fiskeriet

Bir insan 6 Euro’ya uçak bileti var diye Kasım’ın ortasında Norveç’e gider mi? Bu sorunun yanıtını bu postta bulacaksınız. Sizi bekletmeyeyim. Cevap evet. 6 Euro’ya bilet bulunca hemen aldım, hesaplı bir Oslo seyahati yaparım sandım ama yanıldım. Oslo dedikleri kadar pahalı değilmiş: Daha da pahalıymış. Yeri gelip bir çorbaya 159 Kron verdiğim, aslında Pegasus’un uçuşunun bile olmadığı ama mesleki deformasyonla sürekli cafe ve bar ‘keşfettiğim’ Oslo seyahatime ya da diğer adıyla bir popo donma öyküsüne buyurmaz mıydınız?

ryanair

Başka bir yazının konusu olacak olan Ryanair Oslo’nun diğer havaalanına göre biraz daha dışında olan Rygge adlı limana uçuyor. Buradan otobüsle Oslo Central Station’a gelmek 1 saat sürüyor ve 170 Kron tutuyor. Henüz kurdan habersizim. Oslo merkeze vardığımda saat 4 ama hava kapkaranlık olduğu için gece gibi. Bavul ve eşyalarımı bıraktıktan sonra her birşey çok pahalı olduğu için Erasmus öğrencilerinin ağırlıklı olduğu bir yurtta akşam yemeğine davetliyiz, oraya gidiyoruz. Adet böyle, yemek için dışarda buluşmak yerine evlerde (ya da yurtlarda) buluşuyorlar. İçki barlarda da çok pahalı olduğu için herkesin kendi içkisini getirdiği ev partileri moda.

ev

Ben biraz şehri görmek istiyorum. Miguel ile şehir merkezinde sevdiği barlardan biri olan Jaeger‘e (Grensen 9, Oslo) gidiyoruz. Çarşamba gecesi saat 12’ye geliyor. İçeride henüz standlar var. Normalde standlar kalkar içersi kalabalık olur herkes dans edermiş (bkz: aşağıdaki bana ait olmayan fotoğraf) Ya biz erken geldik ya da çarşamba geceleri burası iş yapmıyor, bilemedim. DJ iyi çalıyor, biz de Jaeger’in koltuklarına oturup birer içki içiyoruz. Kırmızı şarap 89 Kron ve biraya göre biraz daha pahalı. İlk günüm, hava soğuk (0 derece), çok yormayayım kendimi diye içkilerimiz bitince evin yolunu tutuyoruz.

jaeger oslo

Miguel’in haftaiçi gündüz okulu, benimse Oslo’da Perşembe, Cuma, Cumartesi olmak üzere 3 tam günüm var. Elimde haritam, tek başıma müze gezmeli, alışveriş yapmalı, konsere gitmeli dolu dolu 3 günde çokça üşüdüm, yağmurda ıslandım, güneşi göremedim ve Oslo’ya gideceklere öneriler hazırladım. Önerileri de alışveriş, yeme içme, bar, gece gezmesi, en sevdiğim mahalle, oslo izlenimlerim ve kültür sanat diye bölümlere ayırdım. Keyifle okumanız; Oslo’ya yolunuz düşerse faydalanmanız dileğiyle.

yesillikli cadde

OSLO İzlenimlerim:

Para birimi

Oslolular zengin annem. Para birimleri Kron. Bırak TL’yi Euro’yu Dolar’ı falan da tokatlıyor. 1 Euro, 7.34 Norveç Kronu ediyor. Ben oradayken her şeyi 7’ye bölerek hesap yaptım. Euro karşılığını bulduktan sonra da 2,3’le çarptım, hem kafam karıştı hem üşendim, böylelikle pek de alışveriş yapmadım. Doğrusunu yaptım bence. 1 Lira 3,18 Kron olduğu gibi beyin de bedava.

kron

İklim

Evet Norveçliler zengin ama para her şey değil. Netekim hava buz gibi ve popoları donuyor. Ülkede mont endüstrisi tavan yapmış, içlik falan alacaksanız buradan almak akıllıca, çeşit bol. Kasım ortasında sıfırın altına düştü hava, kar da yağdı. Sürekli gri, güneş yok, çok karanlık. Sıcak çikolata konusunda da iyiler Allahtan. Garip bir de dondurma markaları var. Siz bu soğukta dondurma satmaya utanmıyor musunuz dedim, dinletemedim. Gel gelelim görüldüğü üzre marketing konusunda da pek başarılı değiller. Böyle reklam mı olur Allasen?

dondurma

Alkol

Gelelim Norveçlilerin bir diğer kanayan yarası alkol meselesine. Efendim, alkol ateş pahası. Komşu ülke İsveçin votkası bile alınacak cinsten değil.  419 Kron dediğin bugüne bugün 140 Lira para. Alt tarafı vodka alıyorsun, mortgage’a girmiyorsun; ayıptır. Absolut rip-off vallaha!

absolut

Hadi pahalısını geçtim, adamlar zengin, bastırır parayı alır, ama mesele o da değil. Marketlerde falan içki satılmıyor. Vinmonopolet adı verilen, her semtte bir adet bulunan ve abuk subuk açılış-kapanış saatleri bu dükkanlardan alınabiliyor sadece.

vinmonopolet

Şimdi gen haritalarını incelemedim tabii ama sanılanın aksine öyle Hollandalılar gibi uzun değil Norveçliler. Genelde mini mini tipler gördüm ben. (Kızlar çok güzel diye duymuştum. O konuda da bi hayal kırıklığı yaşadım.)

Ulaşım

Şehrin her yerinde komik derecede küçük arabalar var. Anlam veremedim. Öyle bi park yeri ya da trafik dertleri de yok. Belki de bu arabalar sayesindedir.

mini araba

Refah seviyesi yüksek bir ülkeye göre karbon ayak izlerini pek umursamıyorlar. Daha soğuk ve yağmurlu havalarda Helsinki’de bile çok sayıda bisikletli insan görmüştüm. Her Avrupa şehrinde olduğu gibi bir saate kadar ücertsiz kullanıp bir diğer istasyonda bırakabileceğiniz bisiklet istasyonları tabii ki var ama pek bisiklet yolu da yok, bisiklet kullanan da.

 bisiklet

Ulaşım sıklıkla otobüs ve tramvayla sağlanıyor. Tramvayın ismi de Trikk Tram, oyuncak gibi çok komik. Metroya hiç binmedim. Fiyatlar konusunda da hiçbir fikrim yok. Neden derseniz kontrol yapılmadığı için bir kez olsun bilet almadım :(

trikktram 

Dil

Dil Almanca’nın yandan yemişi. Yani Norveççe cermen dil ailesinden geliyor. İsveççe ve Danca’ya çok çok benziyor. Fiiller kelimeler vs. Almanca’yla aynı kökenden geldiğinden yazılı olarak az çok anlıyorum. Konuştukları zamansa gerçekten çok vurgulu ve melodik olduğu için Japonca’ya benzettim Norveççe’yi. Ya da benim duyduklarım sürekli Hattori Hanzo kılıcından bahsettiler, bilemiyorum. Ne bu şiddet bu celal canım!

lucky

Alışveriş

Alışveriş için gidilecek yer şehir merkezinde Nationaltheatret ve Sentralstasjon arasında yer alan alışveriş caddesi Karl Johans Gate.

 nationaltheatret

Sadece Karl Johans Gate’de değil, bu caddeye çıkan ara sokaklar ve caddenin parallelerinde de irili ufaklı mağazalar ve cafeler var. Oslo’dan alışveriş yapmak pek akıl karı değil. Buraya turistik olarak geldiyseniz Avrupa’nın her yerinde olan H&M, Mango, Zara gibi mağazalara hiç girmeyin bile. Her yerden alabileceğiniz şeylere boşuna fazla para ödemiş olursunuz.

karljohans

İçi kürklü spor ayakkabılar ya da mont gibi Türkiye’de çok çeşidini bulamayağınız sıcak tutacağı %100 garanti şeyler almanız ya da sadece İskandinavya’da olan mağazalara bakmanız daha mantıklı olur.

kurklu

Bütün alışveriş merkezlerinde ve caddelerinde şubeleri olan Bik Bok (ismine aldanmayın), Gina TricotCubusBianco gibi mağazalara muhakkak göz atın. Ben twitter’dan Seda Bora kullanıcısının ‘bik bok’tan never denim markalı bir flex jean alarak kendine iyilik yap’ tavsiyesine uydum. Siz de uyun. Bu flex jean tayt gibi, çok rahat, zayıf gösteriyor hem de. Made in Turkey’miş gerçi ama burada nerden bulunur bilmediğimden aldım. O kadar rahat ki keşke her rengini alsaydım dedim. Tekrar teşekkürler Seda.

bikbok

Genelde İskandinav ülkelerinde olan mağaza zincirlerinden favorim Monki. Oslo’nun içinde sadece bir tane var. Adresi: Karl Johans Gate 15. Bence dünyanın en güzel mağazası, mutlaka girin. Hem mağazanın dekorasyonu hem de giysiler mükemmel. Fiyatlar ortalamanın üzerinde ama ben buradan aldığım şeyleri o kadar severek giyiyorum ki değiyor. İndirimdeyse çok uygun ürünler olabiliyor. 60 Kron’a gerçek deri çanta, 100 Kron’a yağmurluk gibi.

monki

Hava çok soğuk olduğu için mağaza mağaza gezerken donmak istemiyorsanız bir diğer seçeneğiniz Sentralstasjon’da yer alan Oslo City AVM. Anlatmaya gerek yok bildiğiniz AVM işte; yeme içme alışveriş adına her şey var içerde. Özellikle güzel veya şık değil. Sıcak ve bolca mağaza var. Kalabalık. 10’a kadar açık.

oslocity

En sevdiğim mahalle: Grünerløkka

grone

Grünerløkka’ya sabah yürüyüş yapmaya ve kahvaltıya, gündüz alışverişe, cafe’lerde oturmaya akşamsa yemeğe ve barlarda takılmaya ya da konsere gelebilirsiniz. Çok keyifli bir mahalle. Oslo’da yaşasam sürekli burada takılır, buranın yakınlarda ev tutardım. Zaten genelde gençlerin yaşadığı bir kültür / sanat semtiymiş.

cocoa

Grünerløkka’da geçireceğiniz örnek bir günden bahsedersek kahvaltı için önerim dekorasyonu şirin mi şirin, sıcak çikolatası lezzetli mi lezzetli Cocoa (Toftes Gate 48).

kakaovesandvic

İyi ekmek anlamına gelen Godt Brød (Thorvald Meyers gate 49) da sandviç ve hamur işleriyle kahvaltı veya ikindi çayı için keyifli bir seçenek. Tea Lounge‘da (Thorvald Meyers gate) sıcak bir çay içebilir hemen çaprazındaki Les Palais des Thes‘den (Olaf Ryes plass 3) mis kokul çaylar satın alabilirsiniz. Bunun dışında Kafebrenneriet, Wayne’s Coffee ve Deli de Luca’nın da Grünerløkka’da şubeleri var.

godtbrodt

Burada alışveriş yapmak isterseniz Bik Bok’un küçük bir şubesi ve iki üç tane güzel yerel butik var. Üzerinde Norveççe yazılar olan güzel t-shirtlerin olduğu şirin giyim mağazası Trøye &‘yi (Thorvald Meyers gate 54) çok beğendim. Neredeyse her şeyin satıldığı ve fiyatların uygun olduğu Tgr (Sofienberggata)’ye de ıvır zıvır almak için göz atılabilir.

Ama bence mutlaka içine girip şöyle bir göz atmanız gereken mağaza Granit (Thorvald Meyers gate 55). Oslo’da evim olsa kesin buradan döşerdim. İskandinavlar gibi yine minimalist tasarımlarıyla ünlü Japonların kırtasiye, mobilya, giysi, mutfak gereçleri satan mağazası Muji’yi bilirsiniz. Granit de tarz olarak Muji’ye benziyor. Ev dekorasyon ürünleri, mumlar, lambalar ve ofis ürünleri, defterler, kalemler var. Hepsi çok güzel. Mağaza tasarımı da çok şık, hatta yan tarafta bir cafe’si de var.

Grünerløkka’da akşam oldu. Karnınızı doyurmak için bu bölgede pek çok şık ve güzel restoran var. Uygun fiyatları ve lezzetli burritolarıyla Mucho Mas (Thorvald Meyers gate 36) en çok tavsiye edilenlerden biri. Akşam takılmalık bir şeyler içmelik barlar ise Fru Hagen (Thorvald Meyers gate 40) ve Ryes (Thorvald Meyers gate 59). İkisi de yerel halkın takıldığı, bira içip sohbet ettiği güzel barlar. Tarihi bir sinema binası olan yaklaşık 500 kişilik konser mekanı Parkteatret‘te (Olaf Ryes plass 11) de güzel pop, rock, indie konserleri oluyor, takvimine göz atın: http://www.parkteatret.no

Yeme İçme Cafeler vs

Nationaltheatret yakınında, Paleet AVM’nin girişinde, sokağa da cephesi olan United Bakeries (Karl Johans gt. 37-43) kahvaltı için muhteşem bir cafe. Burası aslında bir fırın ama hazır sandviçler, sıkma meyve suları ve kahveler de var. Dekorasyonu çok şık. Dolapta taze yapılmış sandviçler ve sıkma meyve suları hazır bekliyor.

united bakeries

Benim favorim brie ve bacon’lı sandviç. Oslo’ya gitmişken mutlaka denemeniz gereken lezzetse sjokoladeboller denen çikolatalı yuvarlak hamurlar. Kahvenin yanında harika oluyor. Kuru üzümlüsü de var. Rosinboller diye geçiyor.

bolle

Oslo havaalanında bir şubesi olsa da şehir merkezinde Starbucks yok. Bunun yerine Norveçlilerin kendi kahve zincirleri var ve Starbuckstan çok daha iyiler. Benim favorim Kafebrenneriet. Kahve ve sıcak çikolataları çok çok iyi. Bunun dışında bir de üzeri beyaz kremalı ve yaban mersinli bir havuçlu kek yedim ki o da mutlaka denenmeli.

brenneriet

carrotcake

Bir diğer kahve zinciri Wayne’s Coffee bence dekorasyonuyla da kahveleriyle de Brenneriet kadar özel değil. Starbucks, Nero çizgisinde gidiyor, daha sıradan. Ama Brenneriet’te olmayan internet burada olduğu için tercih sebebi olabilir.

 waynes

Norveç’in somonu iyi olur diye bir yerde yemek istedim ama Michelin yıldızlı balık restoranı Lofoten’de de, herkesin mutlaka balık ye diye tavsiye ettiği Solsiden‘de de, Aker Brygge’deki bilumum balık restoranında da somon servis edilmiyordu (genellikle balina vardı). Yeme içme meselelerinin pahalı olduğu Oslo’da, sushi ise dünyanın heryerinde olanın aksine diğer yemeklere oranla daha hesaplı. Ben de bir sushiciye gitmeye karar verdim. Aker Brygge’de yer alan Tammy Sushi‘de hem lezzetli somon yedim hem de fiyatlar uygundu, tavsiye olunur.

sushi

Bir akşamüzeri vitrinindeki balıkları ve içeride satış bölümündeki elemanların bu balıkları hazırlamasını hipnotize olarak izlediğim Fiskerietin (Youngstorget 2) içine girdim. Burası hem balık ve yan ürünlerini satın alabileceğiniz şık bir market hem de bar gibi bir yerde ayaküstü bir şeyler atıştırabileceğiniz bir restoran.

fiske

fiskeriet

Menüde 3-4 çeşit balık, fish & chips ve balık çorbası (fiskesuppe) var. Fiyatlar tuzlu ama özel bir yere benziyor diye bir balık çorbası söyledim. Önden gelen sarımsaklı tereyağı ve ekmek bile çok lezizdi. Sanırım çorbanın fiyatı olan 159 Kron ise Norveç şartlarında bile pahalı. Herkes fiyatı daha uygun olan fish & chips’den yiyordu, leziz görünüyordu, aklım kaldı, bir dahaki gidişimde kesin deneyeceğim.

 fiskesope

Bar, Gece gezmesi

kokteyl

Oslo’daki favori mekanım diyebileceğim Japon barı Izakaya‘da (St. Olavs plass 7) küçük mezeler şeklinde sipariş edebileceğiniz çeşit çeşit Japon yemeği çok lezzetli ve fiyatları da çok uygun, atmosferi de son derece orijinal. Beni buraya Danimarkalı arkadaşım Steffen götürdü (Steffen’in blog’una da göz atın: http://digitalglobalization.com) Barın arkasında biri Oslo, biri Tokyo’daki saati gösteren iki saat, duvarlardaki Japonca çizgi romanları, aydınlatma elemanları falan süper. Akşam yemeğini hafifçe geçiştirdikten sonra Izakaya’da zencefil ağırlıklı leziz kokteyllerin ya da biranızın yanında biraz Edamame bir iki de Yakitori ile keyif yapabilirsiniz.

İzakaya kadar olmasa da bir diğer favori mekanımsa Fuglen (Universitetsgata 2 (Pilestredet)). Norveççe kuş anlamına gelen Fuglen, gündüz retro mobilyaların satıldığı bir mağaza ve cafe; gece ise süper kokteyllerin yapıldığı bir bara dönüşüyor. Hatta 2010 yılında en iyi bar seçilmiş. Mutlaka uğrayın.

 fuglen

İlk gece uğradığım henüz boş olan Jaeger haftasonları keyifli oluyor(muş). En sevdiğim mahalle Grünerløkka’daki Fru Hagen ve Ryes kesinlikle uğranması gereken barlar. Orada olduğum Cuma gecesi önce Norveçli DJ ve prodüktör Lindstrøm ardından da Norveçli elektro ikilisi Røyksopp‘un DJ’lik yaptığı Nivou (Møllergata 12) da dans için gidilebilecek yerlerden. Røyksopp’un çaldığı gece girişi 150 Kron’du. Baştan uyarayım Norveçliler Şanzelize Kafeyi aratmıyor. Erkek oranı falan, çok laf ettiğiniz Sensation’ı öpüp başınıza koyun derim. Yine de adamların yerel DJ’leri Røyksopp ve Lindstrøm ya. Böyle biz bize göz göze dans ettik resmen Torbjørn ve Svein’la. Hala laf ediyorum, çarpılacağım valla. <3 <3 <3

Gece bardan kulüpten dönerken taksiye binmeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Havaalanına gidip ilk uçakla Türkiye’ye dönün daha hesaplı. Barlar gece 3’de kapanıyor. 3:15 ya da 3:30’de gece otobüsü oluyor, neredeyse her yere ulaşmak mümkün. Aradaki zamanı da pek çok köşe başında bulunan ve 24 saat açık olan 7/11‘larda bir şeyler yiyerek geçirebilirsiniz. Fiyatlar da uygun hem.

 oslo gece

Kültür Sanat ve Turistik şeyler

Aker Brygge

Burası şehir merkezinden yürüme mesafesinde yer alan, deniz kenarında, liman görünümünde bir bölge ve hala inşaat halinde. Yazın daha keyifli olacağını tahmin ettiğim Aker Brygge’de minik bir AVM, bolca balık restoranı, cafeler, barlar ve harika bir çağdaş sanatlar müzesi var. Burada yer alan ve inşaatı hala devam eden gösterişli ve teknolojik binalar çoğunlukla ofis ve konut projeleri. Tekneyle fiyort turu yapmak için de yine bu bölgeye gelmeniz gerekiyor.

Astrup Fearnley Museet

Aker Brygge, Tjuvholmen’da yer alan Astrup Fearnley Museet son zamanlarda Avrupa’da gezdiğim en iyi çağdaş sanatlar müzesi. İsmi sürdürülebilir binalar ve yeşil mimari ile anılan İtalyan mimar Renzo Piano tarafından tasarlanan müze, Norveç’in iklim ve enerji ihtiyaçlarına uygun tek bir saçak altında bulunan ahşap ve cam ağırlıklı iki binadan oluşuyor.

astrup

Girişte 100 Kron ödeyeceğiniz biletle iki binadaki sergileri de gezebiliyor; biletin üzerinde yer alan wireless şifresi ile ücretsiz bir şekilde internete bağlanabiliyorsunuz. Müzede interneti ne yapayım demeyin. Eserlerin yanlarında yer alan QR kodları akıllı telefonunuza okutarak internetteki ilgili ses dosyasına (İngilizce veya Norveççe) ulaşabiliyorsunuz. Üstelik bazı ses kayıtlarında işi sanatçının kendisi anlatıyor. Bence süper bir uygulama.

Jeff Koons, Damien Hirst, Felix Gonzales-Torres, Andreas Gursky, Charles Ray, Tom Sachs ve Richard Prince gibi çağımızın önemli sanatçılarının en bilindik ve önemli işleri burada sergileniyor. Yarım gününüzü mutlaka bu müzeye ayırmanızı; bir binadan diğerine geçmeden önce de müzenin cafesinde bir kahve molası vermenizi tavsiye ederim. Ben günüm kalmadığı için malesef gidemedim ama, dünyanın en pahalı tablosu olan Çığlık’ın Norveçli ressamının eserlerinin yer aldığı Munch Müzesi de oldukça güzelmiş. (Munch hakkında daha fazla bilgi için bu linke de göz atmanızı öneririm https://www.artsy.net/artist/edvard-munch)

Operahuset

Oslo Belediyesi’ne ait Operahuset yani Opera Binası (Kirsten Flagstads Plass 1) Norveçli Mimar Tarald Lundevall tarafından tasarlanmış, 2008 Dünya Mimarlık Festivali’nde en iyi kültür yapısı ödülünü almış ve 2007 yılından bu yana şehrin simgelerinden biri. Yazları nasıldır bilmiyorum ama kışın denizi de gökyüzü de beyazımsı bir gri olan Oslo’nun; cephesi beyaz mermer ve kısmi olarak da camdan oluşan Opera Binası neredeyse görünmüyor.

 

İçerideyse durum farklı. Kullanılan ahşap ve aydınlatma detayları dışarıda kullanılan mermerin soğuk etkisine tezat oluşturuyor. Binanın pek çok sanatçının işleriyle süslü fuayesi, galeri yüksekliği sebebiyle kapalı bir alandan ziyade, denize açılan mermer ‘bahçe’sinin devamı gibi algılanıyor. Bu mermer ‘bahçe’ hafif bir eğimle cam bir kapıyla ayrıldığı Opera Binası’nı sararak Oslo halkı için bir seyir terası görevini gören çatı halini alıyor. Bu enteresan mimariyi incelemek ve şehre tepeden bakmak için Opera Binası’na mutlaka gidin. Hatta Norveç Opera ve Bale’nin sayfasına göz atıp bir gösteri de izleyebilirsiniz.

Akershus Festning

Pek çok Avrupa liman kentinde olduğu gibi Oslo’nun da şehri korumak için Ortaçağ’da inşa edilmiş bir kalesi var. Opera Binası’ndan çıkıp Aker Brygge’ye yapacağınız bir sahil yürüyüşünüzde yolunuzun üzerinde kalacak olan Akeshus Kalesi’ni yarım saat gibi kısa bir sürede herhangi bir ücret ödemeksizin ziyaret edebilir, şehre tepeden bakabilirsiniz.

festning 

Facebook’taki Oslo albümüne göz atmak için tıklayın

 

yerlisinden tavsiyeler: dilek ucarli

yerlisinden tavsiyeler: dilek ucarli

Bir insan 6 Euro’ya uçak bileti var diye Kasım’ın ortasında Norveç’e gider mi? Bu sorunun yanıtını bu postta bulacaksınız. Sizi bekletmeyeyim. Cevap evet. 6 Euro’ya bilet bulunca hemen aldım, hesaplı...

YORUMLAR

  • ugur diyor ki:

    isteyen gelip benim yanimda durabilir…cunku ben norvecde dogdum ve halen burada yasiyorum……..ukay76hotmailnoktacom…..

  • Cenk Erol diyor ki:

    Bence sadece Oslo’yu görerek Norveçlilerin tipi hakkında yorum yapman yanlış olmuş. Trondheim, Tromso, Bergen, Stavanger buraları da gezseydin anlardın gerçekten ne kadar güzel/yakışıklı ve boylu poslu insanlar olduklarını… Tabi bir İsveçliler kadar da değiller orası ayrı :)

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir