hatırlıyorum, ilk kez lise hazırlığın sonunda çıkmıştım yurt dışına. okulda öğrendiğim almancayı pekiştirmek için viyana’da dil okuluna yollamıştı babam beni. Yıl 2002, yani ben 15 yaşındayım ve ilk kez tek başıma seyahat ediyordum.

ilerleyen senelerde dil ve kültür öğrenmemize çok önem veren babamın teşvikleriyle almanya’da çok uluslu çalışma kamplarına katıldım ve yine almanya’da bir ailenin yanında kaldım. tek başıma gittiğim bu yerlerden hep ‘büyümüş’ döndüm. tabii ki bunlar inanılmaz deneyimlerdi.

ama bana göre asıl maceram lise bittikten sonra başlıyor. 

öss’den bir hafta sonra laf olsun torba dolsun diye girdiğim yabancı dil sınavı’nda (almanca) türkiye’de ilk 100’e girerek başbakanlık özel bursu almaya hak kazandım. devlet üniversitesi kazandığım için çok şükür bu burs benim için bir lükstü, ben de bu parayı biriktirmeye karar verdim. hayalim, okulda derslerde öğrendiğim, dergilerde görüp büyülendiğim binaları, şehirleri, kültürleri görmekti. avrupa’da okuyan arkadaşlarımı ziyaret ederek başladım.

üniversite ikinci sınıfta bir dönem barselona’da okumayı koydum kafama ve bunu da yaptım. almanca ve ingilizce bilerek gittiğim ispanya’dan, ispanyolca bilerek döndüm (lisede 4 sene okuduğum latince’nin hakkını yemeyelim!) ve bir süredir de elle dergisi’nde ispanyolca çeviri yapıyorum.

genç olmanın en güzel yanı ekonomik seyahat şansı bence. yurt dışına gittiğimde otellerde kalmama gerek olmuyor. barselona’da geçirdiğim bir dönem sayesinde avrupa’nın dört bir yanında arkadaşlarım var ve onları ziyaret ettiğimde kanepelerinde uyuyorum:) 

anlıyorum ki her ziyaret ettiğim şehirden sonra görsel kumbarama bir şeyler eklemişim. okulda proje derslerinde hissettim bunu en çok. çok gezen mi çok okuyan mı bilir bu bir muamma, ama gezen gördüklerini unutmuyor, farklı bir düzeyde saklıyor onları, en ummadık zamanlarda koyduğu yerden çıkarıp ilham almak için.

bir de ‘mimar gözü’ diye bir şey var, eğitimin ilk yıllarından itibaren hissettiriyor kendini. çevrenize, binalara, şehirlere, objelere bakarken onları artık farklı kriterlerle değerlendirmeye başlıyorsunuz. bu yüzden mimarlık eğitimine başladıktan sonra yaptığım seyahatler ve çektiğim fotoğraflar diğerlerinden çok farklıdır. 

sadece ben gitmiyorum tabii ki, arkadaşlarım da sık sık ziyaretime geliyorlar, hatta bu yaz evi neredeyse hostele çevirmiştim! :) onlar da istanbul’dan büyüleniyorlar ve ben de istanbul’u bir kez de onlarla keşfetmekten büyük zevk alıyorum.

gezenbayan blog’u fikri ortaya çıktıktan sonra gezdiğim yerleri not almak, bol bol fotoğraf çekmek de benim için seyahatin kendisi kadar keyifli olmaya başladı. hem benden sonra gittiği yerlere gidecek kişilere faydası dokunacak bu blogun hem de ben bir fotoğraf albümü gibi neler yapmışım nerelere gitmişim diye bu seyahatlerimi hatırlayabileceğim. 

modayla alakası olmayan ifw izlenimlerim

modayla alakası olmayan ifw izlenimlerim

hatırlıyorum, ilk kez lise hazırlığın sonunda çıkmıştım yurt dışına. okulda öğrendiğim almancayı pekiştirmek için viyana’da dil okuluna yollamıştı babam beni. Yıl 2002, yani ben 15 yaşındayım ve ilk kez tek...

sabah sabah sinirlendim

sabah sabah sinirlendim

hatırlıyorum, ilk kez lise hazırlığın sonunda çıkmıştım yurt dışına. okulda öğrendiğim almancayı pekiştirmek için viyana’da dil okuluna yollamıştı babam beni. Yıl 2002, yani ben 15 yaşındayım ve ilk kez tek...

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir