2012-08-02-1193
thats one step two step dance step
thats two step dance step speed bikes
lets swim lets swim lets swim this off
lets swim lets swim lets swim this off
Glastonbury’deki efsane Foals performansından sonra uzunca bir süre kulaklarımda bu sözler çınladı.

babada babada
babada baba
babada babada
babada baba
babada babada
babada baba
 
Tarih 28 Haziran 2013 Yer Glastonbury, İngiltere. Foals’dan 2 konser önce birkaç adım geride occupy gezi bayrağımız sayesinde tanıştığımız ve malesef şu an ismini hatırlamadığım İngiliz bir çocuğun omzundayım. Olsun, mutluluktan uçuyorum. Güzel müziği ve sahnede olup biteni maksimum algılayabilmek için gözleri kulakları sonuna kadar açmış haldeyim. 45 dakikalık setlerinin sonunda çaldıkları Two Steps, Twice, ortamın etkisi ve benim gruba olan hayranlığımla da birleşince hayatımda izlediğim en iyi canlı performans sıralamasına en tepeden oturuyor. Çok fazla konsere ve festivale gittim üstelik. Bu şarkının bu kadar güzel olduğunu canlı dinlemeden önce bilmiyordum.

Tamam, Foals zaten çok sevdiğim, müzikal anlamda dahi olduklarını düşündüğüm bir grup ama sahne performansları için hiçbir beklentim yoktu. Stüdyo albümlerine hasta olsam da live kayıtlarını dinlemekten pek hoşlanmıyordum. Youtube’da izlediğim canlı kayıtlardan ‘Foals canlı performans grubu değil’ çıkarımını bile yapmıştım. Yine de her şarkısının her sözünü vücuduma dövme yaptırmak isteyecek kadar çok sevdiğim bu grup, grupların ölesiye ciddiye almasından ve seyirci kalitesinden dolayı en efsane performanslarını sergilediği Glastonbury’de izlemesem olmazdı.
 
Efsane bir line-up’ın olduğu Cuma günümün en beklediğim grubuydu. Beklentinin o kadar üstüne çıktı ki… Konserine gittikten sonra uzunca bir süre tekrar dinlemediğim grup çok olmuştur. Bu sefer tam tersi oldu. Zaten deli gibi severek gittiğim Foals’a ebedi bir aşkla bağlanarak ayrıldım oradan. Grubun geri kalanı hatasız çalsa da bazı şarkılarda Yannis’in sesi evet çıkmayabiliyor falan ama o an o kadar umursamıyorsun ki bunu çünkü  öyle bir şevkle ve gazla çalıyorlar ki… Artık tarihe karışan Efes Pilsen One Love Festival’da çalacaklardı. Hatta biz de The Away Days olarak ön grupları olacaktık. Belki kuliste albüm imzalatacaktım. Bir kez daha lanet ettim. Gençlere alkolden daha fazla zarar veren şeyler var bu ülkede orası kesin. Biraz da bu yüzden ya, bir fırsatını bulunca Berlin’e geldim işte.
 
foals
 
Bir şehre gitmeden önce artık alışkanlıklarımdan biri oldu, nerede ne yenir ne içilir ne yapılırı araştırmaktan önce hangi tarihte nerede ne konseri var diye bakmak için mutlaka songkick’e giriyorum. Berlin’de çok fazla genç ve çok fazla mekan var. Dolayısıyla 2-3 günde bir de İstanbul’da olsa bütün alternatif tayfanın hazır bulunacağı ayarda konserler oluyor. Hepsine gitmek maddi olarak da zaman olarak da imkansız. Ve fakat geldiğimin 4. günü bir konser var ki kaçırmam mümkün değil. Daha Berlin’den İstanbul’a dönüş biletimi almadan, daha Berlin’e uçmadan alıyorum Foals biletimi.
Facebook’tan instagram’dan sürekli takipteyim. Avustralya turnesinden Yannis’in stagedive fotoğrafları düşüyor internete bir bir. Bu sefer beklentilerim tavan. Berlin’e geleceğim için zaten çok heyecanlıyım, bir de Foals konseri heyecanı ekleniyor buna. Pazar gecesi Berlin’e geliyorum, Pazartesi hemen çalışmaya başlıyorum falan, zaten daha önce çok geldiğim, iyi bildiğim bir şehir, hemen alışıyorum burada yaşamaya. Perşembe günü de konser var. 
 
2012-08-02-1183
 
Konserin olduğu Huxley’s Neue Welt eve yakın, Neukölln taraflarında. Burası bir Türk mahallesi, sıfır Almanca ile rahat yaşarsınız. Kreuzberg gibi burası da 2-3 seneye Berlin’in hip yerlerinden olur öngörüsünde arkadaşlar. Çok fazla konser mekanı var. Olur olur.
 
Mekan güzel. Çok geniş, yüksek tavanlı. Arka tarafta bir balkon da var. Dileyenler çıkıp buradan da izleyebiliyor. Bilet 30, vestiyer 1,5, cin-tonik 6, orijinal t-shirt 30 Euro. Konser alanı çok dolu ama en önde izdiham yok. İsteyen gidip grubun 2 metre yakınına girebilir. Her şey çok güzel.
 
no ceremony
 
Foals’dan önce onlara Avrupa turnesinin 5 konserlik kısmında eşlik eden No Ceremony çıkıyor sahneye. Tam zamanında çıkıp iniyorlar. Elektronik alt yapı, güzel bir hanım kız, bolca drumpad, 4 yağız delikanlı, Austra, James Blake havaları… The Great Escape’te de full böyle gruplar vardı. Geleceğin popüler müziği bu demek ki… Gayet iyiler. Tavsiye edilir.

No Ceremony’den sonra olduğumuz yere çöküp bir müddet bekledikten sonra önce ışık, sonra giriş müziği ve grup üyeleri tek tek sahneye çıkıyor. Yannis beyfendiler en son teşrif ediyor tabii ki. Her zamanki gibi Prelude ile açıyorlar. Holy Fire’dan toplam 6, Total Life Forever ve Antidotes’tan 3’er şarkı çalarak Glasto’dakinden 2 şarkı daha uzun bir set çalıyorlar (Glasto’da headliner olmayan gruplar encore yapmıyor ve setleri daha kısa oluyor haliyle.)
Glasto’da Antidotes’tan Two Steps Twice’a ek olarak Olympic Airways çalmışlardı. Onun yerine burada hastası olduğum Electric Bloom ve Red Sucks Pugie çalıyorlar ki bana bu konserin en büyük hediyesi bu iki şarkı oluyor. Özellikle Electric Bloom’da Yannis’in çaldığı trampetle kendimden geçiyorum. Bagetleriyle bize ritm tutturup sonra yine aramıza atlıyor.

Total Life Forever’dan da Spanish Sahara ve Total Life Forever’a ek olarak Berlin setlist’inde Blue Blood var. Benim için konserin tek eksiği Black Gold. Bir türlü canlı dinleyemediğim bir şarkı. Loto moto tuttursam bastırcam parayı çaldırcam evimin salonunda o kadar istiyorum canlı dinlemek. Umarım bir dahaki konsere.
Glasto ve Berlin performanslarını karşılaştırmak gerekirse Berlin tabii ki sönük kalıyor. Foals’un anavatanı olması, İngilizlerin indie-rock aşkı, Glasto’nun büyüleyici atmosferi ve önemi gibi etkenleri hesaba katarsak gayet normal. Glasto’da Spanish Sahara’da binlerce kişi yere çöküp dinlemiştik şarkıyı. Tarifsiz bir an, tüyleri diken diken eden cinsten bir performanstı. Burada bir yere çökme durumu söz konusu olmadı ama şarkı o kadar efsane ki şikayet etmek mümkün değil.
Konsere iki kişilik bilet almıştım, böylelikle Matthias da bana eşlik etti ama boyu ‘biraz’ uzun olduğu için benimle en önlere gelemedi tabii. Aralarda onun yanına daha daha dışarılara gidip sonra en öne geri gelebilecek kadar rahat bir konser mekanı. Electric Bloom başladığında çantamı falan Matthias’ın eline tutuşturup en öne uçabiliyorum mesela. En ateşli, pogo yapan grubun içindeyim. Yannis bizim yanımıza atıyor kendini sahneden. Sonra dinlenmek için gidiyorum yine dev adamın yanına. Grup sahneden indi. Bitti mi konser diyor. Yok diyorum daha en efsane şarkıyı çalmadılar. Nitekim çok bekletmeden çıkıyorlar tekrar sahneye. Inhaler’da ayakkabılar havada uçuyor. Ve sonra o şarkı başlıyor…
babada babada
babada baba
babada babada
babada baba
babada babada
babada baba
 
Son şarkı olduğunu bilmenin garip hüznü ile kaşırık inanılmaz bir tatmin hissi, ağzım kulaklarımda. Kaç dakika sürüyor bu şarkıyı çalmaları bilmiyorum. Resmen haz erteliyorlar.
babada babada
babada baba
babada babada
babada baba
babada babada
babada baba
Yannis seyircilerin arasına atlayıp başka bir yerden çıkıyor. Biz hep bir ağızdan söylemeye devam ediyoruz. Ve sonra düğümün çözüldüğü, herkesin rahatladığı ve coştuğu o an.
thats one step two step dance step
thats two step dance step speed bikes
lets swim lets swim lets swim this off
lets swim lets swim lets swim this off
Kendimi kaybetmiş şekilde zıplayıp terli yabancılara çarpıyorum. Matthias bu halimi görmüyordur umarım:) Dedim ya bir Glastonbury değil ama yine çok ama çok eğleniyorum. Bu son şarkı ve bitiyor. Seyirciyi uzunca selamlayıp, iniyorlar sahneden.
 
yannis
 
Konserden sonra çıkmak için acele etmiyoruz. Bir keresinde Amsterdam Paradiso’da Tame Impala konserinden sonra bir DJ o kadar güzel çalmıştı ki kimsenin çıkası gelmemişti, dans etmiştik uzunca bir süre. Bu sefer parmaklıklara sırtımızı verip vestiyer kuyruğunun azalmasını bekliyoruz. Birazcık sohbet edip sonra montları alıp mutlu mutlu eve dönüyoruz.

Roger Waters The Wall Konseri

Roger Waters The Wall Konseri

thats one step two step dance step thats two step dance step speed bikes lets swim lets swim lets swim this off lets swim lets swim lets swim this off...

roger

austra @ heimathafen, berlin

austra @ heimathafen, berlin

thats one step two step dance step thats two step dance step speed bikes lets swim lets swim lets swim this off lets swim lets swim lets swim this off...

2012-08-14-1387

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir