elif2

5. geleneksel sene biterken değerlendirme yapma yazısına hoş geldiniz! Ne demekse… Off ne garip bir sene. Ülkece neler atlattık. Sadece ülkece de değil aslında. Dünya da boka sardı. Sevginin yerine nefret ve korku; birleşme yerine ayrışmayı körükleyen liderler ve söylemler prim yaptı. Hoşgörü, bir arada varolma, saygı.. bunlar henüz keşfetmediğimiz bir gezegende birer semt adı olarak kaldı.

Herkes ve her şey nasibini aldı bu ruh halinden. İşler, ilişkiler, hayaller, aşklar… Çok sevdiğimiz sanatçıların yaprak dökümü gibi aramızdan ayrılmasıyla da kötü ününü pekiştirdi 2016… Şimdi herkes lanetler okuyor seneye, bitsin 2017 gelsin diye. Umarım değişen bir rakamdan fazlası olur ilerleyen günlerde…

ekran-resmi-2017-12-28-12-19-44

Seneye güzel başlamıştım ben oysa ki. New York’ta Bob Moses’ın çaldığı bir partide saydım 10’dan geriye. Sonra bütün gece beraber ev partilerine gittik. Yanımda o zamanki sevgilim; kendisi şimdilerde ‘new york aşkım’ olduğunu iddia ediyor, aşklar bitse de paylaşılanlar, dostluklar kalıyor geriye.

Yılbaşı üstüne bir de doğum günü kutladım NY’da. 29 oldum! 20’li yaşların son basamağı… Kendimce triplerdeydim elbette.  Tüm sevdiklerimle beraber olmaktansa tek olmayı seçmemin başka bir sebebi olamaz. Kendimi birilerinden birilerini kendimden mahrum bırakırmışçasına…

img_6533

NY’dan döndükten bir hafta sonra hayatımın aşkı dediğim adam girdi hayatıma. Aşık olma konusunda şıpsevdi diyebileceğimiz bir ünüm olsa da -çok şükür- böylesine aşık olmamıştım daha önce hiç. Sanki geçmiş hayatımdan flashbackler görüp hatırlıyordum onu, yeni bir tanışma değil gibiydi. Ya da hayatım boyunca farketmeden özlediğim birine kavuşma hissi… Sonunda beni tam istediğim gibi seven biri! Her şey acayip doğru hissettiriyordu. İstanbul’daki en sevdiğim gece kulübü indigo’da tanışmıştık hem de. Daha güzeli olabilir miydi? 3. gün evime, ben farketmeden hayatıma yerleşti. Şimdi gitmiş olabilir ama iyi ki geldi! Bazı geceler diğerlerinden daha güzeldir ya, o da öyle bir geceydi!

ekran-resmi-2017-12-28-12-21-28

Bazen şizofren miyim diyorum. Hiçbir şeye sahip olmamak, seyahat etmek de; bir evimin olması ve minnoş minnoş yaşamak da içimde dinmeyen arzular. Neyse… O sıra severek oturduğum güzel manzaralı ama minnak evimde iki kişi yaşamaya başladık bir anda, hiç hesapta yokken. 2016’nın bana en güzel sürprizi!

2013’de DJ’lik öğrenmek için kursa gitmiş sonra pek çalmadığım için hiç geliştirmemiştim kendimi. Bana biraz öğretsen yapıcam sanki bişeyler dedim. Elimden tuttu, evde bolca müzik dinlemeye, konuşmaya, çalışmaya başladık. Zaten her şey müzikle başlamıştı. Kalbimin kilidini açan bir sol anahtarıydı!

Aşk gelip hayatımın ortasına yerleşse de işler güçler de devam ediyordu tabii. Boyner’in sevgililer günü kampanyası için Tanem Sivar ve kocası Edhem; Billur Saatçi ve kocası Başar; ben ve 3 haftalık sevgilim olarak kamera karşısına geçtik:) Bence hayatımın özeti bu proje bile olabilir…

Normalde daha sık seyahat eden ben, senenin başında azıcık evcimen olup seyahatleri azalttım. Sokak hayvanları için müthiş işler yapan Çak bi Pati aracılığıyla yuva arayan bir kediye geçici yuva bile oldum. Kedili ev daha bi evdir ya hep…

ekran-resmi-2017-12-28-12-21-59

Hiçbir zaman dev anlamlar yüklemediğim sevgililer gününde şu satırları not düşmüşüm instagram’a:

birinin sizi çok sevmesini beklemeden önce kendinizi çok sevin. Sağlıklı beslenin, spor yapın; sevdiğiniz işlerde çalışın, para için değil. Hobilerinize ve sevdiklerinize zaman ayırın, kendinizi mutlu edin ve kendinizi sevilmeye değer görün ki başkaları da sizi sevsin. Düşük özgüvenden kaynaklanan ilgi manyaklığı ve böbürlenmeden bahsetmiyorum tabii ki. Kendinizi gerçekten sevin ki biri sizi sevdiğinde de beni neden seviyo bu diye şaşırıp o kıskanç paranoyak özgüvensiz aşıklardan olmayın. Tabii ki sever beni deyin, kendinize de ona da güvenin. Kendi kendinize mutlu tam bütün olun ki biri gittiğinde yarım kalmayın. Sevgi başlayıp bitebilir, aşk da öyle. Gidenler gelecek daha iyilere yer açmak içindir. Sevgiyi, saygıyı önce kendi üstünüzde çalışın. Dünyada çevrenizde sevmediğiniz şeylerin kırıntısını kendi içinizde arayın. Bastırmayın, bulup çıkarın sepetleyip atın onu. Değiştirmek istediğiniz şeylere de kendinizden başlayın. Başkalarının başarılarına mutluluklarına sevinin ve ilham alın. Daha iyi olmak için. Siz iyi oldukça her şey iyi olacak. Enerji çok bulaşıcı bir şey. Öyle pozitif olun ki bu enerjiyi etrafınıza da siz bulaştırın. Dünyayı daha iyi bir yer yapmaya kendinizden başlayın. insanlara, dostlarınıza, ailenize sık sık seni seviyorum deyin, kedileri, köpekleri, ağaçları, kuşları, güneşin batışını, kahve kokusunu ve dalga seslerini de sevin. Durup bunlardan zevk alın, geçmişi ve geleceği düşünmeden. Bir anın aslında sonsuzluk olduğunu bilenler bu hayatın en büyük sırrına vakıf olanlar. Bu sırrı yayın. Kalpten sevene her gün sevgililer günü.

Bak bak bak. Havalara bak. Aşkın mutlu ilişkinin sırrını çözmüşüm sanki. Neyse… Yerimde saymayayım dedim, yoga videoları çekmeye başladım. Kolektif House’da Kolektif Diaries serisinde ‘being a tourist vs living like a local’ başlıklı bir konuşma yaptım. Videolarına şuradan göz atabilirsiniz.

ekran-resmi-2017-12-28-12-25-05

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Eastpak ile farklı sektörlerden iş kadınlarını dükkanlarında, atölyelerinde ziyaret ettiğimiz, birbirimizden ilham aldığımız harika bir proje gerçekleştirdik. Onun detayları da burada.

ekran-resmi-2017-12-28-12-26-06

Sonra bir dönüm noktası geldi çattı, bana biçilmiş huzur ve yerinde durma hali anlaşılan bir aylıktı:

Birkaç ay önce Tayland versiyonuna misafir olarak gittiğim The Yacht Week‘ten, Karayipler’deki versiyonda yoga hocası olarak katılma teklifi almış ve kabul etmiştim. Hayatımdaki erkeklerin belki de en zorlandığı nokta: Kadının işi seyahat etmek. N’apmıyoruz, isyan etmiyoruz! Bir ay hayal gibi masal gibi bir aşk yaşadıktan sonra New York üzerinden British Virgin Islands’a uçtum.

ekran-resmi-2017-12-28-12-26-45

The Yacht Week’te çalışmak enteresan bir deneyimdi. Geceleri misafirlerle partilemek sabahsa uyanabilenlere yoga dersi vermek başlıca görevlerimdi. Ama içki de servis ettim, parti sonunda cdj mixer de taşıdım… Senelerce blogger olarak ‘ağırlandıktan’ sonra hizmet sektöründe çalışmak süper bir deneyim oldu benim için.

ekran-resmi-2017-12-28-12-27-52

Bu arada sevdiğim adamın doğum gününde uzaktan da olsa sürprizler yapmakla meşguldüm. Dönmeme az kalmıştı. Sora işler biraz sarpa sardı, kafalar karıştı.

Orda olduğumun ikinci haftasında Ankara’da bomba patladı. Ülkeyle ilgili duyduğum endişeler yine katlanarak arttı. ‘Eğlenceli’ işimi yapmak ise daha da zorlaştı benim için. Kilometrelerce uzakta da olsam, işim de olsa, bir yandan ölenlerin hikayelerini okurken eğlenmeyi yediremedim ruhuma. Ertesi gün korkuya yenik düşmememiz temalı bir yoga dersi verip işime tutunmaya çalışsam da, 3. haftamın başında, Beyoğlu’nda evimin çok yakınlarında bir bomba daha patlayınca artık baya zorlandım ve devam edemeyeceğimi söyleyerek The Yacht Week’ten ayrıldım. 15 Temmuz sonrası katlanarak artan travmatik durumlar taa o zaman başladı yani.

ekran-resmi-2017-12-28-12-28-23

Uzakta olunca daha garip bir kafaya giriyor insan. Bir de sabah akşam partileyen Amerikalıların Avrupalıların gram umrunda olmamak da sert bir tokat gibi çarpmıştı yüzüme. Ölenlere üzülmek bir yana ülkenin gidişatı ve kaybolan hayaller başlıca bir depresyon sebebiydi. Bir hafta Virgin Adalarında bir marinada demirlemiş minik bir teknede kaldım, sakin günler geçirdim. Burada tanıştığım arkadaşlarım iyi baktı bana. 3-4 gün hiç internete bile girmedim, yazılan çizilenleri okumamaktı amacım. Meditasyon, yoga, doğa, kendimi iyileştirmeye çalıştım. Gün batımlarında huzur bulup, biyoluminesanslarla yüzdüm. Island girl oldum! Pirate oldum! Pişman değilim!

ekran-resmi-2017-12-28-12-31-11

Benim için sırada H&M ile Coachella’ya gitmek vardı. Yıllardır hayalimdi! Normalde arada Türkiye’ye dönüp bir hafta sonra tekrar gelecekken o bir haftada The Soul Sail’in teklifini kabul edip Karayiplerde kalmaya karar verdim. The Soul Sail ne derseniz bol partili Yacht Week’e göre biraz daha deneyim odaklı başka bir yatlı organizasyon. Yacht Week’te ders verirken tanıştığım ekipten onlara da katılma teklifi aldım ve olaylar gelişti. Türkiye’de dönülecek bir ortam yoktu, herkes uzat gelme diyordu. Bir hafta daha denize açılıp yine yoga dersleri verdim.

ekran-resmi-2017-12-28-12-30-07

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz The Raging Mufanga familyamız bana çok iyi geldi. Ama bu şekilde evden uzakta olma sürem 1.5 aya çıkmış oldu. O arada çok yakın bir arkadaşım, Gülnazım doğum yaptı, hastaneye gidemedim, Burak’la Nihan evlendi, nikahlarına düğün yemeklerine gidemedim. Hayatımda yeni filizlenen aşktan da uzak kaldım…

ekran-resmi-2017-12-28-12-38-24

Akışa teslim olmak en iyi yaptığım şeylerden biri. Coachella çok güzel geçti. H&M’in global squad’ına dahil oldum. Bayrakları astık! Şuradan göz atabilirsiniz.

ekran-resmi-2017-12-28-12-37-20

Coachella’dan sonra San Diego’da masal gibi bir gün geçirdim. Sanki ‘dünyanın başka bir yerinde doğsam hayatım böyle olacaktı’nın bir günlük bir demonstrasyonu gibiydi. Değişikti.

Hemen ardından Türkiye’ye döndüm ve bir süre kendime gelemedim. İşler, projeler tam gaz devam ediyordu. 1 ay beraber olup 1.5 ay ayrı kaldıktan sonra sevdiceğime tekrar aşık olmam gerekti. Yaptım da! Indigo’da Viktor Ruiz’de deli gibi dans ettiğimiz bir gece kulağına fısıldadım: ‘çok korkuyordum, bu duygular hiç geri gelmeyecek sanıyordum ama geldi’. Aşkın gidip gelebildiğini de o zaman anladım.

Nihan’la H&M için şahane bir video çektik yine. MSTRK’in ellerine sağlık.

Evde müzik çalışmalarımız yavaş yavaş meyvelerini vermeye de başlıyordu. İlk kez DJ duo olark  1888’de çaldık. Mayıs’ın başıydı. Sonra ben ilk kez bir festivalde çaldım. Küçükçiftlikpark’ta gerçekleşen Parkfest’te H&M sahnesini açtım.

ekran-resmi-2017-12-28-13-03-43 ekran-resmi-2017-12-28-13-17-43

Mayıs ortası, geçen sene harika anılar edindiğim Kabak’taki Dream Yoga Festivali‘ne gittim yine. Kabak’ın iyileştirici bir enerjisi var. Döner dönmez Kuzguncuk Bostanı’nda yoga dersi verdim Yoga Journal Türkiye ile. Aldığım ilhamı geri verebilmek de çok güzeldi!

ekran-resmi-2017-12-28-13-18-47

DJ olarak bir set hazırlamak ve yoga dersi vermek inanılmaz birbirine benziyor bu arada. İkisinde de akış ve bir tema üzerinden hikaye anlatma durumu var. Tabii hayat tarzı olarak baya zıtlar. Sabahları erken kalkıp yoga yapıp geceleri çalmak da manyak bir tempo mesela. Seyahatleri, toplantıları, çekimleri saymıyorum bile bak. Millet beni çalışmıyorum sadece geziyorum sanadursun, eskiden bu tempoya nasıl dayanıyorsun dediklerinde sağlıklı beslenme, yoga diyordum; şimdi cevabım net: az uyuyorum!

ekran-resmi-2017-12-28-13-18-59 ekran-resmi-2017-12-28-13-21-56

Yaz ortası, Türkiye’de işler boka sarınca Malezya’ya geri dönen, gidene kadar da video işlerimde çözüm ortağım olacak olan canım Mowrez’le tanıştık ve beraber videolar çekmeye başladık. Bu da onlardan ilki:

Festival sezonu açıldı ve en yoğun ama eğlenceli günlerim başladı. Bridgestone ile Chill-Out Festival‘in altını üstüne getirdik. Bu arada mükemmeldi Chill-Out. Her sene olduğu gibi!

ekran-resmi-2017-12-28-13-30-37

Çok harika bir ekiple, en güzel dostlarla çok güzel eğlendik 2 gün boyunca. Gidip iyi çalan DJ’lere sarıldık bile! (Teşekkürler Ali Efe) Şimdi 10 dakikalığına da olsa o Other Stage’in önüne gitmek, orada dans etmek, yanımdakilere sarılmak için neler vermezdim…

13335651_10153380235286572_6925411550337567701_n

Ziya Turp ile Soundgarden’da Doritos’un Snapchat hesabını ele geçirdik. Bu sene en eğlendiğim işlerden biriydi. Ziya ile iyi bir ikili olduk!

ekran-resmi-2017-12-28-13-36-00

Video projeleri devam ediyordu bu arada. Geçen sene Donal’ı beraber gezdirdiğimiz Sibel ile hayalimizdeki seyahat projesi için İstanbul’da bir pilot bölüm çektik. Mottomuz turist gibi değil, çok para harcayarak değil, yerlisi gibi gezmek, hesaplı gezmek. Youtube için yapmak istediğimiz projenin pilotunda Kuzguncuk’ta Refika Birgül, Balat’ta Vintage İstanbul’un kurucusu Özge Özbek gezdirdi bizi. Bugünlerde çeşitli markalarla görüşüyoruz ve projeyi hayata geçirebilmek için olası sponsorlarla toplantılar yapıyoruz! Dilerim olur. Youtube’da kızlar sadece makyaj yapmamalı!

ekran-resmi-2017-12-28-13-31-30

İstanbul’da çekimler, toplantılar ve artık DJ setler devam… Ve tabii seyahatler de! Vans İstiklal mağazasının açılışında çaldım. Sonra canım Atakan’ın Tadım Atölyesi ile Yunanistan’da ahtapota ve bilumum deniz canlısına doyduğumuz Gastronomi Rotası’na katıldım.

ekran-resmi-2017-12-28-13-36-55 ekran-resmi-2017-12-28-13-37-09

Arada vize ile ilgili sorunlar yaşadım. Primavera’yı kaçırdım. Bu vize meselesine de ayrıca isyandaydım. İnanmadığı evliliği, hiçbir kurumuna güvenmediği devletin aşk gibi yüce bir şeyi onaylaması olarak gören; ‘ben devlet karşısında söz verdim diye değil her gün yeniden aşığım diye yanında uyanırım sevdiğim adamın’ romantiklik seviyesindeki bendeniz; ülke iyice boka sardıkça artık bir avrupalıyla falan formalite evliliği yapsam da şu vize derdinden kurtulsam realistliği kafasına girmiştim çoktan.

ekran-resmi-2017-12-28-13-39-53

Haziran ayında, 2007’de hayatımda ilk kez tek başıma yaşadığım şehre, Barselona’ya gittim yıllar sonra. Primavera’ya yetişemedim ama Sonar için hazır ve nazırdım. Seneler önce, küçücük bir kızken yaşadığım heyecanları, kalp kırıklıklarını, yanlış kararları hatırladım Barselona sokaklarında yürürken. Sonar da okeydi ama asıl Off Sonar partilerinde çok eğlendim.

13487379_10153419686151572_740095602_n

Mandy ile bir teknedeyken çıkan fırtınada sırılsıklam olduktan sonra Diynamic partisinde açan güneş batıp muhteşem bir geceye yol verdi. Barselona’da başrolde müzik vardı. Arka planda ise 2007’de ‘kezban’ bir kızken bir erkek uğruna aldığım yanlış kararlarım ve yaşanmamışlıklarıma, Barselona’dan erken dönüşüme nanik yapıyordum sanki şimdiki hayatımla. Değişik bir psikoloji…

ekran-resmi-2017-12-28-13-42-23

Berlin’e, Denizimin yanına senelerdir kaç kez geldim bilmiyorum ama yanımda Yağmur, İclal ve sevdicek de varken en keyifli Berlin seyahatlerimden birini geçirdim. Hava çok sıcaktı göle gittik, öylesine bir Pazartesi akşamüstü Kater’de delice eğlendik.

ekran-resmi-2017-12-28-13-45-27

Ama doğup büyüdüğümüz coğrafyanın gerçekleri peşimizi bırakmıyordu tabii. Biz ‘an einem Sonntag im August’ta otururken Atatürk Havalimanı patlaması gerçekleşti bu sefer de. Yağmur biletini değiştirdiği için kıl payı kurtuldu. Aslında ne kadar kıl payı hayattayız, bunu yine derinden hissettik.

ekran-resmi-2017-12-28-13-46-11

Yağmurlar döndü, biz kaç senedir bilet bir türlü çıkmadığı için gidemediğim, hayallerimi süsleyen Fusion’a gittik sevdicekle. Onlarca festivale gitmiş biri olarak çok net söyleyebilirim ki gittiğim en güzel, en eğlendiğim festivaldi. Döner dönmez hislerimi yazdım uzun uzun. Şuradan okuyabilirsiniz.

ekran-resmi-2017-12-28-13-46-26

Fusion dönüşü doğrudan Çeşme Electronica’ya gittik. Adana Twins’le Adana yedik. Yeni açılan bir Oyster Bar’da çaldık. Günler geceler festivaller gigler seyahatler birbirine bağlanıyordu hep. Öyle bir ivme ki durursam düşeceğim sanki…

ekran-resmi-2017-12-28-13-47-15

Temmuz ortası ve Türkiye’de darbe girişimi. Evet saçma bir ülkede yaşıyorduk ama bu kadar da saçma olmamalıydı her şey. Galatadaki evde o gece, tepemizden jetler ses hızını aşarak geçerken her seferinde bomba nereye düştü diye kafayı yedim ben. Camlar üstümüze patlamasın hatta eve füze müze girerse ölmeyelim diye koridorda yattık. Camilerden sabaha kadar okunan ezan ve sokağa çıkın çağrıları ile sabaha kadar uyuyamadık. Katliam görüntüleri, halka ateş açan askerler, olaydan haberi olmayan erleri linç eden halk, sonrasındaki bayram havasında geçen kutlamalar, 40 yıllık köprünün adının değişmesi, artık her şey sürrealdi… One Love ertelendi. Tarihin en talihsiz festivali. Bombalar patlarken pek de oralı olmayan yabancı arkadaşlarım bu darbe mevzunda ‘biletini alıcaz çabuk buraya gel’ şeklinde yardırdılar. Şili’den Amerika’ya Almanya’dan Danimarka’ya ‘buraya gel’ diyen herkes daha da paniğe soktu beni. Uluslararası medya ne garipmiş onu da gördüm.

ekran-resmi-2017-12-28-13-48-14

Bir hafta sokağa çıkamadım. Sokağa çıkmaktan korktum. Neden bu kadar etkilendim bilmiyorum. Hayata dönüşüm Bodrum’daki Chill-Out Festival ile oldu. Twist’le yaptığımız Festival Yazı projemiz için gittiğim Bodrum’da resmen havam değişti, kendime geldim.

ekran-resmi-2017-12-28-13-51-46

Darbeden bir hafta sonra büyük hatta kendine aktivist diyen sanatçılar bir bir etkinliklerini iptal ederken, çok tatlı destek, birlik mesajları yayınlayarak Bodrum’a gelen her bir müzisyen kalbimde bambaşka bir yere sahip oldu. Müzik yine iyileştirdi! Bodrum Chill-Out çok güzel geçti. Mowrez’cimle tatli bir video yaptık yine:

Hayat devam ediyordu. İkinci ‘festivalde çalma’ deneyimim Alaçatı’daki Rootz festival’deydi. Sail Loft’ta çalmak üzere Bodrum’a gittim. Şaka maka Dj mi oldum ne! Çok huzurlu, keyifli bir tatil daha yapmış oldum. Arda ve Orkun bizi harika ağırladı.

ekran-resmi-2017-12-28-13-54-49

İstanbul’a döndüm. Youtube’da Buğra Akpınar’ın The Makina programına konuk oldum. Ben sıkıcı bir bölüm olacak sanıyordum ama Buğra öyle bir editlemiş ki, normalde kendini izleyemeyen ben bile oturdum 2 kere izledim video’yu.

2015 Biterken yazımın sonunda ‘bu sene gitmek istiyorum’ diye yazdığım Burning Man’e bilet almayı başarmıştık Mart ayında. Hazırlıklar taa o zaman başlamıştı. Burning Man’e giden yol Eminönü’nden geçiyormuş. Gittik bir sürü kumaşlar aldık. Hem Musa yardım etti hem de biz kendimiz gözlükler kasklar falan yaptık, daha gitmeden başladık eğlenmeye…

ekran-resmi-2017-12-28-14-14-19

Yaz sonu Suma’da Electronica Festival’de deli gibi dans ettik yine. Sevdicek de çaldı. Nöbetçi dj olarak 2 kere! Onu beklemesi bile komikti. Festivalin benim için highlight’ı ise Dubfire’dı!!!!

ekran-resmi-2017-12-28-14-11-44

Ertesi gün vize başvurusuna red yiyen sevdiceğin bizimle Burning Man’e gelemeyecek olması çok moral bozdu. İlişkideki çatırdamalar da o dönemlerde başladı aslında. Bundan bağımsız ama tabii ki bundan da etkilenerek. Ben birşeyleri düzeltmek için bile yerimde duramıyordum. Clique‘in ofisini ziyarete İsveç’e gittim. Bayadır listemde olan Stockholm’le ilk kavuşma!

ekran-resmi-2017-12-28-14-14-54

Döner dönmez Çeşme Chill-Out’da Twist ile Festival Yazı‘nın kapanışını yaptık. Kendi hızıma ben bile yetişemiyordum artık.

Hemen Çeşme sonrası uçtuğum San Francisco’da bir gece kalıp Şili’den canım arkadaşım Kanutomla hasret giderdik. Ertesi gün Burning Man’e doğru yola çıktık. Bayadır hayalini kurduğum bir yere gidiyordum ama buruktum. Sevdicek yoktu yanımda, aramız da kötüydü hatta.

ekran-resmi-2017-12-28-14-19-44

Baya ön yargılarla gittiğim Burning Man’i beklediğimden daha çok sevdim. Güzel insanlarla tanışıp güzel müzikler dinledim. Uçsuz bucaksız bir çölün ortasına yerleştirilmiş birbirinden güzel sanat eserleriyle içli dışlı oldum. Ama ilk sene bu büyüklüğün içinde kaybolmayayım diye baya sakin ve uslu takıldım. Uzun uzun anlatmak gerek. Döner dönmez canım Nilay Örnek’in sorularını yanıtladım. Buradan okuyabilirsiniz. Ya da biraz Burning Man’i anlatmaya çalıştığım videolar var Youtube’da…

Burning Man’den döndükten sonra psikolojim pek iyi değildi. İlişkide dönülmez yollara girilmişti. Avrupalı kafa rahatlığında ilişki yaşayamıyorsun ki. Kırık dökük gelecek hayalleri, birbirine veremediğin güven hissiyatı…
ekran-resmi-2017-12-28-14-00-45 ekran-resmi-2017-12-28-13-55-21 ekran-resmi-2017-12-28-13-37-55 ekran-resmi-2017-12-28-13-35-11 ekran-resmi-2017-12-28-13-35-42

Bir yandan hiçbir şey olmamışçasna projelere, işlere koşturmaya devam ediyordum. Yetenekli moda tasarımcısı arkadaşım Ilgın’ın UTIN markasının defilesinin after partisinde çalmaya Paris’e gittim. İlk yurt dışı dj’lik deneyimim!

ekran-resmi-2017-12-29-18-21-08

Yeni konseptiyle tekrar bizim kafada müziklere dönen Anjelique’in açılış setini çaldık, Kiki’de çaldık, Finn’de #FeelingFinn adını verdiğimiz Perşembe partilerine başladık, artık orada burada çalmanın dışında her Perşembe düzenli olarak da çalmaya başladım.

ekran-resmi-2017-12-29-18-19-24

Son aylarda metroya binmekten korktuğum için haftada en az 3-4 kez gittiğim yogaya gitmeyi bırakmıştım. E tabii beni sakinleştiren, zihnimi berraklaştıran, hayatımı disipline sokan yogadan uzak kalmak da iyi gelmiyordu psikolojime ve korkularıma. Kısır döngü! Yakaladıkça workshop’lara katılmaya çalışıyordum hiç değilse. Cihangir Yoga’da Elena Brower’la Özen Gösterme Sanatı workshop’u ilham vericiydi. Gece çalıp sabahına dinç bir şekilde derse gitmeyi başardım bir şekilde. Stephanie Sayegh ile bir detoks maraton yaptım 2 sene önce olduğu gibi yine. Ama o yoga saatine toplantı almayan titizlikteki düzenim gitmişti hayatımdan bir kere ve ipin ucu kaçıyor gibi hissediyordum.

ekran-resmi-2017-12-29-18-03-09

Galata’daki çok sevdiğim ev 2 kişiye ufak geldiği için başka yere çıktık. Çukurcuma’da. Yeni mahalle keyifliydi ama yeni evi hiç sevemedim. 1.5 ay oturdum zaten. Şimdi evsizim. O hikayeye de geleyim…

ekran-resmi-2017-12-29-18-25-52 ekran-resmi-2017-12-29-18-26-16 ekran-resmi-2017-12-29-18-26-34

Kahve Festivali, Akbank Caz Festivali, Pantene Altın Kelebek projesi, Pfizer’in meme kanseri farkındalık projesi, Nemoda projesi, çekimler, toplantılar baya deli gibi çalışıyorum (bazılarına göre geziyorum tabii, neyse)

ekran-resmi-2017-12-29-18-28-10 ekran-resmi-2017-12-29-18-28-26

Bir yandan korkular, taşınma ve yerleşme telaşı, sonra tüm bu stres ve umutsuzluktan sıyrıldığım, ilham dolduğum harika geçen bir Red Bull Music Academy Montreal seyahati…

ekran-resmi-2017-12-29-18-28-57

döner dönmez Dijital Topuklar’da konuşma, canım Emir Yargın’ın artık çıksın diye beklediğim Büyük Kaçış Planı klibi çekimleri,

ekran-resmi-2017-12-29-18-29-20

başka projeler, yeni çekimler, şimdiye kadar başıma geleceğine asla ihtimal vermediğim panik atakla tanışmam, evden çıkmak istemeyişim, tavanla bakışarak yatakta geçirdiğim günler, 30 yaşına geliyorum ve hayatımla ne yapıyorum, yaşlanıyorum hissiyatı, bir aşk masalı gibi başlayıp hayatın gerçekleriyle yüzleşince tepetaklak yokuş aşağı giden ve artık çatırdayan ilişki derken ipler kopuyor.

ekran-resmi-2017-12-29-18-31-35

13 Kasım’da Patika ile aylar önceden planladığım Vietnam ve Kamboçya seyahatine gittiğim gün bitti her şey. Üstelik beğenmediğim ve huzurlu hissedemediğim evden çıkma ve yeni bir yere taşınma kararını da yeni almıştık, emlakçı gezmiştik bir iki gün önce. Çıktığımız evi yeni kıracısına verdik ama bir sonra taşınacağımız evi tutmadık. Konuşamadık bile ne yapılacak diye. Zoraki karar belliydi! Böyle zor zamanlarda, ‘hastalıkta ve sağlıkta’ yanımızda olamayacak insanların hayatımızdan peşinen çıkması daha iyidir belki de… Canım acısa da mantığım doğru yolda olduğumu söylüyordu bana. Uzun zamandır bir tatile ihtiyacım vardı. Vietnam’a uçtum ama bu ruh haliyle pek tatil gibi olmadı, olamadı. Biraz buruk gezdim oraları. Zaten savaşın izleriyle derinden etkiledi beni Vietnam.

ekran-resmi-2017-12-29-18-31-48

Kamboçya’da Angkor Wat’a gitmek ise büyülü bir deneyimdi, bana daha iyi geldi Vietnam’a göre. Daha oralardayken girdim evsizlik kafasına. Döner dönmez toplanmak için 2 günüm vardı; yeni kiracı için evi boşalttım. Evi tutan bir arkadaşımız olduğu için evdeki küçük odayı depo gibi kullanabileceğimi söyledi. Eşyalarım koliler içinde orada şimdi. Artık resmen evsizim. Ama çok şanslı bir evsiz. Sağolsun, anahtar da bende istediğimde gidip koli moli açıp eşya alabiliyorum.

Fiziksel olarak kaldıramayacaktım tekrar taşınmayı hem, hem de hevesim olmayacaktı böyle bir hayalkırıklığı üzerine tek başıma yeni bir eve çıkmaya. Evde olmak dört duvar bi çatı değil bir hissiyattı üstelik. Onu kaybetmişim ben. Yerimde durarak bulabileceğimeyse inanmıyordum.

Sürekli yollardayım ve bir düzenim yokken, evde beni bekleyen biri yokken boşuna kira ödemektense bir süre bu seyyahlık hissini deneyimlemeye, kiraya vereceğim parayla uçak biletleri almaya karar verdim. İstanbul’da kalmak iyi gelmiyordu. Bir süre uzaklaşıp kendimi dinlersem, içimdeki o bastırılmış sesi duyabilecektim belki. Ne istediğimi, neyin önemli olduğunu, neyi bırakmam neye sıkı sıkı tutunmam gerektiğini anlamam için bu gerekiyordu.

Eşyaları koliledikten sonra şöyle oturup bir ağlamaya bile vaktim olmadı, iyi mi kötü mü bu bilmiyorum, hemen Citroen’in lansmanı için Samsun ve Sinop’a gittim. (Özellikle Sinop’a bayıldım bu arada)

ekran-resmi-2017-12-29-18-32-12

Dönüşte ise üstüne kriz anlarımda jokerim olan Berlin’e sadece kendim için, gezmek için geldim bu kez. İş değil! Haftada en az bir uçağa binmek rutinim gibi oldu. Denizimle dertleştim. Berlin’in en güzel tarafı burda yaşayan ve beni 10-15 senedir tanıyan arkadaşlarla bir arada olmak. Ne günlerimi neleri atlattığımı gördüler onlar. Bunu da atlatacağım hissini eski dostların yanında hissediyorum en çok.

ekran-resmi-2017-12-29-18-32-30

E biraz hile de yaptım belki: Kater’de Mira’nın doğum günü için her sene festival tadında geçen harika bir line up’da 3 gün partiledim. Sisteme baya iyi bir reset attım. Beraber Meksika’ya ve Afrika Burn’e gideceğimiz parti arkadaşım Furkan’la ne belalı bir ikili olduğumuzu burada keşfettik. Eski sevdiceğimin tanısan çok seversin dediği Gökçen’le de nihayet burada ‘tanıştık’.

2 ay kadar önce Galata’daki evimden çıkıp Çukurcuma’da başka bir eve taşınmıştım. Kafamda vardı tabii ki ümitler planlar ama olmadı, yapamadım. Ülkenin malumunuz kültürel, sosyal, ekonomik son sürat yokuş aşağı inen durumu, normali aşıp paranoya seviyesine gelen, günlük hayatımı bile etkileyen “her an bi yerde bi olay olabilir” korkularım, hiçbir garantisi olmayan, yarınımın belli olmadığı ama özgürlüğüm en önemli olduğu için her şekilde tercihim olan işim, 30 yaşına dayadığım merdiven, bunlara paralel gelecek kaygılarım ve bu kaygılarıma pek de iyi yönde etki etmeyen ilişkilerim derken henüz 2 ayı doldurmadan biraz radikal bir kararla istanbul’daki evimi tamamen kapatmaya, bir süre eskisinden daha sık seyahat etmeye, iş dışında da seyahat etmeye, kira ödemek yerine uçak biletleri almaya karar verdim. Bir süre… Artık istanbul’da bir evim yok: işlerim için, dj’lik yapmaya, çekimlere, toplantılara geleceğim tabii ki, geldiğimde de bana kanepesini açan güzel dostlarımla kalacağım; ne yapacağıma, ne istediğime karar verene kadar… Tekrar bir şehirde evde; tekrar bir adamın koynunda huzurlu hissedene kadar bir süre orada burada ve bavuldan yaşayacağım. Stres faktörlerinden uzaktayken kafam daha berrak. Hayatım ve seyahatlerim dışardan sonsuz bir tatil gibi görünse de son 4 senedir müthiş bir tempoyla çalışıyorum ve biraz durulmayı hakediyorum aslında. Yolda da durulabiliyor insan; yeter ki kaos ve sürtüşme bitsin. Gerçekler değişmese de gözlerimi kapamasam da uzaktan bakabilmek bile iyi geliyor şimdilik. Bu kararı alır almaz kafayı ne zaman sıfırlamak istesem geldiğim yere, Berlin’e geldim. 1 haftanın sonunda şunu diyebilirim ki umudumu kaybetmedim. #evsiz #nomad #göçebe #gezenbayan #hayatsanagüzeldemebakiçerdenefırtınalarkopuyo

Elif Tanverdi (@cizenbayan) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Benim en büyük zenginliğim dostlarım. Tanıdıklarım ve tanımadıklarım. Yukardaki yazıyı paylaştıktan sonra mailler mesajlar aldım: Dünyanın dört bir yanında konaklayabileceğim kanepelerim olması bana mutluluk verdi. Var olun! Bana evini açan Yağmur ve Çağlar’a ayrı minnettarım. Şimdi giysilerim onların evinde. İstanbul’a geldikçe onlarda kalıyorum, şimdilik. Bebekleri gibi bakıyorlar bana. Bir iki gece başka yerde kalınca şöyle mesajlar alıyorum:

img_6212

Berlin dönüşü bir senedir şehir hayatı, kokteyl kültürü hakkında yazılar yazdığım The Story Of Seven‘la işbirliğimizi yeni bir boyuta taşıdık ve İstanbul’un semtlerinde gezdiğimiz videolar çekmeye başladık. İlk durağımız Çukurcuma oldu. Video bahanesiyle efsane bir dövme sanatçısı olan Tayfun Bezgin‘e harika bir dövme yaptırmış oldum bir de!

Giderayak Ilgın’ın benim gibi nomad markası UTIN’in istanbul’daki lansmanında çaldım bu kez. Bana ilk günden beri güvenen Ilgın’ın bende yeri ayrı. Mükemmel iddiasında değilim ama seti kaydettim. Şuradan dinleyebilirsiniz.

ekran-resmi-2017-12-29-18-36-48

O gece çalıp devamında hiç uyumadan Google’ın davetlisi olarak Dubai’ye gittim. Dubai’de de yine liseden en yakın arkadaşlarımdan biri Merve yaşıyor. Onla vakit geçireyim diye birkaç gün erken gittim ve hiç beklemediğim beni şaşırtan bir Dubai ile karşılaştım. Merve de sağolsun süper gezdirdi beni.

Dubai seyahatim, Google’ın sürprizleri her şey harikaydı ama buruktuk yine. Bu kez de Beşiktaş patlaması ile artık içimiz öldü. Paranoyak oldum sanıyordum sokakta gezerken korktuğum için. Keşke paranoyak olsaydım. Korkularımın haklı olduğuyla yüzleştim. Hangisi daha kötü bilmiyorum! Bütün gece tanıdıkların en son whatsapp’ta online olma saatlerine bakarak içimi rahatlatmaya çalıştım.

ekran-resmi-2017-12-29-18-37-04

Dubai dediğim gibi şaşırttı beni. Beklemediğim bir hoşgörü ortamı ile karşılaştım. İstanbul’dan daha rahat giyinebiliyorsunuz, kimse Noel baba dövmüyor orda… Merve ile olmak da iyi geldi. İşlerim erteleniyordu gündem sebebiyle. Gelmişken biraz daha kalmaya karar verdim ben de. Kayseri ile sarsıldık bu kez de. O gün All Day I Dream partisindeydim. Yacht Week’teki gibi sallanmamış ve yalnız hissetmedim ama… Burada etrafımdaki herkes benim gibi bir Orta Doğu ülkesindendi. Kendimizi hep ‘Avrupalı’ sanarak yetiştik belki ama ben Dubai’de Orta Doğululuğumla barıştım. Yanımda Suriyeliler, Mısırlılar, Lübnanlılar, gözlerimiz aynı bakıyor, konuşmadan anlaşıyor ve sarılıyoruz. ‘Sallamamak’ değil ‘yarın ölebiliriz’ hissiyatıyla müziğe teslim olmak daha samimi, daha ait hissettirdi orada bana. O akşamki hislerimi instagram’da anlatmaya çalıştım birazcık…

Remains of yesterday, where i was dancing and crying… letting go… ✨✨✨ dubai’ye 10 gün kadar önce iş için gelmiştim. sonra istanbul’da işlerim ertelenince biraz daha uzattım. çok şanslıyım ki doğru insanlarla gezdim burayı da ve hiç ummadığım bir şehirle karşılaştım. hislerim karşısında şaşkınım. sanırım ilk olarak arapça öğrenmek istiyorum. benim dedem beyrutlu, anneannem giritli. tek kelime yunanca ya da arapça bilmiyorum mesela. bunların nedenlerini düşünmüyor değilim. söylenecek çok şey var ama yeri instagram değil belki de. UAE aslında ortadoğu’nun ABD’si gibi. kapitalizm, büyüklük ve “en” olma sevdasını düşünürsek pek fark yok. buraya gelirken giysi ne getireyim diye sormuştum, istanbul’dan rahat dedi merve bana. şaşırdım. gel gelelim geleneksel giysileri içinde tek bir insanın kısa şortuma kötü kötü baktığını görmedim. pek çok expat var dubai’de, sebebi malum. samimi ya da değil o kadarını 10 günde çözemem ama özlediğim bir hoşgörü ortamı vardı. islam hoşgörü dini önermesine türkiye’de gülüyoruz ya burada olabilir dedim. abayalı arkadaşımla aynı masada içki içebildim. kimse kimseyi yargılamadı. size uae devletini güzellemek değil amacım. kültür olarak da fake bir durum var ortada o net. ama bu fake’in içinde gerçek olan bir şey yakaladım: dubai ortadoğu’nun pek çok ülkesinden gençlerin bir arada olduğu bir şehir. burada mısırlı, suriyeli, faslı, filistinli, lübnanlı, cezayirli, suudi ve tabii emirati pek çok insanla tanıştım. dün çok güzel bir partideydim. avrupalı expatlardan çok “biz” vardık ortamda ve ortak noktamız hepimizin ülkelerinin ayvayı yemiş olmasıydı. gözlerinin içinde benzer şeyler gördüm. daha avrupalı görürdüm kendimi hep, burada garip bir şekilde ait hissettim. onların anlayamayacağı bir şey bu: bir ara çok ağladım, siz yeni farkediyorsunuz orta doğu’da olduğunuzu dedi yeni tanıştığım bir arkadaşım bana. o beyrut’ta bombalar patlarken yarın yokmuşçasına devam eden partileri anladım. bombalar, savaş bayadır dibimizdeydi, şehre, her gün geçtiğimiz yollara gelince anladık belki… bizim olmayan bir savaşta ateş altında kaldık. nefes almaya çalışıyoruz işte. söyleyecek çok şey var, instagram şimdilik bu kadarına müsade ediyor

Elif Tanverdi (@cizenbayan) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Dubai dönüşü stadın ordan ilk geçtiğimde tüylerim diken diken oldu. Belki her geçişimde olacak. Yağmur’a giderken geçtiğim tünelde ise garip bir anons sebebiyle ödüm koptu. Korkuyorum aslında baya evet! Hep kaçmak gitmek istediğimi sanıyordum buradan ama son gelişimde daha iyi anladım: gitmek istemiyorum ben. Evim İstanbul benim. Aşklarım, kalp kırıklıklarım, heyecanlarım burada. En sevdiğim arkadaşlarım, ailem, anılarım da… Öyle de güzel bir şehir ki aslında. Tutunmaya çalışan birbirinden güzel mekanlar, her şeye rağmen işlerini yapmaya çalışan yaratıcı insanlar… Wondercats’le geçirdiğim süper bir yemek deneyiminden sonra daha da emin oldum bu şehre ve enerjisine duyduğum hayranlıktan…

dün akşam müthiş keyifli bir yemek deneyimi yaşadım, deneyim diyorum çünkü @wondercats.popup adresi 24 saat öncesine kadar açıklanmayan sürpriz ve her seferinde farklı mekanlarda bir defaya mahsus benzersiz yemek organizasyonları düzenliyor. Dün ilki gerçekleşen bu özel yemekte 10 kişiydik. 8 gibi buluşup önce içinde bulunduğumuz mekanın ve burada oturmuş ailenin dönemin tarihine paralel yaşanmışlıklarını dinledik, hikayelerine ortak olduk. Ben mimarisini görüp sadece tarihi bir atmosferde yemek yiyeceğiz sanıyordum ama @bon_vi_vant ve @sinanbudeyri ailenin ve binanın hikayesini dönem dönem anlatan 5 course’luk bir menü hazırlamışlar. Gece boyunca şaraplarla birlikle anlattığı hikayelerini ilgiyle dinlediğimiz sevgili @levonbagis ise bu yemeklerin şarap eşleşmelerini yapmış. Özenle seçilmiş malzemeler ve zahmetli tekniklerle hazırlanan her bir course, isminden sunumuna; anlattığı hikayenin yaşattığı hislere paralel tarlar bıraktı damakta. Örneğin “Madamın evi” adlı tabak ait olma köklenme hissine paralel yer elması, havuç, turp gibi kökleri toprakta yetişen sebzelerle yapılmış leziz bir çorba iken, “1955” isimli tabak 6-7 eylül olayları döneminde ailenin dağılmasının iç burkan kalp acıtan hislerini yansıtan bir kaburga yemeğiydi. Binanın ve ailenin pek çok dönemine bu lezzetler aracılığıyla şahit olduk. Tabii kendi hikayelerimizi de paylaşıp yeni dostluklar kurduk. Bir sonraki pop up yemek 28 ocak’ta imiş. Mekan 24 saat öncesine kadar sürpriz. Ben rezervasyonumu yaptırdım bile. Satışa sunulduğunda haberdar olmak için @wondercats.popup’ı takip etmenizi tavsiye ederim. Yer sınırlı olduğundan çok kısa sürede sold out olacağına eminim. (Story’ye de göz atabilirsiniz)

Elif Tanverdi (@cizenbayan) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Yanımda birileri varken hiç korkmuyorum sokaklarda. Yalnızken korkuyorum biraz. Bu da geçecek biliyorum. Korkuya teslim olmamak gerek. Klişe olacak ama istedikleri bu. Bana ümit veren arkadaşlarımla konuşmayı seviyorum artık, karamsarlığa kapılanlarla değil. Her şey rağmen işine sarılana, gülebilene bayılıyorum. Ben de onlardan biri olmaya çalışıyorum. Hayatta olmak bir hediye gibi her gün. Korku karamsarlık değil iyilik güzellik paylaşmak istiyorum artık. Bunu yaptığımda da suçlanmamak. Yarın ben de ölebilirim. Sen de ölebilirsin! Biraz daha anlayışlı, iyi niyetli olmak lazım. Kimseyle küs kalmamak lazım bir de. Şimdi Berlin’deyim. Yılbaşında yine Kater’de olacağım. 30 yaş günüm için kendime bir Meksika seyahati hediye ediyorum. Meksika dönüşü 18 Ocak’ta Anjelique’de çalacağım. 21-26 Ocak arası çalmaya Bansko‘ya gidiyorum bu sefer. Döndüğümde 28 Ocak’ta ise Soho House’ta çalıyorum. Ne çalıyor bu kız yahu diyenler için soundcloud hesabımı şöyle bırakıyorum:

2017 Ocak böyle geçecek. Şubat’ta da dilerim projeler, işler, DJ gig’ler devam edecek. Kim bilir belki İstanbul’da evim diyeceğim bir yerim olur yine. Yoga ile aramdaki buzlar erir hem. Çok özledim bir düzenimin olmasını. Ya da bir süre daha yollarda olurum. Yollar ne çıkaracak karşıma henüz yaşayıp görmeden planlar yapmak istemiyorum.

Sokaklarında huzurlu yürüyebildiğimiz bir ülkemiz olacak mı onu hiç bilmiyorum. Zaten bu işlerden hiç anlamıyorum. Tek bildiğim saygı, sevgi, eşitlik, hoşgörü… Gerisi fazla ‘kötülük dolu’ benim için.

2016 biterken böyle karmaşık hisler içindeyim. Geçen seneki dertlerime bakıyorum da; bu seneyi de mumla aramayız umarım diyorum. Ben yine de şükretmek istiyorum. Karşıma çıkan güzellikler için. Bazı güzellikler bittiği için küsmemek, isyan etmemek gerek sanırım. 2016 bunu öğretti bana. Küs kırgın değilim. Kimsenin kötülüğünü istemiyorum. ‘Happily ever after’ yoktur belki de. Ve belki de çocuklara masallar anlatmamak gerek. Bilmiyorum.

30 yaş da bambaşka bir tripmiş, itiraf etmem gerek. Hiç hissetmediğim bir sayı altında ezilmektense sağlıklı beslenmelerim, yogalarım, en çok da tekrar bulacağıma inandığım aşklarım, tutkularımla genç kalacağım! İşler için strese girmektense daha çok çalışacağım. Aramayacak ama açık olacağım. Karşıma çıkan insanlarla yaşadıklarıma isimler takmak, ilişkileri tanımlamak yerine akışına bırakacağım, sürprizlere açık olacağım. Kafa karışıklığım bitene kadar biraz daha böyle sürecek…

Bu seneden dileğim öncelikle hayatta kalmak ve sevdiklerimin de hayatta kalması tabii
Aramın bozuk olduğu, küs olduğum kim varsa aramı düzeltmek
Artık bir kitap yazmaya başlamak
Çoook keyif aldığım müzikte kendimi geliştirmek, bir çok yerde çalmak, sevdiğim müziği paylaşabilmek Seyahat video projemizi içimize sinen şekilde başlatabilmek
Sağlıklı huzurlu olmak
Sevmekten hiç vazgeçmemek

2017 güzellikler getirsin bize! Kendimizi bulduğumuz bir sene olsun! Ben her şeye rağmen umutluyum!

Göz atmak isterseniz eski sene biterken yazılarım da burada: 2015 2014 2013 2012

 

yeni c3’le sinop-samsun arası sürüş keyfi

yeni c3’le sinop-samsun arası sürüş keyfi

5. geleneksel sene biterken değerlendirme yapma yazısına hoş geldiniz! Ne demekse… Off ne garip bir sene. Ülkece neler atlattık. Sadece ülkece de değil aslında. Dünya da boka sardı. Sevginin yerine...

DCIMPHOTO20

veda

veda

5. geleneksel sene biterken değerlendirme yapma yazısına hoş geldiniz! Ne demekse… Off ne garip bir sene. Ülkece neler atlattık. Sadece ülkece de değil aslında. Dünya da boka sardı. Sevginin yerine...

IMG_3165

YORUMLAR

  • nilüfer diyor ki:

    belki de senin “happily ever after”in sevdigin insanlarla ya da yalnız dunyayı dolasmaktır:) umarım 2017 senin için, hepimiz için çok iyi gelir..

  • Ayyüce diyor ki:

    Elif, saniyorum ki hayatim hakkinda ne yapacagimi bilmedigim bu gunlerde senin duzenini-duzensizligini-asik olusunu-hayatin hakkindaki kararlari degistirdigini ama umutsuzluga asla izin vermedigini okudugumdan dolayi yanagima birkac damla yas dokuldu. Kalbin cok temiz, umuyorum ki 2017 istedigin her sey geleceginin bir parcasi olur ve uyumuyorum ki bir gun bir yerde karsilasiriz belki seni dinlemeye gelirim.

  • Melis diyor ki:

    Selam Elif! Yazini soluksuz okudum, o kadar icten yazmissin ki sanki seni arkadasimmis gibi hissettim ve evimde de agirlamak istedim:)

    Sunu deme istegi olustu bende. Insanin hayatina giren kisiler gittikleri zaman, mutlaka sana birsey katmis ve yasamini bir sekilde degistirmis olurlar. Eski erkek arkadasinla aranizda gecenler icin uzuluyor olman cok normal ama ben seni tanimayan biri olarak uzaktan yazini okuyunca sunu farkettim: Suan duzenli olarak yaptigin ve belli ki zevk aldigin DJ ligi eski erkek arkadasindan ogrenmissin! Mukemmel birsey degil mi? Evet ayrilmaniz uzucu ama bir sekilde boyle olmasi gerekiyormus ve o kisi seninle ilgili gorevini yerine getirmis, hayatini degistirmis ve kalmasi gerektigi kadar kalmis.

    Belki yeni evin, Dj ligin sana kattiklari gibi bir sekilde hayatini zenginlestirecek ve bir sene sonra kendine ” Iyi ki onunla tanismisim, evimden cikmisim ve comfort zone umdan cikmisim, yoksa hayatta evimden cikmazdim.” diyeceksin. Belki baska ulkede yasayacaksin, belki simdi oldugu gibi duzenli yasadigin biryer olmadan sadece gezeceksin ve bundan muthis zevk alacaksin!

    Demek istedigim buydu, umarim hayatin simdi oldugu gibi sevdiklerinle ve diledigin gibi devam eder.

    Sevgiler,

    Melis

YORUM EKLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir