cizenbayan_eastpak

Üniversitede son senemde, bir yandan çalışıp bir yandan bitirme projemi çizerken twitter gençler arasında popüler olmuştu, ben de çok proje çizdiğim için çizenbayan adıyla tweetler atıyordum. Aynı dönem mimarlık öğrencilerinin katılımına açık olan bir seyahat bursuna başvurdum. Katılım şartı başvurunun bir blog üzerinden yapılmasıydı, ben de hemen bir blog açtım. Ne hakkında yazacağım derken seyahatlerimde çektiğim fotoğrafları ufak ufak notlarla bloga tek tek girmeye başladım. 2011 Şubat itibariyle bir blog’um Haziran itibariyle de Mimarlık diplomamla ‘ne yapacağım ben hayatta’ diye düşünürken buldum kendimi. Cevabım yoktu. Blog’un ne olacağını merak ediyordum. Yeni mezundum, önümde uzun bir yaz vardı. Tutku duyduğum hoşuma giden ne varsa hakkında yazmaya başladım.

Eastpak için çektiğimiz videoda blogger olmayı, güzel ve zor yanlarını, yogayla tanışma hikayemi ve İstanbul’da bir günümü nasıl geçirdiğimi anlattım :) umarım seversiniz (Video: Camille Antunes, Fotoğraflar: Maneki Neko)

Blogger olmak demek, tutkularını, yeni deneyimlerli, keşiflerini, fikirlerini, sevdiğin şeyleri kısacası nasıl yaşadığını seni takip edenlerle paylaşmak, ilham ve cesaret vermek demek.

Yaptığım iş dışarıdan çok kolay gözükse de aslında çok disiplin gerektiren bir iş. Evden çalışmak, bir ofise  bağlı olmamak, seni kontrol eden biri olmaması demek bütün sorumluluğun sende olması demek. Aynı zamanda sana iş veren biri de yok. Araştırmak, keşfetmek, yazmak, paylaşmak her şey senin sorumluluğunda.

Sabahları erken kalkıyorum. Nasılsa patron yok diye öğlene kadar uyursan işler yetişmez! Kahvem eşliğinde maillere göz atıyorum ve öğlene doğru yoga için hazırlanıyorum. Günde en az bir meyve bir de sebze yemeye bol bol su içmeye özen gösteriyorum. Yoga yaptıktan sonra bir öğle yemeği molası ardından bazen toplantılara gitmek, bazen fotoğraf çekmek bazen de yeni yerler keşfetmek için sokaklardayım. Ne giydiğimden çok sırt çantamda ne olduğu önemli: Yanımdan ayırmadıklarım laptop’um, fotoğraf makinam ve ajandam. Bu üçü olduğu sürece her yerden çalışabilirim. Genellikle de cafeler benim ofisim. Yazılarımı evde değil de dışarda yazmayı seviyorum.

blogger-cizenbayan-eastpak

İstanbul çok yönlü, çok sürprizli bir şehir aslında. Burada her an her şey olabilir ve herkes için bir şeyler sunuyor. Güzel, dinamik renkli bir şehir ama her şehir gibi İstanbul’un da yıpratıcı bir yanı var: Eğer kendime vakit ayırmaz, sağlıklı beslenmez, yoga ile zihnimi dinlendirmezsem İstanbul beni çok yorabilir. Aslında şehrin içinde küçük vahalar buluyoruz kendimize. Kahve içtiğimiz kafe, kitap okuduğumuz köşe, yoga yaptığımız yer, vapurda çay, bir bankta kedi sevmek, bunlar hayatın yavaşladığı, anda olduğumuz yerler. İstanbul kaotik olduğu kadar bu vahaları da barındırıyor içinde, bulmasını bilene.

Soğuk bir kış günü Berlin’de ilk kez çıktığım yoga matı üzerinde Savasana pozunda gözlerimden yaşlar aktığında bu durum benim için tam anlamıyla bir sürpriz olmuştu. O ana kadar pek çok ‘fitness’ trendi gibi gelip geçici bir trend sanıyordum Yoga’yı. Oysa ki spor olsun diye geldiğim dersten duygularımla yüzleşerek çıkmıştım. Hala da beni en çok etkileyen yanıdır Yoga’nın, ne sebeple ne motivasyonla başlarsan başla bir şekilde gizli kalmış yanlarıyla yüzleştiriyor insanı. Sadece spor olsun diye yapamadığın bir şey haline dönüşüyor, bir yandan seni de dönüştürürken.

elif-tanverdi-eastpak-cizenbayan

İnsanı dönüştüren bir şey seyahat etmek bence. Lise yıllarımdan beri, yani aslında kendimi bildim bileli seyahat ettim. Lisede dil öğrenmek, üniversitede mimarlık tarihi kitaplarında gördüğüm binalara dokunmak, blog yazmaya, yani heyecan duyduğum şeyleri paylaşmaya başladığımdan beri de müzik ve festivallerin peşinden gezdim, hep gezdim. Zaten bizim jenerasyon Eiffell kulesinin önünden fotoğraf çektirmek için gezmiyor, deneyim için seyahat ediyor. Hayatının merkezinde o an ne varsa, neye tutku duyuyorsa onun peşinden, yol nereye götürürse, hiç üşenmeden. Ben de deneyim peşinde, yeni kültürler tanıma, farklı coğrafyalar görme, dünyanın farklı yerlerinden insanlarla yollarımı kesiştirme bahanesiyle seyahat ediyorum, kendimi bildim bileli. Satın aldığın ve seni daha da zenginleştiren tek şey seyahat etmek diye bir laf var. Eşyaya harcayacağım paraya üzülürüm ama deneyimler asıl insanı zenginleştiren şeyler bence. Bir diğer sevdiğim laf da şu: Dünya bir kitapsa seyahat etmeyenler yalnızca bir sayfasını okuyor bu kitabın.

Akşamları genellikle arkadaşlarla, sevdiklerimle İstanbul’un capcanlı havasını solumak için yemeklerde, partilerde, konserlerde buluşuyoruz. Bazen beraber yemek yapıyor bazen film izliyoruz. Önemli olan birlikte olmak, sevdiklerine vakit ayırmak.

Plan pek yapmam, çok çalışırım ama ‘bu böyle olacak’ gibi kesin katı kurallarım yoktur. Hayatın çıkardığı fırsatlara hazır olmak benim mottom. İletişim teknolojilerinin bu denli geliştiği bu çağda bir ofise bağlı kalmadan kendi insiyatifimden çalışmaya devam edebilmek, daha çok insana ulaşmak, daha çok insana ilham vermek ve kocaman dünyada daha çok yer görebilmek, güzel müzikler dinlemek, iyi yemekler yemek, güzel insanlarla tanışmak kariyer hedefim diyebilirim.

instagram’ın en ilham veren yogileri

instagram’ın en ilham veren yogileri

Üniversitede son senemde, bir yandan çalışıp bir yandan bitirme projemi çizerken twitter gençler arasında popüler olmuştu, ben de çok proje çizdiğim için çizenbayan adıyla tweetler atıyordum. Aynı dönem mimarlık öğrencilerinin...

instagram-yogis

karaköy’de 45 dakikada red bull art around

karaköy’de 45 dakikada red bull art around

Üniversitede son senemde, bir yandan çalışıp bir yandan bitirme projemi çizerken twitter gençler arasında popüler olmuştu, ben de çok proje çizdiğim için çizenbayan adıyla tweetler atıyordum. Aynı dönem mimarlık öğrencilerinin...

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir