IMG 4980

Berlin’de 3. haftam doldu. Bu 3 hafta genellikle çalışarak, blog yazarak, bolca yoga pilates yaparak ve akşamları arkadaşlarla buluşarak geçti. Bir şehirde yaşama rahatlığıyla pek çok şeyi nasılsa yaparım diye ertelediğimi farkettim. Örneğin henüz Berlin’deki en sevdiğim restorana gitmedim! O yüzden Güney Amerika’ya gitmeden önce kalan bir aydan biraz uzun zamanımda yapmak / görmek istediğim şeyleri bir program dahilinde yapmaya karar verdim. Hatta burada İstanbul’da rutinimde olmayan farklı şeyler de yapmaya çalışıyorum. Dün Teknik üniversitede bir konferans dinledim sonra da bir caz kulübe gittim. Bakın neler oldu…

Queen’s Lecture

Queen’s Lecture yani Kraliçe Konferansı, 1965 yılında Berlin’i ziyaret eden Kraliçe 2. Elizabeth’in şehre hediye olarak başlattığı Berlin Teknik Üniversitesi’nde her sene yapılan bir konferanslar dizisi. Her sene İngiltere’den kendi dalında uzman bir profesör Berlin TU’da yaklaşık 1 saatlik bir konuşma yapıyor. Bu konuşma dizileri 1965’den 75 yılına kadar devam etmiş ve sonra 20 yıl boyunca bu gelenek rafa kalkmış.

1996’da Berlin Teknik Üniversitesi’nin yeniden kuruluşunun 50. yıl dönümünde İngiltere Büyükelçisi bu konferans serisinin tekrar başlayacağını bildirmiş. Bir sene sonra, 1997’de konferanslar British Council desteğiyle tekrar her yıl yapılmaya başlanmış.

queens

Bu seneki konuşma London School Of Economics’ten Prof. Paul Dolan tarafından dün yapıldı. Prof Dolan’ın konferansının başlığı ‘Happiness by Design’, içeriği dinledikten sonra tam çevirisi ise ‘Kendi mutluluğunu tasarlamak’ olabilir. Dolan’dan önce TU Rektörü İngilizce bir konuşma yaptı. Mutluluğun bilimsel bir şekilde ölçülerek bu alanda araştırmalar yapılmasının Almanya için enteresan bir durum olduğundan, hatta Almanca’da mutluluk için ayrı bir kelime olmadığından (Almanca’da şans ve mutluluk aynı kelime ile ifade ediliyor: Glück) bahseden, Queen’s Lecture’ın tarihine de değinen Rektör, hayatımda gördüğüm en iyi İngilizce konuşan Alman ünvanını aldı. Bu güne kadar ne kadar iyi eğitim almış olursa olsunlar İngilizce konuşmasını duyduğum her alman bana biraz Arnold Schwarzenegger’i anımsatmıştır :)

TU Rektöründen sonra İngiltere Büyükelçisi Almanca bir konuşma yaptı ve konuşmanın sonunda Kraliçe’nin bizat kaleme aldığı notunu İngilizce okudu. En son olarak da yanlış hatırlamıyorsam bilim ve bilime ayrılan bütçeden sorumlu bir bakan İngilizce bir konuşma yaptı. Queen’s Lecture’ın tarihini ve ününü anlamış oldum. Gerçekten de salon yaşlı genç pek çok dinleyiciyle doluydu. Üniversitenin en büyük anfisinde hiç yer kalmadığı için bazılarımız konuşmayı diğer anfilere kurulan dev ekrandan izlemek zorunda kaldık.

Gelelim konuşmanın içeriğine: Aslında bir Ekonomi profesörü olan Prof Dolan son derece samimi bir dille 1 saate yakın mutluluktan, mutluluğu nasıl algıladığımızdan, mutlulukla ilgili araştırmaların nasıl yapıldığından, hangi hataları yaptığımız için kendimizi mutsuz hissettiğimizden ve mutlu olmak için çevremizi, huylarımızı, bakış açımızı ve zihniyetimizi nasıl değiştimemiz gerektiğinden bahsetti.

Bu tarz büyük bir organizasyondan daha ufuk açıcı bir konuşma beklerdim. Bana ‘aa’ dedirten yeni bir şey duymadım. Sadece kendi hayatımla ilgili neden mutlu olduğumu anlamış oldum. Çünkü doğru şeyleri yapıyormuşum. Bunlardan bazıları da sonuca değil sürece odaklanmak, insanların ne düşündüğünü değil kendi hissettiklerini değerlendirmek (burada BBC’de çalışmaya bayılıyorum dedikten sonra patronundan, yaptığı işten, iş arkadaşlarından nefret eden bir arkadaşının hikayesini anlatarak örnek verdi. Aslında BBC’de çalışmayı değil, BBC’de çalışıyor olmayı seviyordu), beklentileri düşük tutmak, ana odaklanmak, çevreni mutlu olacak şekilde düzenlemek, zamanı iy değerlendirmek ve MÜZİK dinlemek.

Queen’s Lecture bu seneki konuşmasıyla bana yepyeni ufuklar açmış olmasa da bu tarihi organizasyonda yer almış olmak bile güzeldi.

The Omniversal Earkestra

Normalde İstanbul’da rutinimde bulunmayan bir diğer aktivitem ise bir caz bara gitmek oldu.

Genç müzisyenlerden oluşan kalabalık bir caz orkestrası olan The Omniversal Earkestra (https://www.facebook.com/OmniversalEarkestra/info) kendilerini Free-flowing, hard-grooving olarak tanımlıyor ve her Pazartesi saat 9.30’da Neukölln’de Keller’in (bodrum anlamına geliyor) aşırı rahat ve loş atmosferinde, elinde içkileriyle koltuklara, yere oturmuş dinleyici karşısında müzik yapıyorlar. Keller çok kendine has bir bar ve sahne. Gidip görmeniz lazım.

keller2

Bir davul, bir kontrbas, bolca üflemeli çalgı ve bir anlatıcı var sahnede. Sololar, trompet solo atarken eline cowbell alan tromboncu, gür sesiyle bağıran anlatıcı, alkış tutan izleyiciler. Ortam şahane. Beni en çok etkileyen, tüylerimi diken diken eden olaysa sondan bir önceki şarkıda gerçekleşiyor.

Anlatıcı gür sesiyle başlıyor: Şimdi size turuncu elbiseli bir kadının hikayesini anlatmayacağız. Oh hayır! Size mavi ipek elbiseli bir kadının hikayesini de anlatmayacağız. Size anlatacağımız kadının ne turuncu ne de mavi ipek bir elbisesi var. Şimdi size anlatacağımız hikaye kırmızı elbiseli bir kadınla ilgili ve olay İstanbul’da Gezi Parkı’nda geçiyor!

keller1

Bunu duyduğumda ne kadar şaşırdığımı ve aynı zamanda gururlandığımı anlatamam. Sondan bir önceki şarkıyı ağlayarak dinledim. Üstelik orkestrada tek bir Türk bile yok. Berlin’de, yerin altında bir caz kulübünde müzisyenlere bile ilham vermiş kırmızılı kadının hikayesi.

Berlin’e gideceklere tavsiyemdir, The Omniversal Earkestra her Pazartesi akşamı 9:30’da Neukölln Karl-Karx Straße 58 numara Keller‘da.

emrah özhan x LEVI’s for selfestate

emrah özhan x LEVI’s for selfestate

Berlin’de 3. haftam doldu. Bu 3 hafta genellikle çalışarak, blog yazarak, bolca yoga pilates yaparak ve akşamları arkadaşlarla buluşarak geçti. Bir şehirde yaşama rahatlığıyla pek çok şeyi nasılsa yaparım diye...

emrahozhanxlevisforselfestate 1

Latin Amerika’ya mutlaka gitmeniz için 13 sebep

Latin Amerika’ya mutlaka gitmeniz için 13 sebep

Berlin’de 3. haftam doldu. Bu 3 hafta genellikle çalışarak, blog yazarak, bolca yoga pilates yaparak ve akşamları arkadaşlarla buluşarak geçti. Bir şehirde yaşama rahatlığıyla pek çok şeyi nasılsa yaparım diye...

jOAKLEY_NatGeo_Chile_Map-2

YORUMLAR

Şu an hiç yorum yok.

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir