istanbul-kokteyl-miksoloji-mixology-lucca-the-story-of-seven-bebek-cizenbayan

Aralık ayında The Story of Seven‘da yayımlanmış İstanbul’un En Gözde 7 Kokteyl Noktası yazım: (bunun gibi daha pek çok konuda ilham verici ve özgü yazı için The Story of Seven‘ı ziyaret etmeyi unutmayın)

İyi kokteyl ve miksoloji dünyada giderek önem kazanırken İstanbul’da da dünyadaki örnekleri arasında gösterilebilecek mekanlar artmaya başladı. İşte İstanbul’dan zamansız ruhlarını, orijinal ve şık dekorasyonlarını, kendine has duruşlarını çok beğendiğim 7 kokteyl barı:

Any

Untitled-52

Arnavutköy sakinlerinin mahalle barı da diyebileceğimiz Any, orijinal dekorasyonu ve samimi atmosferiyle İstanbul’un diğer semtlerinden misafirleri de müdavimi yapmış bile! Eski ahşap bir Türk evini mesken eden Any’nin barını çok sevmemin sebeplerinden biri de bu sıra favorimi olan viski kokteylleri konusunda epey yaratıcı olmaları. Bir klasik olan Lynchburg Lemonade dışında mandalina ve fesleğenli Lynchburg varyasyonu, ballı Tennessee viskisi ve passion fruit püresi ile yapılan efsanevi olmaya aday King Bee ve Ginger Bee gibi tatlı-ekşi lezzetler de var.

Adres: Bebek Caddesi No:71a Arnavutköy

Dress code: Rahat, şık

Ne içmeli: Lynchburglara ek olarak tatlı sevenlere Apple Jack, ekşi sevenlere turşu bamya ve erik ile hazırlanan Turşu Jack.

La Boom

İyi kokteyl Emirgan’da da olsa içiniz! La Boom şehir merkezi kalıplarının biraz dışında olsa da çok iyi başlangıçları, benim diyen sushiciden bile iyi sushileri ve tabii ki birbirinden yaratıcı ve özel kokteylleriyle İstanbul’un en iyilerinden. Bu sezon için yenilenen kokteyl menüsünden tatlar akıllarımızda kaldı ve favorileri seçmekte zorlandık diyebilirim.

Adres: Sakıp Sabancı Caddesi No: 14/A Emirgan

Dress code: Şık, havalı

Ne içmeli: Ekşi tatları sevenlere Leon filminden esinlenen Tennessee viskili, kırmızı şarap sirkeli, ahududu likörlü, greyfurt ve jalepeno ile servis edilen Leon, acı sevenlere tekila ve chilli biberli Red Hot Chilli Peppers, fresh tatlı sevenlere cin, yeşil elma sulu ve parça üzümlü Sling.

Corridor

Nişantaşı’nın kült barlarından Corridor, artık koridordan daha geniş ve manzaralı yeni adresinde, Kuruçeşme’de. Her gün farklı konsept müzik ve her daim görülen dostlarla bir mahalle barı olan Corridor yeni evinde daha ziyade tam teşekküllü barı ve kokteylleriyle de öne çıkıyor. Tecrübeli miksolojistlerin emek verdiği kokteyl menüsünde çok özel bazı tatlar var. Mutlaka denenmeli!

Adres: Muallim Naci Caddesi, No 64/D Kuruçeşme

Dress code: Kuruçeşme’de de olsa Corridor mahalle barı havasında, rahat

Ne içmeli: Hibiscus çayı ile infuse edilen tekila, içinde süt ürünü bulunmayan kremamsı köpük ve bir tarçın çubuğuyla tatlandırılıp bardağın etrafındaki tarçın ve tuz karışımıyla servis edilen Esmadon bir şaheser!

Mitte

whiskey

Karaköy’e yeni açılıp şimdiden müdavimlerini yaratan bir diğer mekan ise Mitte. Yüksek tavanlı, kaliteli ve şık malzemelerle dekore edilmiş, benzer şekilde Berlin’in en merkezi ve şık mahallesiyle de aynı ismi taşıyan Mitte iyi yemekleri ve servisiyle öne çıkıyor. Akşamları barın arkasına geçen usta isimlerin hazırladığı kokteyllere temposu yavaş yavaş artıp kitleyi yerinde tatlı tatlı salınmaya iten müzikler eşlik ediyor. Mitte’nin mavi kapısı, yüksek tavanı, Turgay Yıldız’ın deneyimiyle Karaköy’e ayrı bir kitle ve şıklık getirdiğini söylemek yanlış olmaz.

Adres: Necati Bey Cad. No:66a Karaköy

Dress code: Hafta içleri daha casual hafta sonları biraz daha şık

Ne içmeli: Kendi yapımları karamel şurubu ile hazırlanan Whiskey Sour ve Mitte smash from Berlin.

Alex’in yeri

Asmalımescit’te isimsiz tabelasız mini mini bir bar burası. Müdavimleri arasında Alex’in yeri olarak biliniyor. Dar ama yüksek tavanlı, vintage bir bar önünde birkaç bar taburesi, loş ama buradan uzman işi kokteyl çıkıyor hissini ziyaretçiye %100 geçiren bir atmosfer var. Mekanın sahibi Amerikalı Alex Waldman, bir film projesi için İstanbul’a gelip burada insanlara iyi kokteyl içirmek amacıyla bir bar açıyor. Kendi imzasını taşıyan kokteylleri de var klasik kokteyl yorumları da. Bardaklar, miksoloji aksesuarları hep yurt dışından, İstanbul’da bulunması güç, özel ekipmanlar. Kokteyl değil de sanat yapılıyor sanki burada.

Adres: Gönül Sokak 7B Asmalımescit

Dress code: Alex barın arkasında her daim yelek ve kravatıyla çok şık ama bence Alex’in yerinin kodu smart casual.

Ne içmeli: kendinizi Alex’in kollarına bırakın, ona damak tadınızı anlatın ve mevsime göre hazırladığı kokteylleri deneyin. Önerimiz God Shave The Queen

Finnfinn

Finn Karaköy’ün en yenilerinden olmasına rağmen, pirinç ve mermer ağırlıklı dekorasyonu, bara ışık katan boydan boya camın gerisindeki dikey bahçesi, yurt dışından özel sipariş edilen kristal kokteyl bardakları, samimi ortamı, güçlü barmen kadrosu ve iyi kokteylleriyle bu listeye adını yazdırmayı başardı. Akşam yemeklerinde de hizmet veren Finn’de Salı geceleri herkese açık eğlenceli bir konsept var. Eğer dilerseniz barın arkasına geçip miksolojistler eşliğinde seçtiğiniz malzemelerle kendi kokteylinizi yapabiliyorsunuz. Barın arkasında olmak sahneye çıkmak gibi, gözler üzerinizde ve neredeyse bir kokteyl workshop’u gibi geçen bu gecede yalnızca içtiğinizin parasını ödüyorsunuz. Cuma ve Cumartesi geceleri ise çok iyi müzik ve dans var Finn’de. İyi kokteyl hep baki!

Adres: Necati Bey Cad. Arapoğlan Sok. No: 8/B Karaköy

Dress code: Mekan o kadar şık ki sönük kalmak istemezsiniz. Ama rahatlığı da elden bırakmayın, unutmayın burası Karaköy’deki mahalle barınız.

Ne içmeli: Egzotik tatları sevenlere Zumbada, zencefil sevenlere ise Anti Hero öneririm.

Lucca

lucca

Geçtiğimiz sene 10. yaşını kutlayan Lucca, iyi kokteyl deyince akla ilk gelenlerden. İstanbul’un en posh mahallesi Bebek’te yıllardır aynı yerinde her sene yeme-içme trendlerine göre özenle yenilediği menüsü ve birbirinden iyi barmenleriyle hizmet veren Lucca zaman zaman dünyaca ünlü miksolojistleri barına konuk ederek müdavimlerine sürprizler de yapıyor. Bizim için kokteylleriyle öne çıksa da hatırlatmak da fayda var ki, hafta içleri akşamüzeri kahvesi içebileceğiniz ya da ayakta kokteyl yudumlayıp hafif hafif dans edebileceğiniz Lucca hafta sonları, özellikle yazın dışarıdaki masaları kendine mesken bellemiş ‘celebrity’ler ve mekanın önündeki lüks otomobillerle de adından söz ettiren bir mekan.

Adres: Cevdet Paşa Cad. No:51 Bebek

Dress code: Şık! Çok şık!

Ne içmeli: Benim gibi tatlı ve ekşi tatları seviyorsanız içinde viski ve karanfil olan Clover ya da ekstra yıllandırılmış rom, lime ve lavantayla hazırlanan Kassandra. İkisi de leziz!

Dünyanın Geleceğine Tanıklık Et

Dünyanın Geleceğine Tanıklık Et

Aralık ayında The Story of Seven‘da yayımlanmış İstanbul’un En Gözde 7 Kokteyl Noktası yazım: (bunun gibi daha pek çok konuda ilham verici ve özgü yazı için The Story of Seven‘ı ziyaret etmeyi unutmayın) İyi...

IMG_2913

Yeni yılda daha yaratıcı ve verimli olmak için 7 öneri [the story of seven]

Yeni yılda daha yaratıcı ve verimli olmak için 7 öneri [the story of seven]

Aralık ayında The Story of Seven‘da yayımlanmış İstanbul’un En Gözde 7 Kokteyl Noktası yazım: (bunun gibi daha pek çok konuda ilham verici ve özgü yazı için The Story of Seven‘ı ziyaret etmeyi unutmayın) İyi...

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

YORUMLAR

  • Arda Şakar diyor ki:

    Sen Mitte’ye ne zaman geldin ya :/

  • Alper Öztürk diyor ki:

    20 Mart tarihinde 3 arkadaşımla beraber akşam yemeği için ANY’e geldim. İşte olay da aslında tam burada başladı. Malum terör olayları yüzünden ülkece zor günlerden geçtiğimiz, sokakların bomboş olduğu, insanların dışarı çıkmaktan dahi çekindiği oldukça sakin bir pazar günüydü. Sadece birkaç saat öncesinde Galatasaray – Fenerbahçe derbisi güvenlik önlemleri nedeniyle ertelenmiş ve bu yüzden üstümdeki formamla yarı yoldan dönmüştüm ve arkadaşlarımla birlikte bir akşam yemeği yemek, bir nebze olsun son günlerin stresini atmak için burada karar kılmıştık. İçeri girdiğimizde sokaklar gibi içerisi de son derece sakin ve belki de 10 kişiyi geçmeyecek müşteri vardı. Bir masa seçip oturmamızla beraber çalışanlardan birinden ilk hamle geldi ve üzerimdeki Galatasaray formasını çıkarmam istendi. Başka giyecek bir şeyim olmadığını söylemem üzerine ise mekanı terk etmemiz istendi. Masada 4 kişiydik ve tek formalı, hatta tek Galatasaraylı olan da bendim. İçeride herhangi bir taşkınlığa sebep verebilecek hiçbir hareketimiz yoktu. Açıkçası bu kadar sakin bir günde, ülke olarak aslında birbirimize tahammül etmeye en ihtiyacımız olduğu zamanlarda gelen bu tepki beni çok şaşırttı ve çalışan kişinin isteği üzerine mekandan ayrıldık. Yorum sizlerin…

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir