cizenbayan-dogumgunu

Ben bugün 28 oldum.

“Too late too die young” derler ya hani. O şekil hissediyorum.

Eskiden doğum günlerim öncesi huzursuz bir ruh haline bürünürdüm. Yaşlanmaktan da değildi o zamanlar bunun sebebi. Örneğin kendime doğum günü partisi organize etmişim, her şey yolunda gidecek mi, herkes gelecek mi, sevildiğimi ‘yeterince’ hissedecek miyim, kaç kişi gelecek, ya kimse gelmezse, kaç mesaj ve arama alacağım, bilmiyorum, sevgiyi “ölçülebilir” kılma çabaları belki de… (24 ve 25 biterken ise şunları yazmışım)

Geçen sene ise, hayatımın en yalnız ama en unutulmaz doğum günlerinden birini geçirdim. Geçen sene 12 Ocak’ta, başka bir kıtada bütün ailem ve arkadaşlarımdan çok uzakta, başka bir zaman dilimindeydim. Kaç kişi gelecek partime, kaç tebrik alacağım gibi şeylerin hiç önemi yoktu. Sevildiğimi hissetmek ya da kendim için en güzelini yapma motivasyonunu bulmak için o günün de bir önemi yoktu, ben zaten hayallerimin peşinden kıta değiştirmiş, başkalarından sevgi beklemeden önce kendimi sevmeyi öğrenmiştim.

santiago

Geçen sene 12 ocak’tan bir gece önce, 1 hafta önce geldiğim Santiago’da, yepyeni arkadaşlarımla dışarı çıktım (o zaman henüz hiç yüz yüze tanışmadığım, liseden arkadaşım Burcu’nun Dubai’deki iş yerinden arkadaşı Şilili Gonzalo’nun ben oraya gidiyorum diye facebook üzerinden birbirimizi eklettiği Tito ve Caro ile). Yani dıdısının dıdısı. 11 Ocak’ta senin de doğum günün oluyor yalnız kalma seni dışarı çıkaracağız dediler. Başka bir arkadaşlarının doğum gününe gittik. Şilililerin ne kadar sıcak kanlı olduklarını ilk o zaman tecrübe ettim. İnsanlarla tanıştım, sohbet ettik, dans ettik hatta sarhoş olduk. 11 Ocak gecesi saat orada 12 olunca mesaj atan /arayan birkaç çok yakın arkadaş ve skype’taki sevgili dışında herkes, herşey yabancıydı. Bir kere hayatımda ilk defa doğum günümde mevsimlerden yazdı. İlk piscola’mı içmiştim. (Bu fotoğrafı da Burcu paylaştı)

first-piscola

 

Ertesi sabah 12 Ocak’ta ise sevgili patronum ve Şili’de bana iş bulan insan Matthias’la tabiri caizse aziz bir tepeden baktık Santiago’ya. İlk lamamı gördüm. San Cristobal tepesine teleferikle çıktıktan sonra tüm gün altımda etek üstümde bir bluzle,  güneşin tadını çıkararak, ara ara çimenlerde oturarak ve tabii Santiago’nun pembe gökyüzü ve her daim fonda olan And dağları manzarasına hayran olarak indik şehre. Bir pastam bile yoktu ama içim mutluydu.

cizenbayan-santiago

Cesaret zevk veriyordu. Kalbini yeni insanlara açmak da… Doğum günü gecemde beni hiç tanımadıkları halde dışarı çıkaran bana ilk piscolamı içiren bambaşka bir kıtada bile olsam yalnız hissetmememi sağlayan, beni orda olduğum süre boyunca da her zaman kollayan, ülkelerini gezdiren, dil konusunda inanılmaz destek olan iki güzel arkadaşım oldu mesela. (Sonra İstanbul’da da ben gezdirdim onları ve Nisan’da evleniyorlar, Şili’de düğünlerine de gideceğim umarım)

tito-caro-cizo

Sanırım geçen seneden sonra o doğum günüu stresi denen şey yok oldu bende. Bu sene hiçbir şey organize etmek istemedim. Bu da öylesine bir gündü. 30’a 2 kalmıştı ama yaşlanmak okeydi. Hatta büyümek güzeldi. Gece çıkmaları artık zevk vermemeye başlamıştı ve yanımda olmak isteyen her türlü olurdu.

Gece bu duygularla uyuduktan sonra sabah bir uyandım ki: canım arkadaşlarım organize olup, bu aralar gece çıkmayı da çok sevmiyorum diye bana sürpriz bir doğum günü kahvaltısı organize etmişler. En sevdiğim öğün, ev ortamında, samimi, az ama öz, nasıl duygulandım ve mutlu oldum anlatamam. Tam gönlümdeki şeyi bulmuşlar diyebilirim. Pazartesi günü işini gücünü bırakıp bana sürpriz olsun diye Yoga taytlarıyla bize gelen Oylum, Hazal, Ece, Barış, Sena ve ben metroda eşofman giymem diyen Onur’a, en önemlisi tüm bunları organize eden bütün gece ben uyurken evi misafir gelecek diye toplayan sevdiceğim Oğuz’a, yanımda olamasalar da arayan mesaj atan instagram’da fotoğrafların altına, facebook’ta wall’uma yazan, tweet atan, ulaşabileceği şekilde ulaşıp güzel dileklerini ileten ve sevgisini paylaşan herkese çok ama çok teşekkür ederim. (Tabii annişkoma beni doğurduğu babama da bu süreçteki yadsınamaz payı ve aşağıdaki süper fotoğraf için Ece’ye ayrıca teşekkür)

cizenbayan-dogumgunu

Büyümek güzel hatta böyle olacak, her sene daha da netleşecekse mesele, yaşlanmaya da okeyim.

2014 biterken

2014 biterken

Ben bugün 28 oldum. “Too late too die young” derler ya hani. O şekil hissediyorum. Eskiden doğum günlerim öncesi huzursuz bir ruh haline bürünürdüm. Yaşlanmaktan da değildi o zamanlar bunun sebebi. Örneğin kendime...

2014-biterken

gerçek anlamda bahar detoksu

gerçek anlamda bahar detoksu

Ben bugün 28 oldum. “Too late too die young” derler ya hani. O şekil hissediyorum. Eskiden doğum günlerim öncesi huzursuz bir ruh haline bürünürdüm. Yaşlanmaktan da değildi o zamanlar bunun sebebi. Örneğin kendime...

cizenbayan-yoga-elif

YORUMLAR

  • Caro diyor ki:

    Recuerdo tu cara al probar la piscola! jajaja Happy B-Day!! :D

  • Oya Çınar diyor ki:

    Şuraya iki satır bir şey yazacağım. “İyi ki doğdun! Gördün mü bak, ne güzel bir kadın oldun!” diyeceğim. Yıprandım yemin ederim Elif! :)) Neyse azimle beton deliniyor illaki! :) Bu sabah kutlamıştım ama; birini gerçekten çok sevmek başaka bela:) Canım fantezi çektiyse demek ki :) Burdan da kutlamak istedim. Nice yaşlara…

  • cizenbayan diyor ki:

    te quiero muchissimo amiga <3

  • cizenbayan diyor ki:

    canım benim <3

  • SELINA diyor ki:

    Benim de 28 olmama az kaldı malesef :( Tam olarak benim de hislerim “Too late too die young” :) Güzel bir yazı olmuş tebrikler…

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir