a bakalım bari diyoruz, ismini daha önce hiç duymadığımız perhentian’ı google graphics’de aratınca çıkan sonuçlar hoşumuza gidiyor. e, o zaman malezya’ya gidiyoruz!!!

kuala lumpur’da bir gece

adaya gitmek için ilk durağımız olan kuala lumpur‘a, hong kong’dan 4 saat süren bir uçak yolculuğundan sonra varıyoruz (istanbul – kuala lumpur direkt uçuşları 11 saat civarı sürüyormuş). ülkeye girerken doldurduğumuz formların üzerinde uyuşturucu ticareti yapmanın cezasının ölüm olduğunu belirten yazıyı görüp bir ılımlı islam ülkesine geldiğimizi hatırlıyoruz hemen. hem de ramazan ayındayız. bakalım neler olacak… bu ilginç biraz da korkunç uyarıdan sonra, şehir merkezine bir saat uzaklıkta olan havaalanından fiyatları oldukça uygun olan bir taksiye biniyoruz. özellikle bir zamanlar dünyanın en yüksek binası olan, günümüzdeyse aynı listede 5. sırada yer alan ve dünya gözüyle görmek istediğim petronas kulelerine yakın seçtiğimiz otelimize varmamız şehir merkezine yaklaştığımızda trafiğe de takılınca akşam saatlerini buluyor.

gördüğüm çok sayıda inşaat sebebiyle dev bir şantiyeye benzettiğim; aynı yolun bir tarafında lüks rezidanslar diğer tarafında gecekonduların olabildiği ve ikimizin de bilmediği bu şehirde ne yapsak ne etsek derken foursquare’i açmak geliyor aklıma. popüler tip’lerin sözünü dinleyerek güzel mağazalar ve açık hava restoranlar vaat eden pavilion alışveriş merkezine gidiyoruz. bir ringit 0.58 türk lirası, yani burada zengin sayılırız;) foursquare’de olumlu eleştiriler alan ispanyol restoranı la bodega’da karnımızı tapas’la doyurduktan sonra bu kocaman ve şık alışveriş merkezini şaşkınlıkla geziyoruz: her marka var ve fiyatlar çok uygun. hayalimdeki elbiseyi malezya’da bulmanın şaşkınlıkla karışık mutluluğuyla kuala lumpur’u alışveriş yapılası şehirler listeme ekleyip barların ve büyüklü küçüklü başka alışveriş merkezlerinin yer aldığı, buranın en ünlü caddesi olduğunu tahmin ettiğimizjalan sultan ismail‘de birkaç tur atıyoruz. pazartesi gecesi olduğundan mı yoksa ramazan olduğundan mı kapalı olduklarını kestiremediğimiz barlara göz attıktan sonra ertesi sabah uçağımız olduğu için otele dönüp yatıyoruz.

biliyorum, ada biraz uzak…

sabah erken kalkıp tekrar havaalanına gidiyoruz. adaya varmak için ikinci durağımız ülkenin kuzey batı sahilinde yer alan kota bharu. yolculuk 1 saatten az sürüyor. kota bharu kuala lumpur gibi gelişmiş değil. havaalanı bile son derece ilkel. buradan taksiyle (minibüsler de var) küçük sahil kasabası kuala besut‘a gidiyoruz.1 saat civarı süren yol taksiyle 70 RM tutuyor.

kuala besut’tan bota binerek adaya gideceğiz. tüm bu minibüs (veya taksi) ve botun biletlerini ve rezervasyonlarını hava alanında halletmek mümkün. adaya varana kadar katettiğimiz bu yollarda küfür etmediğimi sanmayın, şimdi yazarken bile yoruldum. ama adaya yaklaştığımızda gördüğüm manzara o bütün küfürleri yutmama sebep oldu. kocaman olmuş gözlerle yutkunmayı başardığımda kurduğum ilk cümle şu oldu: ‘galiba öldük ve cennete geldik’.

perhentian’da hayatta kalma rehberi

baştan uyarayım; siz rahat şezlonglarda uzanıp mojito’nuzu yudumlarken bir yandan da dıptıs dıptıs müzik eşliğinde saat başı değiştirdikleri mayokinileri ve fönlü saçlarıyla salınan ikoncan ablaları ve onlara hava atmak için bilumum pahalı objeleri denize atan abileri kesebileceğiniz bir tatil beldesi değil burası. genelde gençlerin olduğu, içinde beach için ayrı gece için ayrı kıyafetlerin yer aldığı kocaman bir bavul yerine sırt çantasıyla gitmenin daha münasip olacağı tropikal bir ada perhentian. lüks oteller yok. buna paralel olarak fiyatlar son derece uygun.

bungalow veya hostel tipi (ranzalı) odalara sahip oteller adanın coral bay ve long beach olarak adlandırılan iki sahilinde yer alıyor. bu sahillerden birinden diğerine gitmek içinse yürüyerek 10 dakika süren bir jungle yolculuğu yapmanız gerekiyor. adada hayatta kalmanız için sırt çantanızda bulunması gerekenler: mayo, bikini, plaj havlusu, güneş kremi, güneş gözlüğü, birkaç şort, birkaç t-shirt, terlik, spor ayakkabı, sinek uzaklaştırıcı sprey, şampuan, diş macunu ve fırçası, el feneri ve varsa su altında çekim yapan bir fotoğraf makinesi. şık kıyafetlere ihtiyacınız olmayacağı gibi topuklu ayakkabı giymeniz mümkün bile değil zaten.

oo, koral beyler de burdaymış…

adaya vardığımız ilk gün otelimizin olduğu tarafta yani coral bay (koral bey)’de kuma havlumuzu serip kendimizi dibi görünen akvaryum gibi bir denize atıyoruz. beach club’lar yok, dolayısıyla denize girmek için fahiş fiyatlar ödemek gerekmiyor. 2 gündür yolda olmanın yorgunluğu yerini huzur ve mutluluğa bırakıyor. plaj son derece sakin, denizindeyse adı üstünde mercanlar var, şnorkelle yüzmek oldukça keyifli. akşam adaya gelmemize vesile olan arkadaşımız roberto’yla buluşmak için long beach’e gideceğiz. jungle’ın içinden geçmemiz gerek. el feneri ve sinek kovucu sprey bu noktada devreye giriyor.

long beach adanın daha hareketli tarafı. burada yan yana küçük restoranlar var. 30 RM’ye taze balık, tropik meyveler, malay usulü pirinç, salata ve patates’ten oluşan doyurucu ve leziz bir yemek yedikten sonra (adada her yerde aynı fiyata bu set menü mevcut) canlı bir müzik grubunun sahne aldığı panaroma‘ya gidiyoruz. ayakkabılarımızı çıkarıp yerdeki küçük masaların önünde bağdaş kurduğumuz an grup massive attack’tan teardrop çalarak ilk andan kalbimi fethediyor. bir sonraki parça radiohead’den high & dry. anlayacağınız keyfim çok yerinde.

buranın yerel içkisi, yerlilerin ‘monkey juice’ diye adlandırdığıorang utan. tadı sulandırılmış viskiye benziyor. masaya bir adet sipariş ediyoruz. ada küçücük olduğundan insanlar kaynaşmış. avrupalı gençler çoğunlukta olduğu için burası erasmusçuların takıldığı barları andırıyor. grup yer yer dinleyenleri de sahneye davet ederek güncel ve klasik rock parçalarından oluşan geniş repertuarıyla bizi çok eğlendirirken bir anda sağnak yağmur bastırıyor. tropikal iklime hoş geldiniz! yağmur dindikten sonra otele dönmek için yine jungle’dan geçmemiz gerekiyor, bilinçaltımsa son derece şakacı, bana yaprakları iguana sanmacılık oynuyor.

tropik adada dalga sesleriyle uyanmak…

ikinci gün, gecesinde dalgalarda beşik gibi sallanmış denizin dibinde bir bungalow’da gözlerimi açmanın mutluluğunu yaşıyorum. denize girmek için sabahtan long beach’e gidiyoruz. yolda gerçekten iguana görüyoruz, bilinçaltımın oyunları değil bu sefer. biraz büyük ama o da bizden korkuyor sanırım, yaklaşmıyor. iguanalardan çok dikkat etmemiz gereken şey ağaçlardaki hindistan cevizleri. zaten kafanıza düşebilir uyarısı da yapılıyor.

gerçi burada düşmüşü de var:)

bütün gün denize girip keyif yapıyoruz. hava çok bunaltıcı olmadığı için beach volley veya beach ball oynuyoruz. dediğim gibi rahatsız edici bir sıcak yok. öğle yemeğinde meyve ve dondurma tercih ediyorum. her şey çok taze. muzlar küçücük ama çok lezzetli. demek ki önemli olan boyu değil işleviymiş.

akşamsa dj eşliğinde kumlar üzerinde dans edeceğiz. giriş parası gibi saçmalıklar olmadan. ramazan ayı olmasına rağmen içki servisinde hiçbir sıkıntı yok. çalışan yerliler turistlere karşı inanılmaz sıcak ve arkadaş canlısı. buraya tatile gelen malezyalı yok gibi. tatilci nüfusu genelde yabancı. yerlilerse burada çalışanlar. ramazan ayı sebebiyle 8-9 arası hizmet veremediklerini belirten kibar bir yazı var resepsiyonda, o bir saatte beraber oruçlarını açıyorlar. akşamüzeri turistlere karşı yereller şeklinde voleybol oynadığımız malezyalılar da, güneş batarken oruçlarını açmak için müsaade istiyorlar, akşam olunca onlar da bizimle eğleniyorlar. kadir gecesini ise havai fişeklerle kutluyorlar:)

bu sabah yağmur var perhentian’da…

üçüncü gün uyandığımızda yağmur yüklü bulutlar görüyoruz. ama korkmaya gerek yok. bir saat içinde dağılıyorlar ve hava yine günlük güneşlik oluyor. sonrasında güneşin etrafında inanılmaz güzellikte bir gökkuşağı oluşuyor. fotoğraflayabildiğim kadarıyla şöyle bir şey:

bu ismini daha önce hiç duymadığım ve acaba buraya gelen ilk türkler biz miyizdir diye bile düşündüğümüz adada türk bir dalış eğitmeni olduğunu öğreniyorum ve hemen long beach’teki turtle bay divers‘a gidip onunla tanışıyorum.

2 yıldır burada yaşayan harun dalış eğitmeni olduğu halde önceden buranın ismini bile bilmediğini anlatıyor. muson sezonu hariç yani yılın 8-9 ayı havanın günlük güneşlik olduğu perhentian az bilindiği, turist patlaması yaşamadığı ve dolayısıyla doğası bozulmadığı için dalmak için çok iyi bir yermiş. dünyada da en ucuz dalış eğitiminin verildiği ikinci yermiş zaten. 900 ringit karşılığı ekipman kiraları dahil eksiksiz bir dalış eğitimi alıp sertifika alabilirsiniz. üstelik de türkçe! open sea filmini izledikten sonra hayatta yapmam dediğim scuba diving‘e karşı olumsuz ön yargılarım biraz da olsa azalıyor.

harun bana malezya’dan da bahsediyor, burada malay, hintli ve çinlilerin sorunsuz şekilde bir arada yaşadıklarından. adada 8 ay boyunca ne yaptığını soruyorum. yapacak pek birşey yok aslında, araba kullanmayı bile özlemiş. ama burada olmaktan mutlu. adaya senede 15 civarı türk gidiyormuş. eğer onlardan biri siz olursanız harun’a benden selam söyleyin :)

kayıp balık nemo’yu buldum!

dördüncü gün 40 ringit karşılığı 8-10 kişilik bir botla ‘snorkeling trip‘e çıkıyoruz. sırasıyla kaplumbağa (turtle point), balık (fish point) ve köpekbalıklarının (shark point) olduğu noktalarda yüzdükten sonra öğlen yemeği için bir balıkçı köyüne gidiyoruz.

ilk başlarda korksam da bir şey yapmadıklarına ikna olduktan sonra sanki büyülü bir alemde uçuyormuşçasına altımdan geçen bin bir çeşit rengarenk fosforlu balığı hayranlıkla izliyorum. he unutmadan; kayıp balık nemo’yu da bulduk bu arada merak etmeyin:)

yemekten sonra son durağımız olan romantic beach ise aklımızı başımızdan alıyor. şnorkel turu bitip adaya döndüğümüzde bu turu ilk gün yapsaydım sonrasında kesinlikle scuba diving’e başlardım diyorum. tam anlamıyla su altı dünyasının büyüsüne kapılıyorum. artık yapılacaklar listemde scuba diving de var!

son gecemde the beach bar‘da ladies night var. kadınlara saat başı bedava içki! keyfim yine çok yerinde. ladies night sebebiyle birkaç şakacı genç kıllı bacaklarına aldırmadan bikini ve eteklerle gelip ortamı renklendirmiş durumda. bir yandan da ateş dansı yapan geçler var. hayranlıkla izleyip videoya aldığım ateşle akrobasi şovu yapan fransız gencin ‘yarın akşamüzeri gel sana da öğreteyim’teklifiniyse için kan ağlayarak reddetmek zorunda kalıyorum. o kadar gitmek istemiyorum ki, ilk gün korktuğum, ikinci gün ‘sizden korkan sizin gibi olsun’ dercesine üstlerine yürüdüğüm, üçüncü gün biraz yanaşıp fotoğraflarını çekmeye cesaret edebildiğim iguanalara sarılıp ağlamak istiyorum.

ada, ben ayrılmak istemiyorum!

sabah erken kalkıp jetti ile kuala besut’a, oradan uçak ile kuala lumpur’a, orada bir gece daha geçirdikten sonra sabah erkenden singapur’a ve 7 saatlik konsantre singapur maceramızdan sonra da hong kong’a geri döneceğiz. adada tanıştığımız arkadaşlarımız ve roberto bize hoşçakal demek için iskeleye gelmişler. onların bir sonraki durakları da endonezya. tesadüf değil, adada macera arayan gezgin ruhlu gençler var hep. bu güzel insanlarla, iguanalarla, tropik iklimle tanıştığım için mutlu bir şekilde ve bir daha gelme isteğiyle dolup taşarak bot uzaklaşırken el sallıyoruz perhentian’a…

Malezya’da nereye gidelim ne yiyelim derken ve adres ararken foursquare ve tipler çok yardımcı olmuştu. Benim listem de size yardımcı olur belki, çekinmeyin tıklayın efem: https://foursquare.com/cizenbayan/list/malezya

YORUMLAR

  • Mehmet diyor ki:

    Merhaba,
    Yazınıza istinaden Ocak ayındaki Kuala Lumpur gezimde Perhentian adasına da yer vermek istiyorum. Yalnız bookin.com da sadece iki otel görünüyor ve ikisi de dolu. Acaba booking de yer almayan konaklama noktaları mevcut mudur? ve rezervasyon yapılmadan gidilse kesinlikle hesaplı ve boş konaklama noktası bulunur mu? teşekkür ederim.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir