pass02

Bu hafta sonu partilemeye Berlin’de başlayıp İstanbul’da devam edip sizlere bu yazıyı Pazar akşamı Berlin’deki evimden yazıyorum. Dolu dolu geçirdiğim az uyuduğum ama enerjimi kaybetmediğim şu harika 3 günümü, This Is Our Fauna’nın Berlin çıkartmasını, Türkiye’de ilk kez gerçekleşen Sofar konser serisini ve grupları, Red Bull Music Academy Radio’nun İstanbul Modern’deki partisini, yeni tanıdığım ve öğrendiklerimi, sevdiklerimi anlatmak istiyorum. Hadi başlayalım!

Her şey RBMAR’nun 7’sinde İstanbul Modern’de gerçekleşecek festivalin line-up’ını açıklamasıyla başladı. O kadar güzel isimler geliyordu ki ah dedim şu Red Bull beni kanatlandırsa da o geceliğine İstanbul’da olabilsem. Biraz içten demiş olacağım ki gerçekten de o gece partiye katılmak için İstanbul’a uçmak isteyip istemeyeceğimi sordular.

dj

Müzik için çok sık seyahat eden biri olarak tabii ki kabul ettim! Normal insanlar gibi İstanbul’a bir gece önce gidip uykumu alıp katılabilirdim festivale ama Cuma günü hiç kaçırmak istemediğim bir party vardı Berlin’de: Lust’tan, FG’den tanıdığımız sevdiğimiz bayıldığımız Doruk Güralp ve FG’den Low Earth ve Solardip’ten, Fakepakt’ten yine Lust’tan tanıdığımız çok sevdiğimiz Yiğit Gürcihan This Is Our Fauna için Berlin’de St Georg’da çalacaklardı. Kaçırmak olmaz! Party için Cumartesi sabah ilk uçakla gelirim dedim. Cuma bavulumu topladım, havaalanına kalkan otobüsün bulunuduğu tren istasyonundaki dolaplardan birine kitledim ve Sankt Georg’un yolunu tuttum.

This Is Our Fauna @ St Georg / Berlin 

Önce Fakepakt ‘nice and slow’ bir modda çaldı. Daha sonra seti Christian Strobe devralıp tempoyu biraz yükseltti. FG’den ve Lust’tan tanıdığımız Doruk Güralp de ara ara Christian’la back to back çaldıktan sonra kontrolü tamamen devraldı ve saatlerce dans ettik. Low Earth de devreye girince gerçekten tadından yenmez bir müzik taştı Ritter Butzke’nin de yer aldığı avluya. Tek sorun biraz bizbize olmamızdı. Berlin’deki fırtınaya sebebiyle içerde böyle iyi bir müziğe göre olması gerekenden çok daha az kişi olsa da çok eğlendik. Mekanın arka duvarına yansıtılan görseller inanılmaz keyifliydi, hazırlayan arkadaşı tebrik ediyorum.

dorukyigit

4:30 gibi havaalanına gitmek üzere ayrıldığım sırada Yiğit (fakepakt) tekrar seti devralmıştı ve herkes deli gibi dans ediyordu. Ben daha önceden bavulumu kitlediğim istasyona gelip buradan havalaanına kalkan otobüse bindim ve yarım saat içinde havaalanına vardım. Uçakta biraz uyuduktan sonra iki aydır uzak kaldığım, ne kadar kaçsam da hep içimde taşıdığım İstanbul göründü.

Uçaktan inip Türkiye’nin ilk Sofar Sounds etkinliğine katılmak üzere Moda’ya geldim hemen. Hem de vapurda, güneşe, bulutlara, denize, martılara falan doyarak. Menajerleri olduğum The Away Days çalacağı için bu acele. Ama yoksa The Away Days çalmıyor olsa bile benim çok izlemek istediğim parçası olmak istediğim bir etkinlikti Sofar. İyi ki de geldim o yüzden.

Sofar Sounds Istanbul  @ Moda, İstanbul     #sofarist

Sofar’ın ne olduğunu daha önce anlatmıştım. Eğer bu muhteşem konsept hakkında henüz bir bilginiz yoksa şuradan okuyabilirsiniz. İstanbul’daki ilk ev konseri için uzun zamandır çok heyecanlanıyordum. The Away Days’in çalması teklif edilince heyecanım daha da arttı. Ve o gün geldi çattı.

sofar1

45 şehirde her ay gerçekleşen ev konserlerinden ilki, konsepti Türkiye’ye getiren Eda Demir ve Gözde Tekay ikilisinden Gözde’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Moda’da oldukça geniş bir salona şık bir kütüphane önüne kurulmuş minimal bir set-up ve yere oturmuş müzik aşığı insanlar hayal edin. Sofar’ın özelliği ‘ben bu bir Sofar etkinliğine katılmak istiyorum’ diye isminizi listeye yazdırırken ne Sofar’ın gerçekleşeceği evi ne de çalacak grupları bilmiyor oluşunuz. Her şey sürpriz ve son gün size mail yoluyla bildiriliyor. Her ay 1 günde genelde 3 farklı müzisyen oluyor ve müziğin nispeten farklı tarzlarda olmasına dikkat ediliyor. Yani buraya gelen herkes yeni bir şeyler keşfetmeye gelmiş oluyor, hayranı olduğu bir grubu dinlemeye değil. Ne çıkacağı tamamen sürpriz. Merkezde müzik var. Diğer her şey ikinci planda.

1463620 572806826133199_2077702154_n-2

Saat 5 gibi tüm müzisyenler hazırdı ve konserlerin ilki Ali Somay ile başladı. Daha önce ismini hiç duymadığım Ali Somay’a hayran oldum diyebilirim. Kendisine sahnede başka projelerden tanıdığımız müzisyenler eşlik etti.

alisomay

Gitar, pedallar, ıslıklar, alkışlar, mızıka, klavye ve sesinin oldukça kontrollü kullanımı ile Ali Somay çok yönlü bir müzisyen olduğunu sergilemiş oldu. Yükselip alçalan tempo, pedallarla elde edilen ‘deneysel’ hissiyatı veren soundlar, cajon, saksafon, mızıka gibi enstrümanların devreye girmesi inanılmaz lezzet kattı olaya. Çok yetenekli ve açık kafalı Ali Somay bence Türkiye’nin Erlend Oye’si.

1017039 572807892799759_448384227_n

35 dakikalık performanslardan sonra 20 dakikalık molalarda izleyicilerin müzisyenlerin herkesin sosyalleştiği şahane bir ortam vardı. ‘Sahne’ Yüzyüzeyken Konuşuruz için hazırlandıktan sonra Kaan ve Engin, bir akustik bir elektro iki gitar çıkıp son derece kuvvetli sözler ve harika bir yorumla dinleyiciyi kendilerine hayran bıraktılar.

YYK sonrasınde The Away Days sofara özel bir setup ve şarkıların yine Sofar’a özel (bana bile sürpriz olan) düzenlemeleriyle gözlerimi kapayıp kendimden geçtiğim bir sete imza attılar. Kendi çocuklarım diye demiyorum çok iyilerdi. Göğsümü kabarttılar.

awaydays

Sanıyorum ki herkes mekandan mutlu mesut ayrıldı. Müziğin kazandığı çok özel bir akşamüstüydü İstanbul’da. Bu iç sanatçının da performansları birkaç kamerayla kaydedildi. Umarım en kısa zamanda Youtube’da falan olur. Öyle iyiydi ki üçünü de tekrar izlemek için can atıyorum.

Sonuç olarak harika müzik, süper bir ortam ile Sofar hafızama altın harflerle kazındı. İlk Sofar’ın ev sahibi olarak tarihe geçen Gözde ve abisi Bora Tekay’a (ki kendisi yakın zamanda Berlin’de izleyip kahkahalara boğulduğum Böcek filminin de yönetmeni), Eda’ya ve emeği geçen diğer herkese, müzisyenlere ve oraya müzik dinlemeye gelen güzel insanlara bir teşekkür de buradan edeyim. Bundan sonra gideceğim şehirde konserlerden sonra Sofar tarihine de bakacağım mutlaka.

Red Bull Music Academy Radio Festival @ İstanbul Modern, İstanbul   #secilmisparcalar

Sofar biter bitmez vapura atlayıp İstanbul Modern’in yolunu tuttum, şehri istanbul’a bu kısa ve tadı damağımda kalan ziyaretin asıl sebebi, İstanbul’un en güzel manzaralı en güzel binalarından birinde harika line up’lı tek günlük müthiş Red Bull Music Academy Radio Festival için.

IMG 8383

Bilete gündüz erken saatlerde başlayan workshop, sohbet gibi etkinlikler ve 18:00’e kadar müzeyi gezmek de dahilmiş. Ben Sofar’da olduğumdan gündüzki kısımlara ne yazık ki katılamadım. Akşam festivale geldiğimde ise İstanbul Modern ile Antrepo binası arasındaki alana kurulmuş çadırda Ana Sahne, üst katta normalde İstanbul Modern’in cafe’sinin bulunduğu alanda ise bir Panaroma Sahnesi ve dans eden yüzlerce insanla karşılaştım!

Doğru düzgün kimseye geleceğimi haber vermediğimden beni görüp çok şaşıranlar oldu. 2 aydır görmediğim bir sürü arkadaşımı gördüğüm için bile harika geçti festival. Bak müzikten bahsetmedim bile!

IMG 8399

Panaroma Stage’de dinlediğim Pilooski ve Branko performansları oradaki herkesi coşturdu, dans etmeyen tek bir kişi bile yoktu. Ben de kendimi kaybettim baya! Ana Sahne’de çok sevdiğim Farfara, The Field ve Twin Shadow kaçırdığıma üzüldüğüm isimler oldu. The Farfara’yı her dinlediğimde başka bir keyif alıyorum. The Field’ı daha önce hiç canlı izlemedim ama tek tesellim Twin Shadow’u bir kez de olsa canlı izlemiş oluşumdu. 2012 yılında Pitchfork Paris’te kızlara üstlerini çıkarttıran George muhafazakar ülkemizde de benzer bir davranış sergiledi mi bilmem. Keşke biraz daha geç başlasaydı ve yetişebilseydim…

Wild Beasts‘i ilk kez canlı izleyip albümlerindekinden daha iyi bir soundları ve ruhları olduğunu düşünüp daha çok sevdim. Totally Enormous Extinct Dinosaurs‘u ise keşke Red Bull daha büyük bir mekana canlı getirseymiş diye düşündüm (Yine 2012 Pitchfork’da ve bu seneki Sziget’te canlı canlı dinledim, Glasto’da ise DJ setini dinledim ve bizi aşağı yukarı ne beklediğini biliyordum). Canlı ve DJ Set’i arasında dağlar kadar fark var bana göre. Yine de TEED TEED’dir ister dj set yapsın, ister başka şey her zaman başımızın üstünde yeri var<3

Benim için doğru dügün uyumadan 2 gündür devam eden geceyi tabii ki Nizam‘da ezogelin çorbası, ayran ve pide üçlüsü ile bitirdim. Berlin’in gri gökyüzünün aksine parıl parıl bir güneşle uyandığım Pazar sabahı, havaalanına gitmeden önce Karaköy’e yeni açılan mekanlardan birinde kahvaltı ederek değerlendirmek istedim. Naif cici dekorasyonu ve lezzetli kahvaltısı ile sevindirdi ama malesef servisinden memnun kalmadık; en çok da gerçekten dükkan bomboşken ‘yoğunluk’ sebebiyle iki masayı birleştirmemize izin vermemeleri kırdı bizi. Oysa ki ne güzel kuş kafesleriyle falan dekore etmişsiniz mekanı…

naif

Sahi bu şehir turist olarak gelince, Pazartesi sabahı köprü trafiği gibi dertlerin olmayınca gerçekten de dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Telaşsızken bir başka sevdim istanbul’u. Bir gecelik ödünç verdiğin kanatlar için teşekkürler Red Bull.

The Hives Eksen On Fair’da

The Hives Eksen On Fair’da

Bu hafta sonu partilemeye Berlin’de başlayıp İstanbul’da devam edip sizlere bu yazıyı Pazar akşamı Berlin’deki evimden yazıyorum. Dolu dolu geçirdiğim az uyuduğum ama enerjimi kaybetmediğim şu harika 3 günümü, This...

afiş

Avrupa Yaz Festivalleri Dosyası

Avrupa Yaz Festivalleri Dosyası

Bu hafta sonu partilemeye Berlin’de başlayıp İstanbul’da devam edip sizlere bu yazıyı Pazar akşamı Berlin’deki evimden yazıyorum. Dolu dolu geçirdiğim az uyuduğum ama enerjimi kaybetmediğim şu harika 3 günümü, This...

110714_dafp_dour_jules_5_mr

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir