cofilm11a

ÇOK YÖNLÜ MÜZİSYEN: CEM ÖZEL

Çok klişe bir başlık oldu değil mi? Çok yönlü müzisyen. Cem bu tanımın altını tamamen dolduran bir müzisyen ama ne yapayım. Söz yazan, beste yapan, stüdyoya girip gitarını, klavyesini çalıp vokal yapıp baştan sona bir şarkıyı tek başına kaydedebilen, prodüksiyon yapan, DJ’lik yapan, müziğin okulunu okumuş bir müzisyen o. Cem’le önceki projeleri, solo albümü ve DJ’lik kariyerini konuştuk. Pek keyifli oldu. Buyrun…

Sen kimsin diye sorsalar?

Ben Cem. Müzikle uğraşıyorum.

Yarışmacı arkadaşlara başarı?

Evet diliyorum.

Sadece müzikle uğraşıyor demek ayıp kaçacak gibi sana. Altını doldurmak lazım bunun biraz. Albümünde her şey sana ait gibi bir durum var. Anlatır mısın biraz?

Evet müzikle uğraşıyorum deyince dediğin gibi pek belli olmuyor. Öncelikle albüm dışında da müziklerle uğraşıyorum. Gitar ve piyano çalıyorum. Şarkı söylüyorum. Şarkı yazıyorum. Prodüksiyon ve DJ’lik yapıyorum. Kendimi böyle yetiştirmeye çalıştım. İşlerimi kimseye ihtiyacım olmadan halledeyim istedim. Albüm yapmak istersem stüdyoya girip baştan sona kendim yapabilirim.

Tek başına albüm kaydedebilir misin yani?

Bunun icin müzik prodüksiyon eğitimi aldım. Davul çok iyi çalamıyorum ama baştan sona standart rock konseptinde bir albüm yazıp çalıp söyleyip aranje edebiliyorum.

Söz müzikler de sana ait?

Beste yapıp söz yazıyorum ama ayrı ayrı yapmıyorum bunları. Birisi ‘Cem şu besteme söz yaz’ derse afallayabilirim yani.

Albüm dışında da müzikle uğraşıyorum dedin?

Evet, elektronik müzikle de uğraşıyorum. Uzun zamandır her gün biraz biraz bilgisayar başında müzikle uğraşıyorum. Prodüksiyon yapıyorum. Yeni yeni DJ’lik de yapıyorum. O konuda daha aktif olmaya çalışıyorum.

Daha önce yer aldığın Wufi projesi de elektronik tarzdaydı sanırım daha çok.

Evet, elektronik prodüksiyon tarzı bir çalışmaydı Wufi. Ali Rıza ve Can Saban’la olan bir projeydi. Funky şarkılar, güçlü beatler vardı. İngilizce sözlü ya da sözsüz şarkılar vardı. Kendi albümümle Wufi’nin uzaktan yakından alakası yok. Onda canlı çalınmış enstrüman cok az var; coğuyla oynanmış, editlenmiş.

 wufi2

İkisi de sen misin? Biri para kazanmak için yapıp diğeri işte bunu yapmak istiyorum diye yaptığın şeyler değil sanırım?

Yok kesinlikle değil. İkisi de çok severek yaptığım işler. Başka işlerimde daha farklı yönlerim de çıkabilir hatta.

Ne tarz müzik dinliyorsun sen?

Küçüklüğümden beri hep rock ve pop dinledim. Onları çalıp söyleyerek büyüdüm. Sonra bir ara funk ve disco’ya sardım. 70’ler 80’ler disco’suna gittim sonra elektronik müzik dinlemeye başladım.

Dönemlerim oluyor. Müzik dinlerken kendimi kısıtladığım bir janr yok. Janrasının iyi örnekleri olan şeyleri dinleyip hem öğrenmeyi hem de onlardan keyif almayı seviyorum.

Londralı olduğunu okudum. Orada mı doğup büyüdün? 

6 yaşıma kadar Londra’daydım sonra ailecek Türkiye’ye geldik İstanbul’a.

O sıralar da müziğe ilgin var mıymış?

Gösteriyormuşum ilgi ve potansiyel. Çok müzik dinletirlermiş bana.

Müzisyen var mı ailede?

Babam hobi olarak çalar bir şeyler. İlgilidir çok sever müziği. Benim de bu yola girmemde çok büyük rol oynadı. Babamın bir kuzeni de Yaşar Özel; kendisi zamanının önemli Türk Sanat Müziği ses sanatçılarındandır. Kuzenim Memo Akten de Londra’da çok güzel işler yapan bir sanatçı. O bir süredir müzik yapmıyor gerçi.

Müzikle ilgili bir bölüm okumaya nasıl karar verdin peki? 

Lisede Izmir’e taşındık. Müzik konusunda çok aktiftim, hep bir şeyler yapıyordum. Müzik yapmak hep vardı kafamda ama müzik okumak yoktu. Lise bitince görsel sanatlar okumak amacıyla Sabancı Üniversitesi’ne girdim. İstanbul’a geldim. Burda bir süre geçirdikten sonra İngiltere’ye gidip muzik okumak istediğime karar verdim.

184118 417940281586510_1206647351_n

Üniversite’de de yaptın mı müzik?

Yaptım tabii. Çok da enteresan bir hikayesi var. Can Saban’la ilkokuldan tanışıyorduk biz. Aynı servisteydik o zamanlar. İzmir’e taşındığımız için uzunca bir süre hiç görüşmemiştik. İstanbul’a dönünce, Sabancı Üniversitesi’nin ilk günü oryantasyonda karşıma çıktı Can. Tipi aynı hiç değişmemişti. Sadece boyu uzamış ve sakalları çıkmışti :) Sürpriz bir şekilde karşılaşınca beraber bir şeyler yapalım dedik.

Neler yaptın üniversite yıllarında?

Can, Sabancı’da müzikal yapıyoruz seçmelere gel dedi. Gittim seçmelere, şarkı söyledim, herkes çok beğendi. Sonra Can projeden bir şekilde çıktı. Aslında bir rock müzikali olacakken Sezen Aksu müzikaline dönüştü proje. Ben başrol oldum. 4 Sezen Denge müzikalinde Sezen’lerden biri bendim:) Tek erkek Sezen!

Onun dışında Can Saban ve Bora Bekiroğlu ile bir cover grubu kurduk. Bir tane konser verdik. 2004-2005 yılbaşı partisinde uzun bir set çaldık. Üniversite yıllarım böyle geçti. Ama ben Sabancı’daki ortamdan sıkıldım. Genel olarak hayatımda mutsuz bir dönemime denk geldi. Kendimi derslere ve okula vermediğimi farkettim. Bunalıma girdim. 2. senenin sonunda ben bunu yapmayacağım, İngiltere’ye gidiyorum müzik okuyacağım diyerek okuldan ayrıldım.

Müzik okumaya karar verdin yani sonunda. Nereye gittin ne yaptın?

Liverpool’a gittim. Bir sene kaldım. Orayı çok sevdim ama okuldan memnun kalmadım. Popular music studies diye bir bölümde okumaya gittim. Kültürel bir eksendeydi. Müzik yazarlığı ya da araştırma yapmak istiyorsan okuyacağın bir şeydi. Oradan Londra’ya gittim. Music production’a geçtim ve aradığımı buldum.

O işin mühendislik kısmı mı oluyor?

Teknik kısmı tamamen. Stüdyo ekipmanı, bilgisayarı kullanmak, kaydetmek, mikrofonlama teknikleri, aranjman…

Burada bunun okulu yok mu? Neden İngiltere?

Burada master seviyesinde var İTÜ MIAM’da. Onun dışında sertifika programları açılıyor. SAE var mesela. Ama bildiğim kadarıyla lisans düzeyinde böyle bir şey yok. İngiltere bir yandan da müzik piyasasının çok daha geniş ve çeşitli olduğu bir yer, haliyle.

Londra’da müziğin mühendisliğini okudun bitirdin. O dönemde de aktif miydin müzik yapıyor muydun?

Aktiftim. Remixler yaptım. Arkadaşlarımla projeler yaptım. Birkaç kere DJ’lik yaptım. Bir funk grubunun kaydını yaptım. Güzel şeyler kazandırdı bana. Wufi’yi ben oradayken başlattık mesela. Gidip geliyordum ben. Sırf konser için geldiğim oluyordu.

Londra’daki müzik çevresi buradakinden çok farklı. Olumlu yönde. Neden orada kalmadın da buraya dönüp burada müzik yapmayı tercih ettin? 

Bu soruyu ben de soruyorum bazen kendime :) Aslında onu uzun uzadıya oturup düşünmedim hiç burada mı kalayım orada mı kalayım diye. Okul bittikten sonra yazın buraya geldim ve kaldım. Dönüşüm o şekilde oldu. Nasılsa istediğim zaman giderim rahatlığı vardı. Bir de o dönemler Türkçe şarkılar yazmaya başlamıştım. Onun da etkisi oldu. Bir albüme başladım gibi olunca sonunu da görmek istedim. Türkçe bir şeyler yapabileceğim yer de Türkiye’ydi.

cokapak2

Wufi’den solo projeye geçiş nasıl oldu? 

Wufi zaman geçtikçe dağıldı. Can askere gitti, Ali Rıza Amerika’ya gitti, ben Londra’ya gittim vesaire derken. Toparlanamadık. Tempomuz düştü. Hepimiz başka işlere de girmek istedik. Böyle olunca ben de yazmakta olduğum Türkçe şarkılarla bir albüm yapabileceğimi fark ettim.

Wufi devam ederken de yazıyor muydun bu solo projendeki Türkçe şarkılardan?

Denemelerim oluyordu ama tatmin etmiyordu beni.

Ben hep şarkı yazdım aslında. 15 yaşında İzmir’deyken, şarkı yazıp, tek başıma stüdyoya girip bir bestemi baştan sona kaydetme alışkanlığını edindim. Sonra onu CD’ye çekiyordum ve böylece bir şarkım oluyordu.

Gitarını davulunu falan her şeyini sen mi çalıyordun?

Aynen.

O zamanlar şarkıları İngilizce yazıyordum. E bir de o zamanlar şu an bildiğimin yarısı kadar bile Türkçe müzik bilmiyordum. Türkçe müzik dinleyerek büyümedim ben. Öyle bir girdi olmayınca öyle bir çıktı da olmuyor. Arada Türkçe yazmayı deniyordum ama olmuyordu.

Nasıl oldu sonra Türkçe şarkı yazman?

İngiltere’de 4-5 sene kaldıktan sonra buraya gelişimde bir şeyler uyandı kafamda. Ben neden Türkçe müzik yapmıyorum, neden bu güzel dilimi kullanmıyorum dedim. O sırada bir de Can Bonomo’nun albümüne başladık; onun da etkisi olmuştur belki.

Can’a bir beste vermişsin sanırım?

Evet albümündeki bir şarkı benim bestem.

Hangisi?

Balon. Hatta o şarkı İngilizce bir şarkıdır normalde. Dediğim gibi sözleriyle beraber yaptım şarkıyı. Besteyi beğenince Can üzerine Türkçe sözler yazdı.

Balon by Can Bonomo on Grooveshark

Albüme başladık diyorsun. Sadece beste vermedin o zaman?

Evet sadece beste değil. Gitar çaldım, klavye çaldım; yer yer arka vokaller yaptım.

Ekran Resmi 2012-11-13 16.54.53

Neden onu bir grup gibi yapmadınız da ikiniz de solo bir kariyer tercih ettiniz? Tarzlarınız mı uyuşmuyor? Frontman olma arzusu mu? İkiniz de solistlik de yapıyorsunuz diye mi?

Kesinlikle öyle bir durum yok. Ben bir projeye herhangi bir katkıda bulunmaktan keyif alıyorum. Hatta özlüyorum bunu. Wufi’de de yazip söylüyordum, şimdi de. Bazen yine müziğin içinde olayım ama arkada oyuncaklarıyla oynayan adam olayım istiyorum sadece. Öyle egosal bir durum değil Can’la olan. Ben de kendi şarkılarımı yazıp insanlara dinletmek istediğimi hissedince kendi albümümü yapma kafasına girdim, hepsi bu.

Can’ın başarılı bir albüm yapmış olması, çok tanınması da gaza getirdi mi seni?

Bilmiyorum. Olabilir. Can’ın tarzını beğeniyorum. Bilinç altıma bir etkisi olmuş olabilir. Çünkü sevmiyordum normalde Türkçe müzik, sevdiğim çok az sanatçı var.

Neden sevmiyorsun?

Can’ın bir samimiyeti var mesela. Zaten o samimiyeti bulduğum sanatçıları dinlemeyi seviyorum. Bence bugünkü pop müzikte bu samimiyet eksik. İçten hissedilerek yazılmış sözler yok. Bir acayip yani benim hoşuma gitmiyor. Bir şarkıyı söylerken o sana gerçekten bir şeyler düşündürüyorsa, hissettiriyorsa, sahneye çıkıp arkana bakmadan, sağını solunu düşünmeden şarkı söyleyebilirsin. Öbür türlü ben ne sanatçı olmaktan keyif alırım, ne de dinleyici.

Tarzın MFÖ’ye benzetiliyor. Ne düşünüyorsun bu konuda?

Esinleniyorum, doğru. Bu albümdeki şarkıların çoğunu yazdığım dönemlerde MFÖ ve Barış Manço’nun bütün albümlerini indirip dinlemişliğim var. Gerçekten etkilendiğim bir süreç.

Çok eski, henüz Özkan aralarına katılmadan önce yaptıkları Türküz Türkü çağırırız adlı bir albümlerini dinledim Mazhar ve Fuat’ın. O gerçekten uçurdu beni.

Ne tarz?

Ağır bir albüm. Birkaç tane eski Türkü var. Beatles vari 60’lar rock’n roll’u şarkılar da var çok dingin akustik şarkılar da. Güllerin İçinden’in orjinali var mesela. Yine Bu Ne Biçim Hikaye Böyle’nin orijinal versiyonu var. Albümden çok etkilendim.

Ama sanırım tarzımın MFÖ’ye benzetilmesinin en büyük sebebi şarkılarda 3-4 tane vokal olması, vokal armonileri.

Ben sözleri de benzettim biraz. Böyle esprili. Bahsettiğin konular, aşk meşkten ziyade günlük hayat.

Evet. O kafa benim çok hoşuma gidiyor. Biraz absürd, küçük detaylardan büyük duygular çıkarma.

Klibinin hikayesine gelsek bir de. Biraz değişik bir klip.

Klibi Can Eskinazi çekti. Wufi’nin ikinci klibi Le Titre’i de o çekmişti. Siyah beyaz. Eski bir Japon polisiyesinden esinlenip çekmiştik.

Aynı metodu İnim İnim için uyguladık. Bu sefer Macar yönetmen Bela Tarr’ın bir filminden esinlenerek çektik klibi. Samatya’da bir kıraathanede.

Peki bir şeyi çok merak ediyorum. Kıraathanede çektik dedin ya klibi. Oynayan tipler de yoksa o kıraathanede oturan insanlar mıydı?

Yok hayır, kast. Ama çok organik gözüküyor değil mi?

Evet. Onlar orda oturuyormuş da siz gidip klip çekiyoruz oynar mısınız diye sormuşsunuz gibi. Başarılı bir klip gerçekten. Peki, nasıl tepkiler aldınız? Anlayan oldu mu gönderme yaptığınızı?

Bela Tarr bir ikon ve belli bir takipçi kitlesi var. Az sayıda ama çok fanatikler. ‘Filmi batırmışsınız’ gibi eleştiriler aldık.

Kötü bir iş yaptığınızı düşünüyor musun?

Garip buluyorum eleştirileri. Türkiye’de bir ara bir trend vardı mesela, Kylie Minogue’un, Beyonce’nin vs klibinin aynısını çekiyordu herkes. Biz Bela Tarr’ın filmine gönderme yapınca Bela Tarr severler alınırken o saçma kliplere kimse tepki göstermiyor. Bela Tarr seviyorsan bunun insanlara ulaşmasından mutlu olman lazım. O senin arka bahçen değil ki.

Albümünün lansmanını yaptın Mart’ta nasıl tepkiler aldın?

Babylon’da yaptık lansmanı. Olumlu tepkiler aldım. Ama o sırada aldığın tepkilerden ya da yaptığın işten çok bir şey anlamıyorsun. İlk konser. Üstelik konser çok farklı bir şey. Albümün devamı gibi değil kesinlikle. Stüdyo ve sahne çok farklı.

3045 565284995022_3639214_n

Ne kadar sürede yaptın albümü?

Albüm yayıldı. Herhalde stüdyoya girdikten sonra 9 ay 1 sene içinde yavaş yavaş bitmiştir. Şarkıları yazmam daha da öncesine dayanıyor. Albümde çoğu şeyi ben çaldım. Davulu Tunç çaldı, bir de Ali Riza mix, mastering ve kayıt yaptı. 3 kişi çalıştık yani albümün müzikal tarafında.

Öyle olunca müziğin canlı nasıl yapılacağını düşünürken bir takım engeller çıkıyor karşına. Dört kişilik bir grubun albüm kaydetmesine kıyasla bir takım şeyleri daha fazla düşünmek gerekiyor. Çünkü 4 tane vokal yapmışım mesela bir şarkıda üst üste. O şarkıya karakterini veren şey o. Ben konserde onu veremezsem o şarkıyı seyirciye iletemem.

Nasıl bir yöntem uyguluyorsun?

Vokal yapabilecek, iyi şarkı söyleyebilecek müzisyenler seçmeye çalıştım. Solist gibi iyi şarkı söylemeleri lazımdı. Albümde yaptığım vokaller geri vokal gibi değildi çünkü. Sanki 3 solist beraber şarkıyı baştan sonra söylüyor gibiydi.

Beatles gibi biraz?

Evet. O iş de Mahmut ve Toros’a düştü.

Onlar şu an senin daimi olarak grubundalar mı?

Evet. Lansmanda beş kişiydik; sonra o şekilde bir konser daha verdik. Ama o iki konserden sonra sistemi değiştirdik çünkü istediğim şeyi veremediğimi farkettim. Vokaller istedigim gibi tınlamıyordu.

Sözler benim için çok önemli. O sözleri gerçekten anlatmak istiyorum. Zaten onun için yazıyorum. Konserde amacım insanları coşturmak değil. Yaşadığım şeyleri anlatmak istiyorum. Bir rock grubu şeklindeyken çok fazla anlatım olmayabiliyor.  Söylediklerin anlaşılmazsa mesajı ulaştıramıyorsun.

Senin için şarkı sözleri çok önemli yani?

Evet. Onların mümkün olduğunca ortaya çıkmasını istiyorum.

Nasıl geçiyor şimdi konserler?

Beş kişi sistem olmayınca bir akustik konser denedik. Sadece ben, Mahmut ve Toros. Mahmut gitar çalıyor ve vokal yapıyor. Davul yok. Toros piyanist normalde, bizimle vokal yapıyor ve kahon çalıyor.

Hayal Bistro’daki ilk konseri böyle yaptık ve süper geçti. İnsanlar içkilerini alıp yere oturdular.  Şarkıları dinleyip eşlik ettiler.

Konsept oluşmuş baksana. Süper. 

Aynen. Biz de oturduk. Enerji alışverisi daha çok oldu. Sahnede hissediyorsun onu ve benim için çok önemli. Olaya esnaf gibi yaklaşamıyorum. ‘Çıktım çaldım indim’ gibi olmuyor.

148707 375376945842844_215244601_n

Artık böyle mi konserler?

Bunu denedik, çok güzel oldu ve ‘bizim olayımız buymuş’ dedik. Şimdilik böyle devam ediyoruz. Akustik.

Sakin, sözlerin anlaşıldığı, oturup içkini içtiğin bir konser konsepti yarattın yani.

Sakin dediğime bakma. Baştan sonra dingin giden bir şey değil ama bir ‘rock’ konserine göre sakin.

Senin için bu kadar önemli olan ve muhakkak aktarmak istediğin bu şarkı sözlerini nelerden yola çıkarak yazıyosun?

Her şeyden yola çıkabiliyorum. Gün içinde kafamdan cok şey geçiyor. Geriye bakıp bunlar içinden seçmeyi, hikaye anlatmayı seviyorum. Şarkılar kendi kendine gelişiyor. Aynı şeyi tekrar tekrar anlatmayı sevmiyorum. Hatta pop şarkılarında ‘dört mısrayı söyle sonra şarkının sonuna kadar 4 kere daha söyle’ durumu benim midemi bulandırıyor. Anlatacak bir şeyin yoksa o zamanı verme şarkıya, 30 saniyelik bir şarkı yap mesela ne bileyim. Öyle bir söz yazma anlayışım var.

Baştan sona hikaye anlatan şarkıları seviyorum. Benim sevdiğim şarkılarda karakterler vardır, yaşadıkları komik olaylar, yürüdükleri sokaklar vardır. Ben de böyle şeyler düşünmeyi / üretmeyi seviyorum. İnsanların kolayca öğrenip eşilik edebileceği şarkılardan yazmaktan ziyade, dinlendikten sonra insanlarda ‘açıp sözlerine bir bakayım’ dürtüsünü uyandıran şarkılar yazmak istiyorum. Sözler sırf dinlenmesin, aynı zamanda okunsun istiyorum.

cem2shopped Snapseed

Albümün genelinde de bu baştan sona hikaye anlatma durumu var mı? Yoksa her şarkı kendi içinde ayrı ayrı bir hikaye mi?

Albümü genelinde bir hikaye var tabii ki ama benim o hikayeyi birisine anlatmam mümkün değil. O dönemde hayatımda olup biten şeyler. Gerçek şeylerden besleniyorsun. Geri bakınca daha iyi görebiliyorsun, ‘ha boyle olduğu için böyle yazdım’ diyorsun. Benim kafamda bir bütünlük oluşturuyor ama onu dinleyiciye anlatmam çok zor.

Sen bu albümü bir iş olarak görüp hayatından bağımsız yapmadın aslında albümle beraber yaşadın diyebilir miyiz?

Tabii ki. İki senemi anlatıyor. Hayatımı ve albümü birbirinden koparamam. Hayatımda yaşadığım şeyler müziğimle paralel. Sabah nasıl kalktığım da çaldığım şeyi etkilyor. Hepsi birbirine bağlı.

İngiltere’de okulu bitirmişsin ama şu an yine okuyorsun. Okumalara doyamıyorsun adeta. Müzikle mi ilgili bu son okuduğun şey de?

Hayır, Kültürel Calışmalar okuyorum. Benim okuma yazma ve bir şeylerden beslenme ihtiyacımı çok iyi karşılayan bir bölüm; o yüzden çok seviyorum. Çok farklı konularda ders alıyorum. Beni besliyor.

Okuyorsun, müzik yapıyorsun, konserlerin devam ediyor. Bir sonraki adım ne? Klipler mi çekeceksin, albüm yaptım tatmin oldum mu, bir albüm daha yapmak istiyor musun? 

Şu an albüm yapma kafasında değilim ama biraz biraz bir şeyler birikiyor ve bir noktada yeni bir albüm yapmak istiyorum kesinlikle. İlla ki böyle Türkçe şarkılar konseptinde bir albüm daha olacak yani.

Dönemlerin var senin. Wufi farklı, İnim İnim farklı. Yeni albümde Cem’in yine başka bir yönünü mü göreceğiz yoksa sence tarzın oturdu ve artık böyle mi?

Biraz farklı olur elbet ama Wufi’yle bunun arasındaki fark kadar bir fark olmaz. Aşağı yukarı İnim İnim’le aynı çizgide bir albüm daha yapacağım kesinlikle. Ama soruna daha iyi cevap vermek gerekirse bu albüm yapacağım şeylerden sadece bir tanesi olacak. Bir yandan Saint & Swing diye bir DJ kollektifi başlattık. Kasette’te iki parti verdik. Hiçbirimizin en büyük önceliği değil ama çok zevk aldığımız için buna yavaş yavaş daha fazla eğilmek istiyoruz.

320440 420588394655032_860763100_n

Ne tarz çalıyorsunuz?

House, disco house, nu disco, idm, chill wave, yer yer techno, vs…

Kendi prodüktörlüğünü yaptığınız şarkılar değil değil mi, sadece set çalıyorsunuz?

Evet. Ama onlara sıra gelecek sanırım. Çünkü prodüksiyon da yapıyoruz dolayısıyla onları da çalacak kıvama getirmek istiyorum. Bitmemiş çok fazla prodüksiyonum var bilgisayarımda, bir ara onlara geri dönüp birşeyler çıkarma niyetim var.

Çok yönlü müzisyen denir ya, baya onun tanımı gibi bir şeysin yani

Estağfurullah

Prodüksiyon da yaparım kendi gitarımı kendim çalarım, davulu çok iyi çalamıyorum ama basları ben hallettim tarzı bir albüm kaydetmişsin. Daha ne?

Eğleniyorum ya zevkli geçti.

Son olarak şu dövmeni merak ettim ne yazıyor orada?

‘Safa’ yazıyor. Günümüz Türkçesi ile ‘sefa’. Bir ara hedonizme ve hedonist düşüncelere cok dalmıştım. Sonra fark ettim ki dibine varmaya çalıştığım kavramın Osmanlıca cok basit bir karşılığı var: safa!

Felsefeye merakın var mı? Ruhani bir yanın var gibi.

Kesinlikle. Evren, evrim, bilinç ve bilinçaltı, atomlar ve ‘nerdeyiz, napiyoruz?’ konuları her zaman meşgul ediyor beni.

Galiba bu konulara çok kafa yorup sözlerle anlatamayacağı his dünyaları olan insanlar bir şekilde sanatla müzikle ifade ediyor kendini.

Olabilir. Kelimeler bazen tek başına yetmiyor.

Son olarak ne söylemek istersin?

Konserlere partilere bekliyorum.

Nereden takip edebiliriz konserleri?

Facebook sayfamdan: http://www.facebook.com/cemozelcemozel Şimdilik 17 Kasım Cumartesi The Hall’da Saint & Swing partisi, 16 Ocak Peyote’de de konserim var.

390131 10151159110521032_839875074_n

Çok teşekkürler. Ben de senden şöyle 10 şarkılık bir liste istesem, röportajını okuyanlar Cem ne dinliyormuş görse, bir yandan da dinleseler?

Cem Özel by Elif Tanverdi on Grooveshark

Ali Farka Toure’nin Savane albümü.

Aphex Twin – xtal

Caribou’nun Andorra albümü.

Flying Lotus’un yeni albümü. (until the quiet comes)

Mazhar ve Fuat – Türküz Türkü Çağırırız albümü.

SBTRKT’in albumu.

Toro y Moi’nin ‘underneath the pine’ albümü.

Portecho’nun yeni albümü.

Totally Enormous Extinct Dinosaurs

ve her zaman biraz Ravel.

takila & cukula

takila & cukula

ÇOK YÖNLÜ MÜZİSYEN: CEM ÖZEL Çok klişe bir başlık oldu değil mi? Çok yönlü müzisyen. Cem bu tanımın altını tamamen dolduran bir müzisyen ama ne yapayım. Söz yazan, beste yapan,...

artworks-000029342319-y2srjj-crop

online röportaj: Peter Björn & John

online röportaj: Peter Björn & John

ÇOK YÖNLÜ MÜZİSYEN: CEM ÖZEL Çok klişe bir başlık oldu değil mi? Çok yönlü müzisyen. Cem bu tanımın altını tamamen dolduran bir müzisyen ama ne yapayım. Söz yazan, beste yapan,...

peterbjornjohn

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir