hipnotics

Baştan uyarayım: Tatillerde burada böcekler var, ay ordan kurbağa mı çıktı, odam çok küçük, elim acıdı, belim ağrıdı, makyajım aktı gibi huysuzluklar yapanlardansanız burası size göre bir yer değil.

Hip-Notics Antalya’da yer alan bir ‘Cable Ski’ yani kablolu kayak tesisi.Önceliğiniz wakeboard ve su kayağı yapmak. 3 yapay göl ve farklı seviyelere göre farklı hızlarda sabahtan akşama aralıksız çalışan kablolar var. Burada konakladığınız sürece kablolardan sınırsız bir şekilde faydalanabiliyorsunuz. Bu da demek oluyor ki normal bir beach’te bir saat wakeboard yapmak için ödeyeceğiniz ücret ile burada bir gün full pansiyon konaklayarak gün boyu istediğiniz kadar wakeboard yapabiliyorsunuz.

wake

Özellikle yeni öğrenenler ya da stilini geliştirmek isteyenler için oldukça hesaplı. Antalya’da başka otelde kalmayı tercih ederseniz, günübirlik sadece kaymak için gelmek de mümkün. Malzeme kiralama ücrete dahil. Siz gelirken mayonuzu terliğinizi getirin yeter. (Bikini altıyla kaymak istemiyorsanız Roxy’de Billabong’da falan kısa surf şortları oluyor kızlar için onlardan almanızı tavsiye ederim, çok tatlı ve rahat duruyor) Ekipmanım bana ait olsun diyenler Hip-Notics Pro Shop’tan board, bağlama, kask, can yeleği, wet suit gibi malzemelerini satın da alabiliyorlar. Özellikle Hip-Notics logolu t-shirt’ler süper, ben pembesini aldım.

tshirtt

Ben, Pelin, Fatih ve Sanem nasıl bir yermiş bu Hip-Notics görmek için Antalya’ya uçuyoruz. Havaalanında tesise ait araçla karşılanıyoruz. Yaklaşık yarım saat sonra Hip-Notics’deyiz.

Dünya tatlısı köpekler (Soldan sağa Neo, Beyaz ve Bluetooth) karşılıyor bizi. Göllerin ortasında yer alan sosyal tesiste kahvaltımızı ediyoruz. Ardından Hip-Notics’i geziyoruz:

neo köpekler

Yeşillikler içinde 3 yapay göl, 3 gölün ortasında dev bir asma germe örtü altında sosyal alan, konaklama için bungalow’lar… Hiç ağır inşaat yok, her şey basit tutulmuş, doğaya saygılı. Göllerde de farklı seviyelerde wakeboard ve su kayağı yapmak için kablo sistemi kurulu. Wakeboard öğrendikten sonra taklaları çalışabileceğiniz, ya da sadece eğlenmek için üzerinde zıplayabileceğiniz trambolin, voleybol sahası, hot tub, sauna ve masaj odaları da var (bütün gün wakeboard yaparsanız inanın masaja ihtiyacınız oluyor)

Odalar göllerin ve sosyal tesisin bulunduğu alandan yaklaşık olarak 1km mesafede. Asla lüks değil, küçük, sade ama ihtiyacınız olan her şey var: Klima, mini buzdolabı ve hatta bizim hiç açma ihtiyacı bile duymadığımız bir televizyon. Günde 3 öğün yemek de konaklamaya dahil. Sabah açık büfe kahvaltı, dilerseniz omlet falan da yaptırabiliryorsunuz. Öğlen ve akşamlarıysa bazen sebze yemeği ya da et yanında salata ve makarna, bazen pizza ya da döner gibi tek tip yemek çıkıyor, yanında mutlaka meyve oluyor (karpuzlar tabii ki ‘yıkılıyor’). İçecekler size ait. Bunlar için de bileğinize taktığınız saat gibi bir şeye önceden para yüklüyorsunuz. Böyle bir yerde diyet yapanlara uygun bir şeyler de çıkmasını beklerdim. Örneğin ikinci gün schnitzel vardı. Dileyen onun yerine tavuk ızgara yiyebilseydi keşke mesela. Schnitzel lezizdi o ayrı :)

schnitzel

Sosyal tesisten odaların bulunduğu alana yürüyerek ya da burada size sağlanan bisikletlerle gidip gelmek mümkün. Tesis deniz kenarında değil. Zaten ne yalan söyleyeyim sevmiyorum ben Akdeniz’i, çok sıcak ve tuzlu. Burada serinlemek istiyorsanız yapay göller hizmetinizde.

Tesisi gezdikten sonra wakeboard’u ve almamız gereken güvenlik önlemlerini anlatan bir video izledikten sonra artık kabloyu yakalamaya hazırız.

ogreniyorum

Can yeleği ve kaskımızı giydikten sonra önce kneeboard ile suya çıkıp bir kablo tarafından çekilme hissine alışacağız. Dönüşlerde ne yapmamız gerektiğini teorik olarak öğrendikten sonra üzerine namaz kılma pozisyonunda oturduğumuz kneeboard’la suya ilk çıkan ben oluyorum. Yihuu!!! Çok zevkli!

Her ne kadar ne yapmam gerektiği anlatılsa da ilk turda dönüş sırasında kabloyu elimden kaçırıyorum. Başlangıç noktasına yürümem lazım. Neyse ki terliklerimizi can yeleğimize takmamız söylenmişti. Bu pratik bilgi sayesinde ayaklarım yanmadan başlangıç noktasına dönüyorum. İkinci turu kazasız belasız attıktan sonra easy board ile ilk wakeboard deneyimime hazırım.

neoeasy

Easy board, üzerinde tuvalet terliği gibi bir bağlama bulunan bir tahta:) Yukardaki fotoğrafta Neo’nun üzerinde durduğu board easy board oluyor. Bu tuvalet terliğini ayağınıza geçirdiğinizde board’la ilişkinizi kurmuş oluyorsunuz. Demin dizlerimin üstündeydim; şimdiyse ayaktayım. ‘Start’ kısmı biraz zor olsa da ayağa kalkmayı başardıktan sonrası çok kolay ve keyifli. Aşağıdaki video’da Sanem’in easy board ile imtihanını izleyebilirsiniz

Easy board’la da bir şekilde başlayıp ayakta durmayı becerince pro board‘a transfer oluyorum. Pro board’da bu sefer ayağımda bağlamalar var. Bilekten kavrıyor. Pro board ile sağ ayak önde giderken sol ayağa dönmek ve teknik iyice gelişince rampalardan atlamak, uçmak kaçmak mümkün.

proboard

Mantığı snowboard‘a benziyor. Bence en net ayrıldıkları iki nokta var. Biri Snow biri Wakeboard lehine.

  • İlki wakeboard lehine: Burada nereye düşerseniz düşün her yer su, canınız yanmıyor. Bu seviyede sakatlanma riski yok gibi.
  • Snowboard lehine olan fark ise snowboard’da yer çekimi tarafından gerçekleştirilen kayma eyleminin wakeboard’da kollarınız tarafından çektiğiniz bir kablo ile gerçekleşmesi.

2012-07-21-1226

Kolları epey yoran, elleri acıtan bir spor. Elbetteki sadece kollar değil bütün vücut çalışıyor wakeboard yaparken. Bir turu tamamlamadan kendini suya atmak istemiyorsanız kaslarınız yana yana devam etmek zorunda kalıyorsunuz çünkü. Yani sporda ağırlıkla çalışıyor olsanız yorulunca bırakacağınız hareketi burada sürdürüyorsunuz. Normal hayatta bu yoğunlukta hiç kullanmadığımız bu kaslar bu şekilde çalışınca ertesi gün tüm vucudunuzun tutulması da normal. Benim gibi kas ağrısı seven biriyseniz şanslısınız. Yoksa ikinci gününüz dedeler gibi oturup kalkarken ah’layıp vah’layarak geçebilir.

dedeler

Tahmin edeceğiniz üzere ikinci gün bir dedeler buluşması gibi geçiyor. Bir Amerikan filmi senaryosu gibi: Fatih, Sanem, Pelin ve ben dün gece derin bir uykuya yatmış tam 40 sene sonra uyanmışız sanki. Zor hareket ediyoruz. İlk günden sonra bu şekilde kasların tutulması normalmiş. Bu gece yatmadan kas gevşetici almak farz oldu yani. (Alttaki fotoğrafta yorgun düşmüş bir adet Fatih ve Sanem görebilirsiniz)

fatihsanem

İkinci günü biraz daha sakin geçirmek istesek de özellikle rampaların olduğu gölde atlayıp zıplayanlar, hatta uçanlar yüzünden gaza gelip yine giyiyoruz can yeleğini kaskı, bu sefer pro board’la kablonun daha hızlı çalıştığı ‘artistik’ gölde jumpstart (yani atlayarak başlama) denemelerine veriyoruz kendimizi. 15 atlayıştan 14’ü suya düşmemizle sonuçlansa da canımız acımıyor ya deniyoruz sabahtan akşama kadar, gülüyoruz bir yandan. Bu arada yanımızda eforsuz bir şekilde jumpstart’la suya atlayanlar görünce bizde neden yok diyoruz tabii. Sadece onları izlemek bile zevkli. Ama Mario oynayan küçük kız gibi hırslandıktan sonra hakikaten bir kez yapmayı başarınca ‘YABDIM!’ diye bağırıyor insan.

IMG 7479

Diyelim çok yoruldunuz, ikinci gün hiç wakeboard yapasınız yok. O zaman Hip-Notics’in minderlerinde takılıp, artist artist uçanları izleyebilir, göle girebilir, masaj yaptırabilirsiniz. Annesi babası wakeboard yaparken etrafta koşuşturan minnoş çocuklar ve köpeklerle çok tatlı bir ortam gerçekten. Akşama kadar minderlerde takılıyoruz. Hava kararınca biraz kaşınmaya başlıyorum. Aklınızda bulunsun buraya gelirken yanınızda sinek kovucu sprey getirin (ki tesiste de bulabilirsiniz o zaman huzura eriyorsunuz). Doğanın içinde olduğunuzu unutmayın.

keyif

Geceler de sıkıcı geçmiyor Hip-Notics’de. Akşam yemeğinden sonra içecek bir şeyler aldırıyoruz. Yan masa bizden önce davranmış dans etmeye başlamış bile. Ben hemen müzik olaylarını devralıyorum ve en sonunda kendimizi göle atacak kadar dans ediyoruz. What happens in göl stays in göl diyerek daha fazla detaya girmiyorum ama çok eğlendiğimizi belirteyim. Çünkü biz Fatih’iz.

geceleri

Biz 3 gün geçirdik burada. Bence 4-5 günde baya kayacak kadar Wakeboard öğrenmek mümkün, çünkü bütün gün kayma fırsatı var. Şöyle baya baya kayan kadınlara baktım da bacakları süper, demek ki iyi de şekillendiriyor:) Bir de işte hesaplı baya. Sevdim ben Hip-Notics’i. Daha fazla bilgi, fiyatlar vs için Hip-Notics’in web sitesine ya da Facebook sayfasına bakabilirsiniz.

bileklikler Snapseed

FISHEYE ONE

FISHEYE ONE

Baştan uyarayım: Tatillerde burada böcekler var, ay ordan kurbağa mı çıktı, odam çok küçük, elim acıdı, belim ağrıdı, makyajım aktı gibi huysuzluklar yapanlardansanız burası size göre bir yer değil. Hip-Notics...

20120314 8815

emel’in şehir günlükleri

emel’in şehir günlükleri

Baştan uyarayım: Tatillerde burada böcekler var, ay ordan kurbağa mı çıktı, odam çok küçük, elim acıdı, belim ağrıdı, makyajım aktı gibi huysuzluklar yapanlardansanız burası size göre bir yer değil. Hip-Notics...

kapak

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir