19ekim

Bugüne kadar hep çok sevdiğim sanatçıları dinlediğim, özellikle akustiğine hasta olduğum Ghetto’da bu Cuma kendi partim vardı. Ne büyük mutluluk. Öncelikle bana böyle bir teklifle geldiği için sevgili arkadaşım İpek’e çok teşekkür ederim. Böyle bir şey yapabileceğim asla aklımın ucundan bile geçmezdi.

Partiyi nasıl en güzel bir şekilde yapabilirim diye düşünürken çok sevdiğim ve daha çok kişi tanısın istediğim iki grup olan Motto ve The Away Days’e teklif götürdüm ve iki gruptan da olumlu yanıt aldım. Her şey ayarlandı. 19 Ekim yaklaştıkça benim de heyecanım ama birazcık da stresim arttı. Ya kimse gelmezse diye çok korktuğumu itiraf etmeliyim.

Bütün hafta sosyal medyada çok sevgili arkadaşlarım partiyi duyurmama yardım ettiler. Destekleri beni inanılmaz mutlu etti. Ne kadar teşekkür etsem az.

He bu arada tüm hafta duyuruda belki bir sürpriz olabilir diye bahsettiğim şey The Away Days’e bir şarkıda davulla eşlik etmekti ama malesef zaman yetersizliğinden yeterince prova yapamadık ve o iş de yalan oldu:)

19 Ekim günü soundcheck’ler tamamlandıktan sonra saat 21:30’da kapı açıldı. Bu saatte açılacağını ben bile bilmiyordum, herkese 23:00 gibi gelin demiştim. Bu yüzden saat 23:00’e kadar önceden hazırladığım bir playlist çaldı. Yavaş yavaş insanlar gelmeye başladı. Yüreğim ağzımdaydı. Ve saat 23:00 gibi Ghetto iyice dolmaya başladı.

Ankara’dan sadece bu partide çalmak için gelen Motto’nun sahne alacağı saate kadar ben elimden geldiğince – ve hayatımda ilk kez- DJ’lik yaptım. Sahne 2 grup için ayarlandığından DJ kabini yukardaydı ve aslında pek kimse beni çalarken görmedi:) MacBook Air’imda ses kartı olmadığı için tam istediğim gibi de yapamadım bu DJ’lik işini. Şarkıları ben seçtim ama arkada çalan müziği kulaklıkla dinleyemediğim için geçişler biraz başarısız oldu. Bir dahakine bu problemi çözmek için hemen bir ses kartı ediniyorum:)

fotoğraf_Snapseed

fotoğraf_Snapseed

23:30’da Motto çıktı sahneye. Performansları, pozitif enerjileri ve esprili tavırlarıyla kendilerini tanımayanları oldukça şaşırttıklarını düşünüyorum, pozitif anlamda. Gerçekten pek çok kişi gelip, “Elif Motto harika bir grupmuş” dediğinde onları iyi ki davet etmişim dedim. Birkaç aydır ilgiyle ve severek takip ettiğim Motto adına çok sevindim. Çok genç arkadaşlardan oluşan Motto aslında Ankaralı bir grup. Biz onları çook istersek konser için tekrar İstanbul’a gelirler bence. Ben Ghetto’daki performanslarından sonra teklifler geleceğine eminim.

Black Keys, Arctic Monkeys, Foals, Babyshambles gibi grupları coverladıkları repertuarlarına kendi Türkçe bestelerini de ekleyerek güzel bir performans sergileyen Motto’dan sonra tekrar ben DJ kabinindeydim. Aşağıda olup arkadaşlarımla dans ederek etkileşim içinde çalmayı daha çok isterdim ama olmadı işte. Yukardaki DJ kabininde gözlerden uzakta saat 01:00’e kadar çaldım.

mpttp Snapseed

Saat 01:00’e doğru bu defa da The Away Days sahnedeydi. Hem 2. konser olması hem de ilerleyen saat sebebiyle kalabalık Motto’ya göre daha azdı. Yine de sahne önünde grubun şarkılarını ezbere bilen bir kitle 45 dakika boyunca durmadan dans etti. Özellikle benim çok sevdiğim cover’ların yanısıra yepyeni bestelerini de çalan The Away Days’e de partimde sahne aldıkları için teşekkürlerimi sunarım. İstanbullu 4 gençten oluşan The Away Days’in tüm besteleri İngilizce ve hatta yurt dışından prodüktörlerin albüm yapmak istediği bir grup. Onları Ghetto’da dinlemediyseniz önümüzdeki aylarda yeni yerine taşınacak olan Hayal Kahvesi’nde dinleyebilirsiniz.

Bu partiyle ilgili olarak edindiğim bir tecrübe 2 yerine 1 grup çalsa daha iyi olurdu şeklinde oldu. 1 canlı performanstan sonra bir konser daha izlemek yerine dans etmek belki daha eğlenceli olabilirdi gelenler açısından.

Normalde The Away Days sonrası bir müddet daha ben çalacaktım ama sahneden ‘geldiğiniz için teşekkürler iyi geceler’ diyerek indikleri için Ghetto’da toplanan kalabalık ‘konser bitti’ algısıyla dağıldı. Ben de çok uzun zamandır hazırladığım şarkılarımdan çalamadım. Ne yalan söyleyeyim içimde kaldı. Böylelikle Ghetto the party with cizenbayan saat 02:00 gibi bitti.

Çıkarken Ghetto’nun kapısında kendi etkinliğimin posterini görmek de gerçekten enteresan bir duyguydu. Ghetto gibi büyük bir mekan dolduğu için çok ama çok mutlu oldum. Kendi adıma çalan gruplara, partiyi duyurmama destek olan ve gelip bizimle birlikte eğlenen herkese çok ama çok teşekkür ederim.

Bir daha böyle bir organizasyon olması durumunda da artık daha tecrübeliyim diye düşünüyorum. DJ kabinine geçmek, sadece play tuşuna basarak olsa da çok hoşuma gitti. Ağzıma bir parmak bal çalındı, devamını getirmeyi valla da billa da istiyorum:)

ghetto theparty

 

SENSATION 2012

SENSATION 2012

Bugüne kadar hep çok sevdiğim sanatçıları dinlediğim, özellikle akustiğine hasta olduğum Ghetto’da bu Cuma kendi partim vardı. Ne büyük mutluluk. Öncelikle bana böyle bir teklifle geldiği için sevgili arkadaşım İpek’e...

kapak

farfara / indiecity

farfara / indiecity

Bugüne kadar hep çok sevdiğim sanatçıları dinlediğim, özellikle akustiğine hasta olduğum Ghetto’da bu Cuma kendi partim vardı. Ne büyük mutluluk. Öncelikle bana böyle bir teklifle geldiği için sevgili arkadaşım İpek’e...

safe image.php

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir